Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Salı, 07 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (II) BOŞ VE ÇAĞDAŞ İŞLER

BOŞ VE ÇAĞDAŞ İŞLER
Cengiz Atila
Eşme-İZMİT, 30.7.2010
 
İnsanın doğasında her işi yapmak olduğu gibi, boş işleri yapmak ta vardır. Ama bu kişiye göre değişir. Kimi boş işleri az yapar, kimi normal, kimi de bir ömür boyu boş işlerle uğraşır. Yani, bir baltaya sap olamaz. Boş iş nedir? Diye merak ettiğimizde “ZAMANI VE EMEĞİ FAYDA VE İYİLİK GETİRMİYEN İŞLERDE HARCAMAK." olarak tarif edebiliriz. O zaman ki; tüm değerlerin, tüm kıymetlerin üstünde bir sermayedir. İnsanoğlu hatta tüm canlı ve cansızlar için dünya da oluşan ve oluşacak olan her şey zamanın eseridir. Su yumuşak kaya ise settir. Ama kayanın üzerinden su devamlı aktığın da önce kayayı yıpratır sonra da kum yapar. Buna zamanın aslanı tilkiye boğdurması da diyebiliriz. İnsanoğlu aklı sayesinde o koca koca nehirlerin ırmakların önlerine bentler barajlar yapıp durdurmasına karşılık ne yazık ki zamanı bir dakika bile durduramadan acizdir. Yıllar önce HAYAT KIRKINDA BAŞLAR adlı bir roman okumuştum. Hafızam beni yanıltmıyorsa yazarı ünlü Fransız yazar Jan-Jak Ruso olmalı. Yazar o koca romanı "ZAMANI" konu alarak yazmış. Her insanın dünyaya eşit sermaye ile geldiğini, bu sermayenin zaman olduğunu, hayra ve iyiliye kullananların mutlu olduklarını anlatmış. Cezaevlerinde mahkûmlar için zamandan bol bir şey yoktur. Bunun kıymetini bilmeyenler, tespih çevirerek, sigara içerek volta atarak geçirirler. Zamanın kıymetini bilenler ise; cezaevlerinin kısıtlı olanaklarını kullanarak okurlar yazarlar, bir şeyler yapar ya da icat ederler. Dünyada en çok okunan klasiklerin çoğu cezaevlerinde yazılmıştır. Bu gün dünyanın en meşhur silahlarından biri olan "KALAŞNİKOF" (Mucidin adı da bu olmalı) silahını bir Rus mahkûm icat etmiş, icadı sayesinde cezasını affettirmiştir. Zamanın durdurulması mümkün olmadığı gibi geriye dönüşü de yoktur. Bizden önceki nesiller bu gün insan yaşamını kolaylaştıran araç ve gereçlerin yapım ve icatlarını zamanı iyi kullanma ve azimleri sayesinde olmuştur. Ünlü Fizikçi Edison ampulü icat etmek için yılmadan usanmadan kırk bin defa deney yapmıştır. Ve bu gün tüm insanlığın karanlık geceleri onun boş işlerle uğraşmaması sayesinde aydınlık olmuştur. Boş işlerle uğraşanların sermayesi yalan hedefleri hayaldir. Durmadan yalan söylerler. Ve hiç alçaklara çadır kurmaz hep yükseklerin adamı olduklarını sanırlar. Aşk'ta bundan pak farklı değildir. Gerçek aşklara elbette ki saygı duyulur. Hayal ürünü yani boş aşklar ise gülünç olmadan öte gidemezler. Adamın işi gücü sanatı sermayesi herhangi bir kariyeri ve sıfatı yoktur. Sadece yakışıklıdır. Bu yakışıklılığına güvenerek ağanın beyin kızına gönül koyar, boşu-boşuna kendini aldatır. İnsanları boş işlere yönlendiren mekanizmalardan biri de kıskançlıktır. Adamın bir iş Eczacılık Fakültesine gitmiş, okumuş, eczacılık eğitimi alarak diploma almıştır. Mevkili bir yerde eczane açar. İşi iyidir. İnsanlara hizmet eder, mukabilinde de iyi para kazanır. Bizim boş işler meraklımız bunu kıskanır. Bir eczanede O açmaya kalkar. Sermaye için evini arabasını satar. Bu kez karşısına uzmanlık belgesi sorunu çıkar. Araştırır, diplomalı bir eczacıyı ya ortak eder ya da dolgun bir maaş verir. İflas etmemek için bir müddet dirense de sonunda "Yaptığımız boş işti ağa." demeye mecbur olur. Evvelden her köyde ve mahallede bir ya da daha fazla demirci bulunurdu. Bu demirciler arabaların kırılan bozulan yerlerini tamir eder ya da hepten yeni araba yaparlardı. Çiftin kotanın demirlerini zotlar, balta keser gibi köylük hayatının vazgeçilmez aletleri de onların elinden çıkardı. Şimdi bu demirciler var mı? Yok. Şayet çağdaş işlere yönelmemiş ya da demirciliği bırakmamış olsaydılar onların işlerini devam ettirmeleri de boş işler için iyi birer örnek olurdu. Bazen belgesel filmlerde seyrediyoruz. Türkiye’nin kentinde ve köyünde at eşek öküz kalmadığı halde adam hala "BABA MESLEĞİDİR" diye semer yapıyor, nal mıh kesiyor, tabii boşa çalışıyor. Bazen de boş işlerle uğraşmak yeni bir sektör yaratıyor, iyi kazançların kapılarını açıyor. At arabaları moda iken en iyi BRIÇKALAR Bursa'da yapılıyordu. At arabaları piyasadan kalkınca bu briçkaların imalatçıları da Bursa'da bir bir kapandı.  Ama bir imalatçı işinde küçük bir değişiklik yapıyor. Önceden yapmış olduğu briçkaların küçük ölçekli maketlerini yapıyor. Yaptığı maket briçkaları da turistik eşya diye turistlere sattığı gibi ihraç ürünü ediyor. Ve siparişleri karşılamada zorlanıyor. İstisnalar kaideyi bozmaz, derler ya yine de siz, Bursalı briçka ustasının yaptığına aldanıp boş işlerin peşi sıra sakın gitmeyin.
 
