Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Pazartesi, 06 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa
Sarıkamışlılar

Açık Mektup : Enver
Halis ESEN
10.04.2010

Sayın Ahmet Özcan'ın Yarın Dergisinde Enver Paşa'ya hitaben yazdığı mektup.

1970'li yılların ortalarında, ilkokul beşinci sınıftaydım. Son derece saf ve iyi niyetli bir Hasan öğretmenimiz vardı. Hep kederliydi ve çoğu zaman sabahları 'akşamdan kalma' bir vaziyette okula gelirdi. Derslerimiz onun sayesinde hep şamatayla geçerdi. Hasan öğretmen, sonradan elinden düşürmediği anahtarlığındaki 'Ecevit' resminden anladığım kadarıyla, CHP'li bir solcuydu. Onu çok severdik. Oda bizi severdi. Derslerde daima Atatürk'ü anlatırdı. Karatahtanın üstünde asılı Atatürk resmini işaret ederek "çocuklar bu sıralarda onun sayesinde oturduğumuzu unutmayın" derdi. Bir gün yine uzun uzun Atatürk'ten bahsetti. Vatanı nasıl kurtardığını, kahramanlıklarını, zekasını, devlet adamlığını...... Hiç unutmuyorum, giderek sertleşen bir ifadeyle, "aslında biz büyük bir ülkeydik", çocuklar" dedi. 'Büyük, daha büyük kahramanlarımız da vardı. Enver vardı mesela, Enver Paşa' dedi. Gözlerindeki o garip ifadey!
i hala hatırlıyorum, öfke miydi, keder mi? "Enver'i büyüyünce tanıyacaksınız" dedi. "Şimdi anlatsam anlamazsınız, onu büyüyünce anlayacaksınız". Hasan öğretmenin o gün tam olarak ne kastettiğini anlamamıştım. Enver kim di? Neden büyüyünce tanıyacaktım, iyi bir adam mıydı, kötü mü?. Hasan öğretmen bir daha Enver'den bahsetmemişti. Ama içimize saldığı kışkırtıcı merak, varlığını hep sürdürdü.

Sonra, biz büyüdük, büyüdükçe Türkiye küçüldü. Öğrendik ki, ülke olarak yıllarca önce dramatik ama görkemli bir şekilde yenilmiştik. Yenilgiyi kabullenip elde kalanla övünenler, geçmişe bir çizgi çekmişti. Yenilgiyi kabullenemeyenler ise geçmişi diriltmek, yeniden kavuşmak ya da şimdiyi geçmişe bağlamak istiyordu. Bu iki tarafın farklı dil ve araçlarla süren tüketici kavgasının tam ortasın da bulmuştuk kendimizi. Yenilgi travması ekseninde süren bu kavganın taraflarının geçmişe dair uzlaştıkları tek bir konu vardı: Enver ve İttihatcılık düşmanlığı.

Kendisini Kemalist, Milliyetçi, Liberal, Solcu yada İslamcı olarak tanımlayan hemen her kesimin, konu 1908-1918 yılları arasına yani çöküş 'an'ına gelince aynı refleksi göstermesi ilginçti:
 
Devamını oku...
 
MEDYA
Beş altı yıl önceye kadar öyle sanıyorum benim olduğu gibi herkesin bir gazetesi vardı.Yirmi-yirmi beş yıl önce de hepimizin siyah beyaz bir televizyonu;içinde de çoğu zaman necefli maşrapası vardı.O gazetemiz ekmek su kadar önemliydi,zaten ekmek alırken yanında da  gazete alır;ya yürüye yürüye hemen okumaya başlardık, ya da koltuk altına sıkıştırır ilk fırsatta okurduk.Köşe yazarlarına peygamberler gibi(bundan sonrası kişisel olsun) güvenirdim.Benim gazete ne yazarsa doğruydu. Köşe yazarı asla yanılmazdı.Saygı duyduğum birkaç meslekten biriydi gazetecilik.Yine de saygı duyduklarım var ama eskiden olduğu gibi sonsuz bir güvenle değil.Umarım bu yarım yamalak güvenim de sarsılmaz.

Devamını oku...
 
