Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (II) Y A K I Ş M A K

Y A K I Ş M A K
Cengiz ATİLA
EŞME-İzmit, 9.04.2011

Yakışmayı, güzel, yerinde ve ya uygun görünmek şeklinde tarif edebiliriz. Delikanlılık ve gençlik yıllarımızda Sarıkamış gençleri
şövelye yüzük takmayı moda etmişlerdi. Bu yüzükleri kuyumculuk sanatını noksansız temsil edecek derecede usta arkadaşla
rımız yapardı. Benimkini akranım ve arkadaşım Burhan Oker yapmıştı. (Kd.Ereğlisine göçtüğünü biliyorum. Ve buradan sevgi
ve selamlarımı yolluyorum.) İlkin adımın ve soyadımın başharf leriyle bir arma yapmıştı kaşına. Sonsa müşterek karar verip
bu armanın yerine tam bir Reşat altını koyduk. Bu yüzüğü senelerce parmağımdan çıkarmadan kullandım. Taki yolumuz ihtiyarlık sapağına gelene dek. Yaşım elliyi geçmiş, altmışa dayanmıştı. Parmağımdaki yüzük bana birşeyler söylemek istiyordu. Biraz söylemek istediğini anlamakta zorlandımsa da sonunda anladım. Yüzük bana "Ben artık sana yakışmıyorum." Diyordu. Ve de haklıydı. Ben de torunlarımdan birini çağırıp yüzüğü avucuna koyduktan sonra "Bu benden sana hatıra. Büyüyünce dedenin hatırası olarak kullanır ve de beni anarsın."

Gerçekten de bu yakışma kavramının bilincine varmak, kişiye ve yaşamına kalite ve erdemlilik getşirecektir.Bunun böyle olduğunu kabul etmemek ise her zaman aykırılık zıtlık komiklik olacaktır. Söz kıyafetten açılmışken biraz modadan ve insan denen O güzel  yaratığı ucubeye çeviren defilelerden söz etmek istiyorum. Ticaret ve para kazanmak uğruna modacılar, kadın kesiminin mahremiyetini ve iffetini yok sayıp, edep ve adabına her vesile ile hakaret etmektedirler. Televizyonlarda ister istemez bolca yapılan bu defile

proğramlarına gözümüz ilişiyor. Hatta seyrediyoruz da. Ve her seyredişimde şöyle bir soru geliyor aklıma. "Acaba bu kıyafetleri alıp
karısına kızına giydiren var mı? Ya da kimler alıyor? kimler giyiyor?" diye.

Bence, bu defileler kadına yakışanı değil, yakışmıyanı sergiliyorlar ve seyredenler de çılgınca alkışlıyorlar. Keyif bu? tür'ü çeşidi sonsuz, neylersin? Bu yakışma olayı moda da böyle de konuşmada farklı mı sanki? Kişi, konuşmasında olmıyanı olun, küçüğü büyük, eskiyi yeni, ucuzu pahalı, kalitesizi kaliteli, göstermeye çalışıyorsa yalan söylüyordur. Bu yalan ise; ne büyüye ne küçüğe, ne kadına ne erkeğe, ne ahile ne cahile, ne de hiç kimseye yakışmıyan bir nakisedir. İşin enteresan tarafı bunun böyle olduğunu bildiğimiz halde bu yaslan söylemeden vazgeçmeyişimizdir ya da vazgeçemeyişlimizdir. İzdivaçlar da çoğu kez bu yakışma olayına uymaz aykırı düşerler. Güzel çirkinle, uzun kısayla, kültürlü cahille, tutumlu savurganla, çalışkan tembelle evlenir, bir türlü bu denksizlik yüzünden rehavet ve mutluluğu bulamazlar. Ya ayrılırlar ya da "bu benim kaderim." diyerek müptezel bir şekilde yaşarlar. Bu yakışma olayının olumsuzu olan YAKIŞMAMAYI bizim oralarda biraz amiyane de olsa çok güzel bir atasözü ile ifade ederler. "Ayranı yok içmeye, faytonla gidiyor ...maya." diye.

Bir adıda çapkınlık olan hovardalık gençler ve gençlik için olağan hatta hak sayılır. İlerlemiş yaşlarda böylesi kaçamaklarda israr etmek hele de milletin çoluğuna çocuğuna musallat olup sulanmak kişiye hiç mi hiç yakışmıyan bir davranıştır. (böylelerine genelde KARTHOROZLAR ) denir. Bu toplumsal sızlanmayı önlemek ya da azaltmak için hükumet ağır cezalar içeren ve de adına HADIM ETME YASASI denilen bir yasayı adalet komisyonundan geçirdiği halde geri çekti. Böylece bu yasa tasarısı (seçimler nedeniyle olmalı) kadük oldu.

Değerli hemşehrilerim ve sevgili okuyucularım. Ben bu yakışma ya da yakışmama olayının iteneği olarak biraz da kıskançlığı ve gösterişi görüyorum. Komşunun arabası var. Yaşamasını da biliyorlar. Her hafta maailece biryerlere gidip yiyip-içip, gezip-eğlenip milleti
çatlatıyorlar. Bizim garibanların bu nanik olayına tahammülleri kalmamış olmalı ki, evin babası eve gelip terliklerini daha ayağına geçirmeden çocuklar boynuna sarılıp hanım cilve ile kucağına oturarak "Baba bize de artaba al." diye tuttururlar.

Baba çaresiz. "Peki peki." diyerek canını kurtarır boğulmaktan. Ertesi gün tün olanaklar zorlanır,yetmez.Biraz da yüksek faizle kredi çektikten sonra araba kapıya gelir. Bu kez baba "Kızım oğlum ehliyetim yok. Hem, doğru dürüst süremiyorum da." dese de "Baba dikkat eder yavaş yavaş sürersin." ısrarlarından kurtulamaz ilk pazar yollara düşerler. Daha 20-30 Km. gitmeden gider bir TIR ın altına girerler. Baba ölür. Kalanlar da sakat kalacak derecede yaralanırlar. İşte kıskançlığa ve gösterişe sıradan bir örnek. Ve bu örnek
leri çoğaltabiliriz.

Ama işin gerçeği şudur : normal ve yakışır bir şekilde yaşamak, biraz mahcubiyet verse de, sonu kaçınılmaz felaket olacak olan çılgınca hızlı ve gösterişli yaşamadan ya da böyle bir yaşama özenmekten iyidir...

Sevgi ve saygılarımla sunarım.
 
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."