|
SARIKAMIŞ'IN ORMANLARI - XIV |
PDF |
Array Yazdır Array |
e-Posta |
|
Administrator tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 23 Temmuz 2009 19:43 |
(Ve son O r m a n ı s e v g i k o r u r .)
Uçaklarda adına KARAKUTU denen çok önemli bir aygıt vardır. Bu aygıt, yanmaz, kırılmaz, çürümez, sudan etkilenmez bir maddeden yapılmıştır. Görevi ise; Kaptanın her söylediklerini anında kaydetmektir. O nedenledirki düşen uçakların bulunması gerekeren ilk aygıtı KARAKUTU dur. Çünkü uçağın neden düştüğü, nasıl düştüğü, irtifası, hızı ve benzeri özellikler bu karakutuda kayıtlıdır. Hatta, bir başka deyişle bu karakutulara pilotun "VASİYETNAMESİ" dir de denebilir. Bu örneklemeden esinlenerek ben de bundan önceki SARIKAMIŞIN ORMANLARI başlığı altında yazdığım, sizlerin de sabır ve nezaketle okuduğunuz onüç makaleyi uçan bir uçağa,bu makaleyi de onun KARAKUTUSUNA benzetmek istiyorum. Şöyle bir göz atıp bakalım karakutumuzda neler var. ORMANLARIN KORUNMASINA. Tartişmaya açık olsa da Sarıka
mışlı orman kaçakcılarını muhbirlemez. Mizevirlemez. İspiyonlamaz. Bunları yapanı da şiddetle kınar. Onlara hep sakıncalı gözü ile bakılır. Şayet yanılıp ta yapan biri olsa onu şiddetle kınar ona sakıncalı gözüyle bakar hep. Bir de ormanı kesse de götürse de yangın denilen felâket için alınması gereken her türlü tedbiri bilir. Onun içindir ki başka yerlerde görülen büyük orman yangınlerı Sarıkamış ormanlarında görülmemiştir. İnşallah bundan sonra da görülmez. Türkiye'de bir HAYRETTİN KARACA gerçeği var. Adam seksen yaşın üzerinde. Ama, hala yurt sevgisiyle,doğa sevgisiyle, orman ve ağaç sevgisiyle dopdolu. Heves ile ile çırpınıp duruyor. Konfaranslar veriyor. Senpozyumlar düzenliyor. Paneller yapıyor. Askerî Birlikleri, Üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını, okulları, uyarıp duruyor. "Yapmayın etmeyin güzel yurdumuz erozyon yüzünden çölleşiyor. Ağaç dikin orman yapın. Her yıl Kıbrıs adası büyüklüğünde bir toprak parçamız nehirlerle denizlere sürükleniyor. Ağaç dikemiyor, orman yapamıyorsanız bari mevcut ormanları koruyun." diye feryad ediyor. Bizler sayın Hayrettin Karaca'nın dediklerini yapabiliyor muyuz? Dürüstce konuşmak gerekirse yapamıyoruz. Çünkü bize ağaç ve orman sevgisini öğreten olmadı. Bizler de ağaç ve ormana karşı zalimce büyüdük. Bu gün Avrupa Birliği ülkelerinde ağaç ve orman, kutsal bir varlık olarak görülmektedir. Bahçende, kendi mülkiyetindeki bir ağacı keyfi hatta zaruri olarak kesemiyorsunuz. Kesim için görevlendirilmiş kurumlar var. Onlara müracaat ediyorsunuz. Kesimine onlar karar veriyor. Onlar kesiyor ve yaptıkları işin bedelini de sana ödetiyorlar. Uzakdoğu ülkalerinden Kuzey Kore'de asılarak idam etme cezası sadece ağaç kesenlere uygulasnıyor. Bu durum O devletin ağaç ve orman konusundaki hassasiyetimi göstermiyor mu? Böylesi önemli bir konu bir Hayrettin Karaca ile ya da Hayrettin Karaca gibilerle olacak iş değildir. Bunu millî bir dava yurt ve Ulus meselesi etmeliyiz. Bunun için de çocuklarımıza ağaç ve orman sevgisini aşılamalıyız. Hani insanların yarı kalmış arzuları vardır.Kendi yapamadıklarını çocuklarına yaptırmak gibi. Bizler bu konuda duyarsız isek, bizlere agaç ve orman sengisini öğreten olmadığındandır. Onun için bari bizler çocuklarımıza öğretelim. Cezayasalarını ve kollak kuvvetlerini arttırıp taviz vermeden uygulamak çare gibi görünse de, kalıcı bir fayda sağlıyacağını pek sanmıyorum. Kalıcı faydayı ise yazının sonunda okuyacaksınız.
Önce, TBMM başkanı olan, Anavatan Partisi'nin Erzincan Milletvekili Yıldırım Akbulut, Turgut Özal'ıl Reisi Cumhur olması ile Başbakan olmuştu. İşte O'nun Başbakanlığı döneminde de Hayrettin Karaca denen bu doğa delisi fırsat buldukca paneller senpozyumlar düzenleyip yurt yönetiminde söz sahibi olan kimseleri davet ediyormuş. İşte yine konusu ağaç ve orman olan bir panelin davetiye lerinin altına bir not düşer Hayrettin Karaca. Derki "Her davetlinin konuya uygun bir vecize yazıp getirmesi rica olunur." Herkes te bu teklife icabet eder yazıp getirirler. Başbakan Yıldırım Akbulut ise bir telaş panele yetişir ama, vecive üretip getirmeyi unutur. Paneli yöneten hatırlatınca da, masanın üstünde üst üste yığılmış vecizeleri görür. En üstekinde de şöyle yazıyormuş. "ORMANLAR, YURDUN OKSİJEN KAYNAĞIDIR." Oradan esinlenerek derki Başbakan, "benim vecizemde hazır. Lütfen ben söyliyeyim siz de bir zahmet yazın." ve söyler. "ORMANLART YURDUN ELEKTRİK KAYNAĞIDIR. "Başbakan Yıldırım Akbulut.
Tabii gülmelerin çeşidi bıyıkaltı olur. Şayet bu panele ben de davetli olsaydım vecizem şöyle olurdu.
ORMANI SEVGİ KORUR."
(Geresi laf-ü güzaftır.)
Sevgi ve saygılarımla
SONLANDIRIRIM...
|
|
Son Güncelleme: Cuma, 24 Temmuz 2009 09:42 |