Sarıkamiş'ta İki Yiğit İki Can


Sarıkamış ta iki yiğit, iki can
Birinin adı Mehmet, diğeri Bedirhan
Ayak yalın... sırt ince... ekmek yok azıkta
İki can, iki yiğit, omuz omuza aynı safta
Sarıkamış soğuk, Sarıkamış karda
Mehmedim üşüyor Bedirhanım hasta

İmanlarından başka yoktu silahları
Azıkları Ayşe ile Zozan'ın sevdaları
Mehmet Ayşe dedi, döküldü gözünden yaş
Bedirhan Zozan dedi, boğazına oturdu taş
Kaldırırken ellerini semaya,
Mehmet Allah dedi, Bedirhan Hudey
İki beden bir ağızdan dökuldu aynı dua

Susmasın göğe yükselen ezanımın sesi
Mahremimin saçına değmesin düşman eli
Bu vatandan silinmesin ecdadımın ayak izi
Ya Rabb, muzaffer kıl bu haklı savaşta bizi
İnledi Allah-u ekber dağları
Gökten Melekler indi
Ecdad oradaydı, ashap orada
Gökte kuş amin dedi yerde karınca

Mehmet Konya'lı, Bedirhan Adıyaman
Ecel serbetini aynı tastan içerken,
Daye dedi ve getirdi şahadet Bedirhan
Anam dedi Mehmet, birde şahadet

Nice Bedirhandılar nice Mehmettiler
Dağlarda dondular, insandan ormandılar
Çanakkalede, İzmirde, Yemende
Kazsam üç kıtayı ellerimle,
koyun koyuna bir mezar
Mehmet'le Bedirhan aynı mezarda yatar

Onların yoktu ayrısı gayrısı
Zozanla Ayşe aynı Babanın öz kızı
Vatan aynı bayrak aynı
Kader aynı murat aynı
Sevda aynı türkü aynı
Nice Mehmettiler nice Bedirhandılar
Tarih künyelerini aynı sayfada yazar

Meral Korkmaz

 
ÇANAKKALE’DEN SARIKAMIŞ’ A
Birkaç yıldan beri İstanbul’dan Sarıkamış’ a şehitleri anmak üzere giden bir grup vatanseverle birlikte şehit torunlarının, Şehit Atalarımızı saygıyla anmaları bizleri sonsuz mutlu etmesinin yanısıra; bu büyük olayı bizlere tekrar hatırlatmanın yanında,Sarıkamış Harekatı’nın şimdiye kadar genç kuşaklar tarafından gereğince bilinmediğini göstermektedir. Özellikle Uzak Doğu’nun, Afrika’nın Güney ve Orta Amerika’nın bilmem neresindeki savaşlara methiye dizen bazı entellektüellerin de kendi milli tarihimizi ne kadar iyi anladıkları(!) düşüncesini canlandırdı .

Birinci Dünya Şavaşına zoraki sürüklenen Osmanlı Devleti’ nin tarihte iz bırakan son iki önemli olayı; 95 yıl önce, 1914 yılı sonları 1915 yılları başlarında aynı zaman dilimlerinde Çanakkale Savaşlarında ve Sarıkamış Harekâtında yüz binlerce kahraman gencin şahadetiyle tarihte yerini almıştır.

Devamını oku...
 
NE BELENGAZLIĞNAN BÜYÜMÜŞÜĞ
Murat Kayan
Erciş/VAN, 11.06.2010

Halımıza bakıpta sakına hor görmiyesen
Biz zemherinen kara kışnan böyümüşüğ
Peşimizden söğmeğli laf demiyesen
Zaten bedduvanan gargışnan böyümüşüğ

Eskiden kimsede bişe yokti, yoklukti,
Karnımız açdi ama gözümüz tokti.
Uçurtma yapmağa gekkele kamiş yokti,
Gezteden yaptığımız şeytanoknan böyümüşüğ

Tendire atardilar gezeli gorigani
Gandikte kaynatırdilar teze gıcırgani
Sıcak fetirnen yerdiğ bi baş kuri soğani
Biz sel ekmeğinen lavaşnan böyümüşüğ

Balalar gedeler toplanıp oynardilar lepbik
Birbirlerine vurardilar gumbuknan tepbik
Kazlar bicek çıkarırdilar çalardilar şebbik
Hıdırelleznen gırçconan biceknen böyümüşüğ

Sekavılnan havliyi süpürende görmüşüğ
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL