Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (II) SAHİPSİZ SARIKAMIŞ (I)

SAHİPSİZ SARIKAMIŞ (I)
Cengiz ATİLA
Kocaeli-EŞME, 01.05.2011
 
Misakî Millî ile sınırları çizilen Türkiye Cumhuriyeti'nin tekmil bünyesinde bulunan fabrika sayısı onu geçmezdi. İkisi Sarıkamış'taydı. Bunlar HIZAR FABRİKASI idi. Ben gördüğümde (1940 yıllarda) Aşıt  İstasyonundan dekavül hattı ile İznos'ta ormanın derinliklerin dekine bağlantısı bulunanını atıl durumdaydı. Fabrikanın ve binasının sökülebilir kısımları sökülüp götürülerek yağmalanmış, fabrikayı yabani otlar sarmış sarmaşıklar kuşatmıştı.
 
Ama, Sarıkamış'ta İstasyonun kuzeybası Eskisarıkamış ve Bardız yolu üçgeninde bulunanı faal ve üç vardiye şakır şakır çalışıyordu. Ruslar, Sarıkamış'ı boşaltırken doksanbin hektar birinci sınıf çam ormanı ile bu fabrikalara yakmak yıkmak şeklinde zarar vermeye elleri gitmemiş gönülleri razı olmamış olmalı ki bütün güzellikleri ile Türklere bırakmışlardı. O zamanlar hiç kamyon yoktu. Başta orman ürünleri olmak üzere her türlü taşımacılık öküzarabaları ile yapılıyordu. Bu fabrikanın günlük kapasitesi yüzelli öküzarabasının yükünü işleyip mamul hale getirebilecek güçteydi. Fabrikada yüzlerce işçi çalışıyordu. Etrafında lokanta, kahvehane, bakkal han alaftar V.S. gibibir sürü esnaf işyeri açmış geçimini bu fabrika sayesinde kazanıyordu.

Öküzaraba sahipleri para ile oynuyorlardı. Ormandan fabrikaya getirdikleri tomrukları boşalttıktan sonra, işlenmiş keresteleri yükleyip 
Kars'a Erzurum'a Karaköse'ye Muş'a katarlar halinde düzülerek götürüyorlardı. Tabii öküzarabacılarının işleri tıkırında olunca Demirci
ler Çarşısındaki demirci esnafı ile nalbantların da işleri düzgün, yüzleri güleç, keyifleri yerinde idi. Bu fabrikaya Sarıkamış ormanları tomruk yetiştiremiyordu. Noksan tomruklar Göle ormanlarından getiriliyordu. Köylüler tomrukları keşen olarak (sürütme) Allaekber dağlarından aşırarak ya güney eteklerinde bulunan köylere ya da Karahamza'ya getirip depoluyorlardı. Oradan fabrikaya taşınmaları yine öküzarabacılarına ekstreden bir iş veriyordu. Yalnız Sarıkamış içinde bulunan arabacı sektörü bu kazançtan pay almakla
kalmıyor, köylüler de kendi işlerini bitirdikten sonra gelip bu pastadan paylarını alıyorlardı.

Fabrika buhar sistemi ile çalişıyor kömür yakıyordu. Ama işe yaramaz odunları yongaları talaşları da ocaklara atıp hem çevredeki kirliliği önlüyorlardı, hem de, yakıt giderlerini  azaltmış oluyorlardı. Bu fabrikayı konu ederek bir kitap dahi yazılsa, yine de
tam olarak anlatılamaz, noksanları kalırdı. O nedenle ben bu fabrikaya "SARIKAMI'IN VE SARIKAMIŞ'LININ ALTIN YUMURTLUYAN TAVUĞU." idi diyorum.
 
Peki ne oldu bu altın yumurtluyan tavuğa???
  -Efendim burası hudutboyudur. Rus'lar gelip burayı tekrar istila ederlerse fabrika ellerine geçmesin.

