Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012

YALAN
Yalan: Gerçeğe aykırı olup, aldatmak gayesi için söylenen sözler olarak tanımlansa da;değişik manalar içeren bir kelimedir.
Yalan, tabii ki insana özgüdür. Yalanı söyliyen kimseyi (CI) eki belirler. Yani Olur YALANCI. Yalancıysa; Yalan söylemeyi huy edinmiş kimse olarak tarif edebiliriz. Eşyanın tabiatına aykırı durumlarda da bu manada kullanılır. Örneğin : Yalancı dolma, yalancı elmas gibi. İyi de insanlar neden yalan söylerler? Sorunun kesin cevabını (Pisikologlar dahil) bilen yoktur. Ama, Pisikologlar herkesin yalan söyliyebileceğini ısrarala vurgularlar. Ben de ayni görüş ve kanaatte idim taki "BİR ÇİFT YÜREK" adlı kitabı okuyana kadar. (Kitapçılarda var herkese tavsiye ederim.)

Bir Çift Yürek okuduğum binlerce kitaptan en enteresan olanlardan biri olup, tesirinde kalmışımdır. Avusturalya yerlileri olan ABORJİN'lerin yirmibin yıl önceki atalarının yaşamlarını aynen muhafaza ederek yaşamalarını anlatıyor. İnsan yaşamının kalitesini yükselten ve kolaylaştıran uygarlığın sunduğu hiçbir nimeti kabul etmeden yaşıyorlarmış. Birkaç örnek vermeden edemedim. Beslenmeleri tamamen doğadan. Tabii çoğu çiğ. Giyinmek örtünmek yok gibi.
Ateşi dahi odun parçalarını biri birine sürterek yakıyorlarmış. Hiç hastalanmıyorlarmış Ölmek dahi kendi isteklerine ve şefin müsaadesine bağlıymış. Telepati ile uzak mesefelerden biribirleri ile iletişim kurabiliyorlarmış.

En önemlisi de bu yazıya konu ettiğim "Y A L A N 'ı hiç bilmiyorlarmış. Oysa bu dünyanın sıfatlarından biri de "YALAN DÜNYA' dır. Yalan dünyada yalandan haberi olmıyanların olması çok ilginç. Aborjinleri bir tarafa burakırsak,tüm insanlar az ya da çok "Yalan Söyleri" kabul edeceğiz. Radyonun, Televizyonun elektriğin olmadığı zamanlarda insanlar kahvelere, köyodalarına toplanır tamamnına yakını uydurma tedricen ve yalan olan hikayeleri(HEKATLARI) dinliyerek uzun kış gecelerini geçirmeye çalışırlardı. Ya da şehirden köye gelen birisi şehirde gördüklerini, gidip gelirken yollarda yaşadıklarını abartarak anlatırdı. İşte bunlardan birisi yanındaki arkadaşına "Ben bazen yalanın dozunu kaçırıyorum. Ayıp oluyor. Sen beni öksürür gibi yap uyar." der. O da kabul eder ve bizimki şehirden gelirken gördüğü bir tilkiyi anlatmaya başlar. Derki:
-Dün şehirden gelirken bir tilki gördüm. Allah sizi inandırsın belki 3-4 metre boyunda bir kuyruğu vardı.
Arkadaşı hemen
- Öhö öhö öhö der.Adam.
-3-4 metre değil de enaz 2 metre vardı kuyruğu.
Adam yine
-Öhö öhö öhö der.
-Bizimki,ben belki yanılmış olabilirim, garanti 1,5 metre idi kuyruğu.
Öhö öhöler devam eder. Yalan söyliyen de bir metreye iner. Adam sinirlenir derki.
-Ellinin körü. Öhö öhö ha öhö. Yoksa bu merat GOLLK mi idi. (gollik:kuyruksuz)

Yalan söylemek te bir beceri bir marifettir. Öyle yalancılıkta ustalaşmış kimseler vardır ki, onların söylediği yalanlar başkalarının söylediği gerçeklerden daha inandırıcıdır. İşte böyle usta bir yalancının bulunduğu bir cemaatte
bir delikanlı bu yalancı ustasını kıskanır. Kendi kendine der ki "benim ondan neyim eksik?Ben de en az onun kadar yalan söyliyebilirim." Kendine olan bu güvenle başlar bir yalan söylemeye.Der ki.
-Bu gün değirmen tarafından gelirken gökten köpek sesi geliyordu.
Herkes başlar gülmeye, alay etmeye. "Hiç gökten de köpek sesinin geldiği görülmüş duyulmuş mudur?" gibi laflar ederek delikanlıyı müşkül duruma düşürürler. Durumu gören usta yalancı delikanlının imdadına yetişir. Derki.
-Ne gülüyorsunuz? Delikanlı doğru söylüyor. Ben de duydum. Duydum ama nerden geldiğini takip ettim.Yusuf emmilerin kancık köpek yavrulamıştı ya, işte o eniklerden birisini çalağan(Kartal) kapıp kaldırmış. Çalağan gagaladıkca enik bağırıyordu. Köpek sesi işte oydu.
Herkes inanır ve hep bir ağızdan
-Bak şimdi oldu. Derler.

Yalanın bir de yakışanı yakışmıyanı vardır.Örneğin:
Kadınlara yalan söylemek hiç yakışmaz. Ekabir dediğimiz ülkeyi yönetip yönlendirenlere yalan hiç yakışmaz. Dindar
olarak bilinen hacı hoca takımına yalan söylemek hiç yakışmaz. Metre tutan terazi kullanan eşraf esnafına yalan hiç ya
kışmaz. Ortaboylu tıknaz kimselere de yalan söylemek hiç yakışmaz. Analara babalara yalkan söylemek hiç yakışmaz.
Öğretmenlere subaylara yalan söylemek hiç yakışmaz. Özetlersek Bu merat İĞRENÇ alışkanlık HİÇ KİMSEYE YAKIŞMAZ.
Ama sigara tiryakiliği gibi zararını bile bile yine de söyleriz işte.

Allah bu mübarek Ramazan günlerinde cümlemizi yalan denen bu iğrenç alışkanlıktan uzak durmayı nasip eylesin.
A M İ N .

Cengiz ATİLA
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."