|
SARIKAMIŞ'TAKİ ARABACILIK SEKTÖRÜ ve YAN KURULUŞU |
SARIKAMIŞ'TAKİ ARABACILIK SEKTÖRÜ ve YAN KURULUŞU
DEMİRCİLER ÇARŞISI (1935-1965)
(Değerli hemşehrilerim bu tür nostaljileri sizler için yazıyorum.Ve de okuyanlardan teşekkür bekliyorum.)
Orman ürünlerinden işlenmemiş tomruklar,işlenmiş keresteler ve yakacak odunların ormandan kesilmeleri,Orman İşletmeleri Depolarına nakli,Orman İşletmesince satılankeresteliktomrukların ihtiyaç sahiplerine satışları sırasında nakil işlerini, öküzarabacılarına yaptırıldığından ilçe merkezinde ve köylerde bu işi yaparak kazanç sağlıyan "ARABACI SEKTÖRÜ" nün doğmasına vesile oldu. Motorlu araçlar henüz ulaştırma sektörüne girmediğinden, arabacı sektörü Sarıkamış cıvarında yaptıkları işlerle kalmayıp, Kars, Erzurum, Karaköse Muş gibi illere ve bunların ilçe ve köylerine de odun ve tomruk nakliye işlerini üstlenmiş durumdaydılar. Arabacılık bu denli ileri derecede geliştiğinden arabacılık sektörünün yan faktörleri de doğal olarak gelişme göstermişti. Bir kere arabaları çekmek için gerekli öküz ve camuş (manda) yetiştirmede Sarıkamış uzmanlaşmıştı. Öyle öküz ve camuş yetiştirilirdi ki insan, bu koşun hayvanlarına baktığında "mübarek" demeye, heybetinden dehşete düşmeye mecbur kalırdı. İnanılması pek kolay değil ama, iyi beslenmiş bir çift öküzün ya da camuşun 4-5 ton yükü olan arabayı çekip taşıdığı bir gerçek. Kahvelerde, köy odalarında, uzun kış geceleri biribirlerine yapılan oturma komşuluklarında, yolculuklarda alış-veriş yapılan bakkallarda, düğün nişan sünnet cenaze meresimlerinde, her ne vesile ile olursa olsun bir araya gelindiğinde herkes, kendi öküzünü camuşunu meth ede-ede bitiremezdi. Bu bab da ilginç hikâyeler de anlatılırdı Maviboncuklar, dardağan ağacından yapılmış süsler, nazarlıklar "Maşallah" yazılı ve aynalı boncuklar muskalar koşun hayvanlarının boyunlarını süslerdi. Koşun hayvanlarını koşun takımları temin etme talebi, saraçlık sanatını özendirmişti. Başkayışı, Boyunduruk kayışı, çarak, kamçı gibi deriden yapılan eşyalar da ss eşyaları ile birlikte eğer, hamut pasturunka, terbiye kantarma, yular belleme gibi at koşunu satan saraçlarda satılırdı. Saraçlık iyi ve kârlı bir işti Araba yapımı koşun hayvanları yetiştiriciliği ile yarış halindeydi. Arabaları demirciler yapardı. Talep çok olduğundan olacak ki nalbantlarla iç içe girerek koca bir "DEMİRCİLER ÇARŞISI" oluşturmuşlardı. Dükkânlar derme çatma camsız ve çerçevesizdiler. Çatıları da yoktu. Demirleri ısıtmak gerektiğinde de ergime noktasına getirmek için gerekli körükler dükkânların ortasında bulunurdu. Önlerinde binlerce çekiç ve balyoz darbelerine dayanıklı çelik örsler, yanlarında da kızgın demirleri soğutmak için içi su dolu kurunlar bulunurdu.
Sarıkamış'ın ormanlarında dişbudak, karaağaç, gürgen kayın cinsinden ağaçbulunmadığından demirciler, Samsun cıvarından satınalarak getirirlerdi araba yapımı için gerekli keresteyi. Araba yapacakları bu keresteler çoğu kez yaş olurdu. Yaş kereste ile de araba yapımı mümkün değildi. Kasakiparmak, top, döş köynek adları ile sınıflandırılan bu keresteler körüklerin üstüne yapılan asma katlara kurumak için dizilir ve kurumaları bu şekilde sağlanırdı. İyice kuruduğuna kanaat getirilen bu keresteler usta ellerde şekillenerek furgun arabası olurdu. Genellikle koyu yeşile boyanan bu sanat harikalarına"KINALI FURGUN" denmesinin hikmeti bilinmezdi. Nerede ve kim terafından yapılırsa yapılsın kaliteli furgun arabalarına"GENCE FURGUNU" denirdi. Buradan furgunun anayurdunun Ermenistan'nın Gence şehri olduğu bilinen bir gerçekti. Demircilerin ağaçtan yaptıkları tekerleklerin dayanıklılığı için gerekli demir ŞİN halkayı geçirme işine"ŞİNAVAT" denir. Şinavat günleri Demircile Çarşısı mini bir karnaval havasına bürünürdü. Halkalar, odun ve tezek ateşinde ısıtılıp genleştirilerek mengene ve çektirme sistemleri kullanılarak genleşmiş şinlere balyoz darbeleri indirilirken naralar atarak zevk ve şevkle yapılırdı. Meraklılar seyre gelir, alkışlar hatta yardım dahi ederlerdi.
Demirciler de kendi aralarında ihtisaslaşmışlardı. Çoğu araba tamiri ve yeniden araba yağsa da,birkaçı sadece balta
ve keser yapardı. İyi baltaların gonga mazısından ve tren raylarını etli çelik kısmından olduğunu herkes bilirdi. Hazıra yapılan baltalara gelen müşteriye "vallah ta gonga billah ta gonga" diye yeminetmeleri de bundan dı. Demirciler Çarşısı'nın gülü neşesi nalbantlardı. Çoğu şen şakacı tip insanlardı. Ve de Erzurum kökenliydiler. "Demircilerin ise çoğu kars kökenli ve Âzeri idiler." Koşun hayvanlarını nallamak için gerekli nal ve mıhları demir hurdasından üretirlerdi.Usta ve çırak ikilisinin çelik örs üzerine indirdikleri çekiç darbeleri tam bir müzik ziyafeti olurdu. O dönemde müzik ve müziyi oluşturan enteresan seslerin delisi Okay Temiz kuş, böcek, rüzgar ve suların çıkardığı sesleri toplayıp müzik yapmak için Afrika ormanlarına gitmek yerine, Sarıkamış'ın DEMİRCİLER ÇARŞISINA gelmesi nasılda isabet olurdu. Bu esnaf kesimi millî bayramlarda büyük bir şevk ve heyecanla hazırlanır, her yıl yaptıkları yaniliklerle, merasim geçitlerini gururla yaparlardı.
Bütün bunlar barış ve savgi içinde yapılır, hiç mi hiç nahoş bir olay olmazdı. Hele de milliyetcilik hiç yoktu. Ne anarşi,ne anarşist ne de onların yaptığı bir olay olmazdı. Ve de ben; bu mutluluk yıllarında bıyıkları yeni terlemiş bir delikankıydım...
Sevgi ve saygılarımla sunarım.
Cengiz ATİLA
01.10.2009
Eşme-İZMİT
|