Beni dinleyin ÇAĞDAŞ İŞLERE YÖNELİN. Örneğin: Sarıkamış'ta kalan, çeşitli mecburiyetlerle gurbetin yolunu tutan, yurtdışında bulunan Sarıkamışlılar; bir araya gelmeyi beraber iş yapmayı öğrenin. Halka açık bir Anonim şirketi kurun. Şirketin sermayesi kadar da kredi alın. Sarıkamış'ta bilgisayarlarla donatılmış çağdaş büyük bir HIZAR FABRİKASI kurun. Sarıkamış'ın ormanlarından üretilen tomrukların tamamını bu fabrikada mamul duruma getirerek İstanbul'da, Ankara'da Erzurum'da ve Sarıkamış'ta ki satış mağazalarında satın. Bin kişiye yakın bir işsize iş istihdamı yaratın. Böylece çağdaş bir işe yönelme sayesinde köşeyi dönüp refahı ve mutluluğu YAKALAYIN...
 
Sevgi ve saygılarımla sunarım.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Tarık Mert  - Gerçek mi?   |31-07-2010 16:57:40
Mrb Hocam yaşça ve tecrübe yönünden elbette bizden
öndesiniz..görüşleriniz fikirleriniz gayet tabii bizi gibi gençler için
önemli..Bu gün Sarıkamış'a bakarsanız eski degerini yitirmiş durumda
sadece gurbetten sarıkamış nidaları yükselmekdedir..

Elbette hayat bu
hani ne derler dogdugun yer degil doydugun yer misali her birimiz bir
yerlerdeyiz..EĞER BU YAZIYA SİZ GERÇEKTEN İNANIYORSANIZ..Neden peki bizden
önceki nesil sarıkamış'a gereken değeri vermemiş herkes şöyle
bakıtıgımızda amann böyle gelmiş böyle gider demiş..Neden Gurbetteki
Sarıkamışlı yada Karslı Gereken yatırımı yapmamış ve aslında daha
çok söylenecek söz varda ..Bu gün artık nereye giderseniz gidin Siyaset
guruplaşma tarikatlaşma ön plana çıkmıştır..Herkes Benim adamım deyip
kendi adamını kayırma yoluna gitmiştir..bundan dolayı dır ki artık genç
nüfusda dahil artık iş bulamaz hale g...

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."