|
Cengiz ATİLA
Eşme-İzmit, 25.08.2010
Ateş ve su normalinde ve hayra kullanıldığında insanlara ve tüm canlılara fayda sağlar. Hayra kullanılmadığında da felaket ve ölüm getirir. Ateş ve su sözleşmiş gibi hemen hemen ayni tarihlerde zulmetmeye başladılar. Ateş, başta Rusya olmak üzere Polonya Çekoslovakya gibi kuzeybatı yarıküredeki ormanları yakmaya insanlara ve canlılara zulmetmeye başladı. Su da Asya ülkelerinde merhametsizleşti. Silmeye süpürmeye mahvedip öldürmeye başladı. Ben bu mağdur ülkelerden kuruluşundan (1947) bu yana ülkemizi seven, her vesile ile gerçek dostluğunu esirgemeyen dost ve kardeş ülke Pakistan’ın maruz kaldığı "SU TUFANI" vesilesiyle yazıma konu etmek istiyorum. Önce bu dost ve kardeş ve Müslüman ülkeyi ansiklopedik bilgilerle tanımanın iyi olacağına inanıyorum. Pakistan bir Asya ülkesidir. 1947 yılında Hindistan'dan bağımsızlığını kopararak bağımsız bir devlet olmuştur. Liderleri Muhammet Ali Cinnah'tır. (Ankara'da bir caddeye CİNNAH adı verilmiştir.) Resmi adı=Pakistan İslam Cumhuriyetidir. Yönetim şekli=Federal Cumhuriyet’tir. Başkenti=İslamabat'tır. Yüzölçümü=796 095 Km2 Nüfusu=144 milyonu aşkındır (2002) Komşuları=İran, Afganistan, Çin ve Hindistan'dır. Para birimi= Pakistan Rupi'sidir. Pakistan önceden Doğu ve Batı Pakistan olmak üzere iki kısımdandı. Doğu Pakistan 1971 yılında Hindistan’ın yardımıyla ayrılarak Bangladeş adı ile ayrı bir devlet oldu. Pakistan'ın siyasal yapısı ülkemize oldukça benzemektedir. Orada da zaman zaman askerî ihtilallarla sivil yönetim bizdeki gibi iç-içedir. Onlarda da bizdeki kanser'e dönüşen Kıbrıs sorununa benzer Keşmir sorunları vardır Hindistan'la. Pakistan bir tarım ve hayvancılık ülkesidir. Bu yüzden bizdekinin aksine nüfusunun % 75’şi hala kırsal kesimde ve köylerde yaşamaktadır. Başlıca ürünleri=pamuk, pirinç,
şekerkamışı, buğday sebze ve meyvedir. Pakistan'ın uğradığı bu felaketi batı doğu istikametinde uzanan dünyanın en büyük dağ silsilesi olan Himalayalar sebebiyet vermektedir. Bir adı da SANSKRİTÇE’dir. Ve "Kar Yurdu" anlamına gelir. Dünyanın 8850 M. yükseklikteki EVEREST TEPESİ de bu dağ silsilesi üzerindedir.2500 Km. uzunluğunda yarıdan yukarıları yaz-kış kar ve buzuldur. Hayırsız hatta felaket kaynağıdır bu dağ silsilesi. Orta Avrupa’daki Alp dağları 4-5 ülkeye bereket pompaladığı halde, Himalayalar geçtiği ülkelere felaket pompalamaktadır. Bilhassa Pakistan sınırında olan kısmında ot ve ağaç yoktur. Bunun sebebi ise; toprak yoktur. O devasa dağlar yalçın kayalardan oluşmuştur. O yüzden yağan yağışların bir gramını toprak ememediğinden seller, tufana hatta karadan denize yönelmiş TUSİNAMİ'lere dönüşüyor, köyleri-kentleri, bağları bahçeleri, insanları ve hayvanları önüne ne gelirse yutup yok ediyor. Pakistan'a yazık oldu.
