|
Cengiz ATİLA
Eşme-İZMİT, 11.03.2011
Disiplin, insan yaşamını düzene sokan,bir davranış ve yaşam biçimidir. Varlıkla yoklukla da pek ilgisi yoktur. Daha çok bir terbiye bir eğitim ve iyi alışkanlıklar edinme külliyesidir. Görünüşte, sıkı düzen, düzen bağı, ya da düzence gibi görünse de aslında "genele uyma", sallapürtü yaşamamak, yeterlilikleri hep tercih etmek, kanaatkâr ve itaarkâr olmadan başbaşka bir şey değildir.
Askerî İç Hizmet'te "ASKARLİĞİN TEMELİ DİSİPLİNDİR." diye tarif eder. Bu tarif oldukca doğru. Başında bir Onbaşı, ya da Çavuş bulunan bir bölüğü düşünürsek Çavuş "YAT" diyor koca bölük yağmur çamur demeden yatıyor. "Yürü" diyor, herkes uygun adım yürüyor.Şayet bu bölükte disiplin olmasa bir tek komutla bu bütünlük sağlanabilir mi?
Disiplinin başarı ile,disiplinsizin de başarısızlıkla yakın hatta sıkı ilgisi vardır.Disiplinli bir öğrenim dönemi elbetteki kişinin noksanlıklarını tamamlıyacak sonunda diplomaya kariyere kavuşacak bilgili becerikli biri olarak toplumdaki saygın yerini alacaktır.
Yüzlerce hatta binlerce cemaeti olan bir cami düşünün. Bu kalabalığa huşu ile namaz kıldırmayı teh bir imamın "Allahıekber" komutu sağlamaktadır ki bu komutun asıl adı disiplindir. Disiplin bu gün olmasa bir gün,hukuk gibi herkese lazım olan birşeydir. Disiplinin olmadığı yerlerde zorbalık olur. Bir adının da mütegallibe olduğu bu düzenbozanlığın sonu, anarşidir.
Disipline ençok ihtiyacı olan müesseselerden biri de "AİLE" müessesesidir.Bir ailede anne-baba,evlat-kardeş sevgisi olmadı mı o ailede disiplinden söz edilemez, hayır bereket kalkar üzerlerine karabasanların çöktüğü mutsuz bir aile olur ki, böylesi ailelerin
köylük yerindeki tarifi şöyledir. "Oğlan yiyer oyuna, çoban yiyer koyuna, gider." şeklindedir. Ailelerin ençok ihyiyaç duydukları disiplin, sofra disiplinidir. Yaşadığın ve hayranı olduğun için Malakanlar'ın sofra disiplin ve terbiyelerini burada bir defa daha yazmak
istiyorum. Uzun masanın bir başına evin babası oturur. Diğer başıma hışır hışır kaynıyan mis semaveri idare eden anne oturur. Herkes yıkanmış taranmış ve gecikmeden gelir sofraya otururlar. Baba İncilden ezberlediği bir dua okur. Diğerleri "Amin" diyerek ellerini ilkin yana kaldırıp sonrada yüzlerine sürerler. Bir tepsinin içinde hılep "büyük ekmek" ve keskin bıçak herkesin önüne gelir. Herkes te yiyebileceği büyüklükte bir dilim keser.
Yemek büyük bir saygı ve sessizlikle yanildikten sonra baba tekrar " şükür" duasını okur. Herkes amin diyerek yemeklerini mutluluk ve afiyetle yerler. Bunlar ve benzerleri ferdi ve yarı ferdi disiplinlerdir. Bir de büyük disiplinler vardır. Hükumeti, Devleti, Orduyu disiplinli bir şekilde idare etmek gibi. Sağlığı bozulmuş Başbakan Ecevit'in son Başbakanlığı döneminde Bakanlar Kurulu disiplini tamamen yitirmiş, yılda bir kez toplanamaz olmuştu. Bakanlarsa asıl işlerini bırakıp artistlerle dansözlerle yaşamaya başlamışlardı. İşte böylesi bir disiplinsizlik ulusun kaderini elbetteki olumsuz etkiliyecektir.
Mutlu insanların mutluluk sebeplerini araştırdığımızda, disiplinli yaşadıklarını görürüz. Onlar zamanlarının kıymetini çok iyi bilirler. Ve asla israf etmezler. Kendi kendilerini müfettişidirler. Yemelerini, uyumalarını okumalarını gezmelerini çalışmalarını, spor yapmalarını her disipline ertmişlerdir. Ünlü Fizik Alimi Arşimet o derece disiplinli yaşarmış ki, kapının önünden geçenler saatlerini onun geçişine göre ayarlarlarmış.
Dünyada yapılan yaz ve kış olimpiyatlarında derece alıp ülkelerinin bayraklarını göndere çektiren süper sporcuların başarıları "DİSİPLİNLİ ÇALIŞMANIN " ürünüdür. Sadece Rusya'nın başkenti Moskova'da 14 tane buz pateni okulunun olduğu, 6 yaşında öğrenci kaydettiklerine her gün muntazaman ve disiplinli bir şekilde eğitim verdiklerini medyadan öğreniyoruz. Öğreniyor ve böylece kendimizi ölçme fırsatı buluyoruz. Bu buluş te çoğu kez utanarak oluyor.
Saygı ve sevgilerimle sunarım.
|