|
Cengiz ATİLA
EŞME-İzmit, 27.11.2011
Gezdiğim gördüğüm bulunduğum ve çalıştığım yerlerde epey YEŞİK YURT LOKANTASI tabelası taşıyan lokanta gördüm.Çoğunda da yemek yedim.Ve gördüm ki değil Yeşil Yurt Lokantalarının tanıdığım tüm lokantaların kıralı Kars'taki Yeşil Yurt Lokantasıdır. 1960 ve 1970 yıllarında bile, bu saygın lokantanın "ÜNÜ" Türkiye hudutlarını aşmış uluslar arası tanınır durumdaydı.
O nedenle bu kısıtlı satır ve sayfalarla O'nun methiyesini yapmaya gerek yok. Biz kendi Yeşil Yurt Lokantamızı sılamız sevgili Sarıkamış'ımızdaki YEŞİL YURT LOKANTASINDAN bahsederek, Nostalji yapıp yutkunalım.
Yeşil Yurt Lokantası doğu batı istikametinde uzanan eski Belediye Caddesinin kuzeyinde ve tam ortasındaydı.Bina iki katlıydı.Zemin kat taş yarı inşaat halindeki birinci katocak tuğlasındandı.Mülkiyeti kara kaleli Macit beye aitti. Müstecirleri ilk zamanlar kiracı idi. Sonradan zannedersem mülkiyetini satın aldılar. Ve yarı inşaat halindeki birinci katın noksanlarını tamamlıyarak otel yaptılar. Yeşil Yurt Lokantasının böylece Yeşil Yurt Oteli adında bir de oteli olmuştu.
Yeşil Yurt Lokantasının salon kısmı hiçbir aşırılık göstermiyecek derecede sade idi. Üzerinde ölgün ışiklar saçan aplikler bulunan duvarlar beyaz badanalı, mefruşatı da o derece sade idi. Ama işletmeciliği ve temizliği mükemmeldi.Hani derlet ya "Tesis ne kadar mükemmel olursa olsun, önemli olan işletmedir." Yeşil Yert Lokantası da bu öz değişin anlatmaya çalıştığı gibiydi.
Yeşil Yurt Lokantasının yemeklerini bir defa yiyen o lezzeti hiçbir yerde bulamadığından unutamazdı.Lokanta küçük çaplı bir
"KARTER" gibi çalışırdı. SAhiplari mal meydanından almış oldukları kısır inekleri koyunları hemen kestirmez köylerdeki anlaşmalı dostlarıma gönderir iyice semirtildikten sonra kestirerek lokantanın et ihyiyacını ÖZEL olarak karşılarlardı.
Ayrıca,evlerinde besledikleri soylu ineklerin sütünden tereyağı yoğurt peynir yaptırarak onlarada bir kalite kazandırdıktan sonra müşterilere gururla sunarlardı.
İnsan Yeşil Yurt Lokantasına girdi mi? Kendini gurbetten evine yeni gelmiş gibi rehavette hissederdi. Müşterileri garsonlar karşılayıp oturttuktan saonra, ya baba Günday ya oğlu Celâl müşterinin yanına gelir halını hatırını sorar, muzip şeyler anlatır, müşteriyi neşelendirir, şakalaşır daha hiçbir şey yemeden muhabbetle doyururlardı.
Lokantanın işletmeciliğine dürüstlük ve disiplin hâkimdi. Başka lokantalarda görülen içip içip nara atmak, "ah ulan ah" diyerek masayı yumruklamak, bardak yemek, sobanın başına sandalye çekip ıslak çoraplarını kurutmak gibi aykırı davranışlar görülmezdi. Dürüstlüğe gelince: hiç kimse bu lokantada kazıklandığını aklından geçirmezdi. Hatta, lokantanın otelinde kalan yedek subaylar yemeklerini de burada yerlerdi. Abonman defterlerini kasanın arkasındaki raftan kendileri alır, yediklerini kendileri yazar, ay sonunda da kendileri"cem" ederek kasaya öderlerdi. Bu yedek subaylar terhis olup gittikten sonra SArıkamış'ı unutamadıkları gibi Yeşil Yurt Lokantasının yemeklerini samimiyetini ve de dürüstlüğünü unutamazlardı.
O zamanlar Sarıkamış'a gelen ya da Sarıkamış'tan giden memurlara ziyefet çekmek âdetti. Masalar uç uca eklenir normal günlük menü birazşitlendirilir o leziz kabapların yenmesi yanında rakı kadehleri de çın-çın sesleri çıkarırdı. Hiç kimse sarhoş olmaz, hiçbir çirkin olay görülmezdi. Zaten kapıdan her giren buranın genel kurallarını ve de disiplinini kabullenmiş olurdu.
Burasaı buluşma ve iş bitirme merkezi olarak ta hizmet verirdi. İş yaptıranlar, iş yapanlar, alanlar, satanlar burada buluşur hem yemeklerini huzur içinde yer, hem de işlerini görürlerdi.
Bu işletmenin böylesine saygın oluşunun çevre üreticilerine de faydası olurdu. Kış aylarında bulamamaya tedbir yöresel üreticilerden tonlarca lahana havuç turp patates soğan bal ve benzeri ürünler alırlardı.
Anlatmaya çalıştığım zaman diliminde Sarıkamış'ın suları balık kaynıyordu. Başte alabalık sazan yayın caner (Kanada somanı Arasta) olmak üzere haftada en az bir gün menülerine balık ilave ederek sevenlere ikram ederlerdi.
Bu saygın müessesenin hasletlerinden biri de, yadım sever ve merhametli oluşu idi. Hemen her gün, lokantanın arka kapısından bir-kaç garibanı içeri alır doyurur hayır dualarını alırlardı.
Lokanta, kış aylarının soğuk günlerinde salonu ısıtmakta bir hayli zorlanırdı. Ona da şöyle tedbir almışlardı.Ekim ayı geldi mi? giriş kapısına küçük bir antre yaptırarak dışarıdaki soğuk havanın içeriye doğrudan hücum etmesi önlenmiş olurdu. oba olarak ta varilden bozma iki soba kurulur çıralı çam odunlarını yakarak kıp kızıl eder, salonu gömlekle oturulabilir derecede ısıtırlardı.
Gerel yerel, gerekse genel seşimler yaklaştı mı tüm işyerlerinde bir hareketlilik, bir telaş ve bir canlılık görülürdü ama, Yeşil Yurt Lokantası böylesi özel zamanlarda zişrve yapardı. Hatta gece ve gündüz masa bulmak zorlaşır hatta imkansız olurdu. Bazen enteresan olaylar da olurdu. Biri-*birine muhalif partiler ayni gün ve saatte üyerine ve delegelerine ziyafet çekmeyi proğramlarına alırdı. Yer? Yer Yeşil Yurt Lokantası.
Usta işletmeci Celâl Günday ona da bir çare bulur, salonu ikiye ayırır partililerin meydanlarda ve diğer yerlerde bir birlerine sataşmaları yerine; biri birlerine nezih kibar ve efendi davranmaya mecbur ederdi. Dişkkatleri çeken bir olay da; Yeşil Yurt Lokantasının yemeklerinin lezzetinden mi, yoksa beleş oluşundan mı bilinmez her iki partinin delegelerinin iştahı "Maşallah" dedirtecek derecede olurdu.
Özetlersek; Yeşil Yurt Lokantası önce dalı budağı budanmamış Sarıkamış'ın önemli bir ihtiyacı, sonra da iftihar edilecek bir işletmesiydi.
Saygı ve sevgilerimlec sunarım.
|