Ülkemiz 12 Eylül EVET-HAYIR maçının finaline yoğun olarak hazırlandığı halde, her zaman olduğu gibi yardım elini uzatan ilk ülke olmuştur. Genel Kurmay 4 uçak dolusu ilaç ve sağlık malzemesi göndermiştir. Sağlık Bakanlığı Tam Teşekküllü iki Mobil Seyyar Hastaneyi yola çıkarmıştır. Kızılay zaten ilk günden görevinin başındadır. TIR’lar dolusu sağlık temizlik gıda battaniye gibi malzemeleri yükleyen TIR’lar katarlar oluşturarak yollara düşmüştür. Aş Ocakları kurup felaketzedelere sıcak yemek vermeye başlanmıştır. Ulaştırma Bakanlığı haberleşme ağlarını onarmak için ekipler gönderdiği gibi 25 vagondan oluşan İYİLİK TRENİ de yola çıkmıştır. İki bin prefabrik evin malzemeleri ulaştıkça montajları yapılıyor. Başbakanımız ilk günlerde bir milyon dolar nakdi yardım yapılacağını söylerken, felaketin büyüklüğü meydana çıkınca bunu on milyon olarak telaffuz etmeye başladı. Türk Milleti yardımseverdir. Merhametlidir. Bu dost kardeş ve Müslüman mağdur insanlarına el atmak için yarış halindedir. Bunun ifadesi olarak cuma namazlarından sonra camilerin önüne konan yardım kutularına cemaat, ceplerini boşaltarak çıkmaktadır. (Bu durum devam edecek) Bankalar açtıkları hesap numaralarını televizyon ekranlarında yardımseverlerin dikkatine devamlı göstermektedir. Birleşmiş Milletler de sadece bu konuyu görüşmek üzere gecikmeden toplanmıştır. İnşallah iyi kararlar almışlardır. Benzeri felaketlerde olduğu gibi, bu felakette de petrol zengini Arap Ülkeleri ve Arap âlemi hala duyarsız ve ilgisizdirler.
Böylesi (Afet kelimesi az geldiğinden tufan olarak ifade ediyorum.) TUFAN'lar da en çok mağdur olan kadınlar çocuklar ve hayvanlardır. Pakistan da normalinde ülkemiz gibi yardımsever bir ülkedir. Bizdeki Marmara depreminde en önce ve en çok yardım yapan dost ve kardeş ülke Pakistan olmuştur. Ayrıca, Afganistan'da bitmek bilmeyen Taliban-Amerikan savaşının zulmünden kaçan yarım milyon sahipsiz ve kimliksiz kadın ve çocuk Pakistan kırsalına canlarını atmış, yaşama şansı aramaktadırlar. Başlangıçtan bu yana orada bulunan yüzlerce haber ajansı ölenler için kesin bir sayı verememektedirler. Ama görünen O ki, verilecek sayılar binlerle ifade edilecektir. Felaket bölgesinden 20 milyon insanı tahliye etmişler. Evet, 20 milyon. Bu birkaç devletin toplam nüfusu demektir. Her şeylerini sulara sellere çamur deryalarına kaptırmış insanların geleceği ne olacak? Önümüz kış. Bu 20 milyon insanı nerede barındıracaklar? Nasıl besleyecekler? Hastalık eğitim durumları nasıl olacak? Suların çekildiği düşünüldüğünde geriye birkaç ülkenin yüzölçümü kadar çamur deryası kalacaktır.
Yardımlar: Yardımlar ne yapsın. Yırtık büyük, yamalık küçük. Zaten devrilen kap yerini doldurmaz. Hele de "ELDEN GELEN ÖĞÜN OLMAZ. O DA VAKTİNDE BULUNMAZ." atasözü ne kadar manalı. Özetlersek, Pakistan 50 senede belini doğrultamaz. O nedenle yine bu felaketi veren "YARADANA SIĞINMADAM BAŞKA ÇARE YOKTUR." Dost kardeş ve Müslüman ülke Pakistan’ın işi zor değil "ÇOKKK ZORRR" PAKİSTAN'A YAZIK OLDU.
Saygı ve sevgilerimle sunarım.
|