Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (II) Ö Z E N T İ

Ö Z E N T İ

Cengiz ATİLA
EŞME-İzmit, 18.10.2011

Ramazan gelip te büyük kentlerde yaşlıların özellikle de emeklilerin OKEY oynadıkları kahveler kapanınca perişan
bir duruma düşüp, başka işler, başka uğraşlar, başka hobiler ararlar. Mal Müdürü Emeklisi Osman Nuri Bey de bunlardan biri.
"Haftaya pazarda ben de patlıcan satacağım." fikri pazarı gezerken gördüğü Rumen Kadının marifetli satıcılığını seyret
tikten sonra oldu.

Kararını akşamdan hanımına güzel güzel söyledi. "Yarın erkenden kalkıp pazarda patlıcan satmaya gideceğim." Karısı
korka korka cılız bir sesle cevap verdi. "İyi hoş ta; sen pazarcılık yapabilin mi?" Osman Nuri Bey kendinden emin bir
ifadeyle "Hanım hanım zaten sen hep böylesin. Niye yapamıyayım? Bu işi ukur-yazarlığı olmıyan Rumen kadınları
yapıyor. Ben yıllarca  Devletin milyarlık hesaplarının altına imzasını atmış biriyim. Ben hesabımı kitabımı yaptım." dedi.

Hanımı karşı çıkmanın faydasızlığını bildiğinden "Hadi hayırlısı olsun." demekle yetindi.
Ertesi gün sabah namazı vakti uyandı.İşleri rest gitsin diye sabah namazına ilaveten iki rekat nafile namaz kılıp uzun uzun dualar etti. Bir heves bir koşu toptancı sebze haline gitti. Toptancıları gezerken "Acep iki tonmu alsam, yoksa bir tonmu?" tereddütüne düştü. Sonunda "Ne olur ne olmaz" diyerek beşyüz kiloya karar verdi. Ayırdığı patlıcanları tarttırıp kiraladığı atarabasına bir işadamı edasiyle yükletti. Toptancı, "Bey faturayı nasıl kesiyoruz?" vergi numaranız kaç diyice Osman Nuri Bey ilk engelle karşılaştığını anlamasına
anlamıştı ama, bozuntuya da vermemişti. "Faturayı yarın alacağım yarın." diyerek arabacıya hareket etmesi için işaretini
vererek durumu geçiştirdi.

Arabacı Osman Nuri Bey'in acemi olduğunu "çek oğlum pazara" diyişinden anladı. Yine de yılların verdiği tecrübe ile
umursamaz bir ifadeyle sordu.
   -Beyim,sizin satış yariniz pazarın neresinde?
    Osman Nuri Bey işe biraz espiri katmayı yeyliyerek.
   -Neresi boşsa orası benim yerim.

Yanıtını verdi. Arabacı" Görüp bakacağız" diye içinden geçirdi. Kurulmakta olan çadır ve sergilere sürtüne sürtüne pazarın epey derinlerine ilerlediler. Osman Nuri Bey şöyle köşebaşına yakın bir yeri gözüne kestirmiş olmalı ki arabacıya "Dur yavrum burası iyi.  Boşaltmama yardım edersen seni memnun ederim." demesi üzerine durdular. Daha iki sandık indirmişlerdi ki, ağzındakı sakızın balonunu patlatan onbeşlik Rumen dilberi "A-B orası abemlerin yeridir." demesi üzerine durdular. Yere indirdiklerini de  bir telaş indirilmemiş yüklerin üzerine attılar. Osman Nuri bey sabırlı bir ifadeyle "Burası olmadı hele biraz daha gidek." diye arabacıya işeret
etti.Ve gittiler bir müddet daha. "Burası nasıl? olmadı ya burası?" diye diye pazarı bir baştan bir başa geçtiler, öğlen
oldu, münasip bir yer bulamadılar. Arabacı önce Osman Nuri Bey'den kurtulmak, sonra da bu pazar çaylağına iyilik etmek
niyetindeydi. Dedi ki "Beyim bu işler böyle olmaz. Malı bir yere yıkıp birisine teslim edelim. Sonra sen gider Zabıta Memuruna söylersin sana münasip bir yer gözterir. Sen de orada satar gaymeleri destelersin. "Bu öneri Osman Nuri beyin aklına yattı. Ara sokaklardan birine sürdüler arabayı. Sözüm ona Osman Nuri Bey "Emin birini bulacaktı." Bula bula biber satan birini bulup bu esmer vatandaşa malı teslim ettiler. Arabacı dolu dolu ücretini alarak işine, Osman Nuri Bey de zabıtanın
peşine gitti.

İri-yarı Zabıta Memuru Osman Nuri Bey'in söylediklerini sabır ve nezaketle dinledi. Sonra da "Bey amca o işlere biz bakmıyoruz. Maliye'ye gidip kaydını yaptıracaksın. O kayıtla Pazarcılar Derneğine gideceksin. Üye olup giriş aidatı yatıracakcın. Olsa olsa sana yardımcı bu işleri yaptıktan sonra dernek olur." dediğinde otuz sandıktan oluşan patlıcan yükünü Osman Nuri Bey omuzlarında hissetti.

Osman Nuri Bey malları teslim ettiği sokağı ve yeri bulmasına buldu ama, ne patlıcan vardı ne de teslim ettiği emanetçi esmer vatandaş. Kime sorduysa ağız biriği etmişcesine "A-B bira az yesen de patlıcanlarına bir bekçi tutsaydın. " Cevabını aldı. Böylece gün kararıp akşam oldu.

Osman Nuri Bey'in patlıcan satma özentisi bunca macareden sonra fos çıkmıştı. Hiç olmazsa hanımına "Ben sana demedim
mi?" yi dedirtmemeliydi. Bu amaçla MİGROS'tan almış olduğu üç kilo patlıcanı espiri eşliğinde vermek istedi hanımına.

"Al hanım, Allah bereket versin. Bu gün üç-beş kuruş kazandık. Bu patlıcanlar da cabası." Diyerek banyonun yolunu tuttu.

Hanımı patlıcanları Miğros baskılı poşete konmasına ilkin aldırış etmedi. Boşaltırken çıkan fişi görünce de olup biten
leri anlamada gecikmedi. Yine de.

-Kesene bereket bey. Sattığın patlıcanlar da pek tazeymiş. Yarın yine erkenden kalkacak mısın?

Diyerek beyinin durumuna olgunluk gösterdi.

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
ayfer zerey   |22-10-2011 01:29:08
Güzel hikaye.TEBRİKLER

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."