Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (I) DOLANDIRICILIK

DOLANDIRICILIK
DOLAMDIRICILIK'ı aldatmak, parasını ya da malını elinden almak olarak tarif edebileceğimiz gibi,verdiği sözü tutamıyan, hep yalan söyleyip kaçamak yollarla sıyrılmasını bilen VAADİNİ yerine getirmiyen kimse olarak tarif etmek mümkündür.
Dolandırıcının sermayesi YALAN dır. Bu yüzden dolandırıcılar güzel konuşur iyi yalan söylerler.Muhataplarını ikna etmesini bilirler. Pişkindirler. Gereksiz yere büyük büyük yemin de ederler. Önemli şeyler dahi onlar için önem arz etmez.
Dalandırıcılık insanın manavî yapısında olmaması gereken nakiselerden biridir.Dolandırma olayının olabilmesi için
dolandıranın oldukca zeki, dolandırılacak olanın da saf, hatta biraz da avanak olması gerekir.
Dolandırıcılığı zeneat edinenler olduğu gibi, dolandırıcıkla geçimini sağlıyanlar da yok değildir. Dolandırıcılıkları sayesinde tarihe geçmiş kimseler bile vardır.
Örneğin; Sülün Osman lakaplı meşhur dolndırıcı Galata köprüsünü mekân tutar, Anadolu'dan gelen paralı saftirkleri gözüne kestirir ya Galata Kulesi'ni, ya Galata köprüsünü, ya tranvayları ya da Kızkulesini satardı.
Sılamız Sarıkamış'ta da benim bildiğim zamanlarda meşhur dolandırıcılar vardı. Bunlardan birisi Eskici Apdullah'tı. O sözlerine "itinoğlı olim ki" diye başlardı. Bir müşteri bir güm tamir için Eskici Apdullah'a bir çift körüklü çizme getirir. Pazarlık ederler, adam derki "nezaman almaya geleyim?" O da "Haftaya bu gün gel cızmalarını ogüne ben gız kimin yapar hazır ederim." Der. Belirlenen günde adam gelir çizmeler yapılmamıştır. Bu minvel üzre hafta olur haftalar.haftalar olur ay, aylar olur yıl ve aradan tam yedi yıl geçer, körüklü çizme de modadan kalkar. Adam dolandırıldığını kesin kes anlamıştır. Onur meselesi ederek bir gün kararlı şekilde çizmeler yapılsın yapılmasın alacaktır.Öfkeli ve biraz da tehditkâr bir ifadeyla sadece ÇİZMELER der eskici Apdullah'a. Duvara dayandığını anlıyan Eskici Apdullah çar-naçar tozlu rafların arasından çizmeleri çıkarır. Bogazlarından ikisini bir eliyle tutarak öfkeyle yere vurarak derki "Al işde cızmaların. Yedik mi san ki. Bir daha da bele ecele iş getirme emi." Adam verecek cevap bulamaz, başını sallıya sallıya çekip gider.
Bu olay da ŞAH'lık döneminde İran'da geçer. İran'lı Âzeri bir vatandaş müthiş dolandırıcıymış. Öyleki bunun dolandırıcılığı Şah'ın kulağına kadar gider. Şah ta bu meşhur dolandırıcıyı merak eder huzuruna çağırtır. Şah derki.
-Sen dolandırıcıymışsın öyle mi?
-Beli Şah'ıma gurban, men dolandırıcıyımdır.
-Ele herkesi dolandırabilir misin?
-Şah'ıma gurban, men ele herkesi dolandırabillem.
-Peki, beni de dolandırabilir misin?
-Beli, Şah'ıma gurban, yeterki sen emrele men seni de dolandırım.
-Peki beni de dolandır bakalım.
-Şah'ıma gurban indi olmaz. Men sıraya goyuram dolamdıracaklamı. Seni de sıraya goyar haver verrem.

Şah "Peki" der.
Adam çıkar gider, aradan bir hafta on gün geçer, Şah merak eder adamı çağırtır. Adam
-Şah'ıma gurban, men seni sıraya goyufam. Ama daha sıran gelmedi. Sen heç merah eleme men saa haver verrem.
Aradan bir ay geçer Şah yine merak eder dolandırıcıyı çağırtır. Dolandırıcı Şah'ı yine ikna eder.
Derken bu minvel üzre aradan altı ay geçer. Şah çok sinirlenir, adamı yine huzuruna çağırtır ve der ki "Ya beni
dolandırırsın ya da kelleni uçurtturursun."
Adam har zamanki sakin ve pişkin haliyle derki.
-ŞAHIMA GURVAN. MEN SENİ ALTI AYDIR DOLANDIRRAM. AMA SEN GAMMERSEN MEN NELEYİM...
Şah nihayet altı aydır dolandırıldığını anlar, anlar da işi pişkinliğe vererek.
-Hadi git Allah belanı versin.
Der.

Sevgi ve saygılarımla sunarım.

Cengiz ATİLA
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."