Gibi hiçbir mantığın alamıyacağı kabul edemiyeceği bir gerekçe, bir mazeret. Tabii işin doğrusu bu değil. İşin doğrusu "SARIKAMIŞ'IN SAHİPSİZLİĞİ" Sarıkamış siyasetine vakıf olup yön verecek kimsenin olmayışı. Bu fabrika sökülüp götürülürken bir Allahın kulu çıkıp ta "NE YAPIYORSUNUZ? FABRİKAMIZI NİYE SÖKÜP GÖTÜRÜYORSUNUZ?" gibi bir tepki gösteren olmadı.
Sevgili hemşehrilerim, sitemizin değerli okuyucuları. Bu satırları çok üzgün bir halet-i ruhiye ile yazıyorum, çoğu yerde de ağlıyorum. Sarıkamış sadece şimdilerde değil, taaa o zamanlarda bile siyaseti politikayı bilen kimse yetiştiremiyordu. Bu tempo ile gidildiğin de gelecekte de yetiştiremiyeceği kesin. Bunu suyunun toprağının müsait olmamasına yorumlıyalım...

Hani bir türkü var. "BEN BU DERDİN HANGİSİNE YANAYIM?" Fabrikanın gidişi böylede sonradan Sarıkamış ekonomisine balyoz üstüne balyoz indirilişi bundan farklı mı??? 1950 li yılların sonlarına doğru Selim'in elliyi aşkın köyü ile Sarıkamış'tan koparılışını ve yerine hiç bir şeyin koyulamayışını mı desem??? Yoksa, yüzlerce aileye iş ve aş temin eden istasyonun istasyonluktan duraklığa asterfi edilişini mi ve de yerine hiçbir şeyin koyulamayışınımı desem? Karayolunun Aras vadisinden geçirilerek Sarıkamış'ı sapada bırakmanın yerine hiçbir şeyin koyulamayışınımı desem? Bardızın sessiz sedasız ve derinden köyleriyle Sarıkamıştan koparılıp Şenkaya'ya bağlanmasınımı ve yerine hiçbir şeyin koyulamayışınımı desem? Susuz'un Mamaş köyünden gelip Sarıkamış'ın Tepe Mahallesine yerleşen Kasap Yunus'un bir yüzbaşı hanımı ile münesebet kurması (Sonradan evlenip Almanya!ya gittiler.) bahane edilerek Askerî Birliklerle Sarıkasmış esnafının bağlarının kaparılışını ve yine yerine hiçbir şeyin koyulamayışınımı dedem?

Sarıkamış'ta kazanıp ta yatırım yapması gerekenlerin köçlerini yükleyip büyük kentlerin yolunu tutmasınımı ve yerine hiçbir şeyin koyulayışınımı desem? Ardahan ve Iğdır'ın il yapılışında sarıkamış'lının daha üstüne güneşin doğmadığınımı desem?

Ormanın hor kullanılıp bitirilişinimi desem? DESEM...DESEM...DESEM... İşte bu dediklerim ve bunlara benzer diyeceklerim hep
"SARIKAMIŞ'IN SAHİPSİZLİĞİ" yüzünden olmuştur.

ŞİMDİ:Ben bu durumu bildiğim için 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan Milletvekili seçimleri için aylar önceçırpınmaya başladım. Makaleler yazdım. (Yazdıklarım sitemizin bana ayırdığı dosyalarda mevcut.) Dedimki : Bir araya gelmeyi, beraber iş yapmayı öğrenin. Münasip biri üzerinde anlaşın. Evet bir tek aday gösterin. Böyle yapın ki Sarıkamış'ı temsil eden adayınızın önce listelere girme sonra da seçilme şansı olsun.

Sanki bana inat bir aday yerine ONLARCA aday adayı.

SONUÇ???

Ben yazmaya utanıyorum.
 
Sevgi ve saygılarımla sunarım.
   
NOT : Bir sonraki yazım yine Sarıkamış'ın sahipsizliği üzerine olacaktır. Bu kez manavi nakiseleri yazacağım.
 
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
AYFER ZEREY   |06-06-2011 23:55:31
Baba yazın çok güzel.Kalemine sağlık...
ISIL CILOGLU   |06-05-2011 11:28:33
Ellerine sağlık Baba çok güzel yazmışsın.Sana çok katılıyorum.Sevgiler
sermin ünalp  - Çok beğendim   |05-05-2011 22:54:32
Baba sarıkamışı okadar güzel anlatmışsınki eline gönlüne sağlık.

Sermin

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."