Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 23 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cengiz ATİLA Yazıları (II) SARIKAMIŞ'I YAZIYORUM

SARIKAMIŞ'I YAZIYORUM
Cengiz ATİLA
EŞME-İzmit, 27.01.2012

(Bu yazımı siteyi tıklıyan herkesin okumasını,Zeki kardeşimizin de koymuş olduğu ufak yasakları bu yazı için gevşetmesini rica ediyorum.)

    1961 yılının baharı Sarıkamış'a nisan ayının ortalarında gelmiş, börtü-böcek, canlanmış, her taraf yeşile bürünmüş, çiçekler açmış, kuşlar baharın gelişine şarkılar söylüyor, sular kabarmış, hava ısınmış, güneş kışın esirgediği ışınlarını cömertliğe yöneltmiş, toprak buram buram bahar kokuyor ve insanlar mutlu mu mutlu.

    Ancak, bütün bu güzellikleri bozan bir yer var. Yolumun üzerindeki Aydın Garajı. Garajda tuvalet diye birşey yok. Otel ve kahvenin personeli ile gelip-giden yolcular tuvalet ihtiyaçlarını kış boyu garajın duvar diplerine çömelerek gidermişler, kışın, karların donların içersinde kaybolup giden bu pislik birikimleri baharla beraber gevşemiş çözülmüş etrafı bütün iğrençliği ile tehdit ediyor.

    Durumdan çok etkilendim. İğrençliğinden öğlen yemeği de yiyemedim. Postaneye giderken yolda hep, Sarıkamış'a hiç de yakışmıyan bu rezalet için "Bir şeyler yapılmalı, ve ben bir şey yapamaz mıyım." Diye düşündüm. Postaneye varınca da oturup "REZALET PANAYIRI" başlığını uygun gördüğüm güzel bir yazı yazarak Sarıkamış Gazetesinin sahibi Özdemir Kırali'ye götürdüm. Okudu. Çok beyendi. Ertesi gün gazetesine manşet yaptı. Ve Sarıkamış'ta bomba patladı. Olaya savcılık el koydu. Belediye ve garaj sahibini baskı altına aldı. On beş gün içersinde iki erkek birkadın tuvaleti yapılıp bitirilerek hizmete verildi.

   Benliahmet'liler ilkin bana biraz kafa-göz salladılarsa da sonunda herkes gibi onlar da memnun olup bana teşekkür ettiler. Bense, çok önemli bir hizmetin yapılmasına öncülük etmenin gururunu yaşadım ve kendime bir güven geldi. İşte O zaman "BASININ GÜCÜNÜN NE DENLİ KUVVETLİ" olduğunu anladım ve bir daha kalemi elimden bırakamadım. Elli yılı aşkın bir zamandır yaz babam yaz edişimin hikâyesi aşağı yukarı böyle...

   İnsanın memleketine bir şeyler yapması, hizmetler götürmesi mutluluk veren ve kişiyi yücelten olaylardır.

   Yine insanlar doğup-büyüdüğü yerin havasını soluyarak, suyunu içerek, ve nimetlerini rızık edinerek büyür ve O yere borçlanır. İleride adam olunca da konumuna ve durumuna göre bu borçtan kurtulmaya çalışır.

   Büyük ağabeyimin ismi Zekeriya Atila'dır. Zamanının imkânlarını değerlendirmiş, baba ocağı ana kucağı demeden kendini gurbetlere vurmuş, okumuş, pilot olmuş, daha sonraları da mevkiler makamlar sahibi olmuş, Türk Hava Yolları Genel Müdürü iken de emekli oldu. Sonra da bizlerin bilmediği hatta duymadığı borsa-döviz-kur gibi ticaret işlerine atlarak çok zengin oldu. İşte bu konumunda sılasına olan borcunu hatırladı. Doğduğu Karahamza köyüne lojmanları dahil "İLKÖĞRETM OKULU" yaptırdı. Kendisi öldü göçüp gitti. Ama köyün ve çevrenin çocukları "ZEKERİYA ATİLA İLKÖĞRETİM" okulunda okuyarak kendilerini hayata hazırlıyorlar. Ve ağabeyimin ismi bu şekilde ölümsüzleşmiş oluyor.

   Ayrıca: Şimdiki Sarıkamış'taki modern Kayak Tesislerinin kendi adına yapımını ilk başlatan da bu ağabeyimdir. Sonra bir-kaç çam ağacının kesilmesini bahane ederek sözleşmesini iptal ettiler. Daha sonra da tesise ait plan ve projeleri elinden alıp kendileri yapmaya başladılar. Tesis ve övünç böylece başkalarının oldu.

    Gelelim doksan yıl boyu Sarıkamış topraklarında "ŞEHİT" kimliği ile yatan, vatan evlatlarının hatırlanmasına ve de sahip çıkılmasına. Sılamız Sarıkamış'ın hatta ülkemizin medar-ı iftiharı Prof. Dr. Bingür Sönmez'i hep medyadan takip ederdim. Nihayet 28 Aralık 2011 tarihinde Adapazarı'nda İlahiyat Fakültesinde verdiği "Sarıkamış Şehitleri" konulu konferans münasebetiyle tanıma fırsatım oldu. Yapmış olduğum turistik eşyalardan hazırladığım bir set'i de kabul etmekle beni şereflendirdiler. Kendisine hayran oldum. Özellikle de mütevaziliğine.

   İşte bu kardeşimiz tıpkı ağabeyim gibi düşünüp Sarıkamış'a olan borcunu hatırlamış olmakı ki ; böyle bir şeye sahip çıkma cesaretini gösteriyor ve başta Genel Kurmay Başkanlığını, Üniversitelerimizi, Sivil toplum Kuruluşlarını gayrete getirip herkesi azdan çoktan bu ihmal edilmiş millî göreve bulaştırdı. Bu gün, giderek artan bir kalite ile Sarıkamış Şehitleri kutlanıyor ve de kutlanacaksa bunun "PİR'İ" Bingür Sönmez'dir. Lam'a-cim'e sürüklemek haksızlık olur. Yalnız şu var. "Çok sözde yalan, çok malda haram az-çok bulunur. "O da bunları yaparken bazı gaflara düşerek bazı gönülleri incitmesi bundandır. Onun adına herkesten hoşgörü talep ediyorum.

    Ya ben? Benim de gönlümde en az onlar kadar memleketime "bir şeyler yapma" arzusu hep olmuş ve canlılığını hep korumuştur. Gel gör ki " yürekte var elde yok. " Olsaydı? Diye bir sorunun cevabı şöyle. Sarıkamış ekonomisinin ilkin küçülmesine, sonra da çökmesine öncülük eden, günde yüz elli öküz başının yükünü mamul duruma getiren, binlerce kişiye iş veren, bir sürü esnafa kazanç kapısı olan, alavera- dalavere edilerek istasyonun arkasındaki yerinden sökülüp götürülen "HIZAR FABRİKASINI" ayni yerinde yapardım. Ve şimdilerde öküz arabası olmadığından kamyonların 15-20 sine devamlı navlun, Sarıkamış'ın binlerce işsizinden 300-500 züne iş istihdamı yaratırdım.

Tabii bu da hayel.

   Ama şimdiki konumumla da "BİR ŞEYLER YAPAMAZ MIYIM? " Kendimi hep zorladım. Ve sonunda yapacağım daha doğrusu yapabileceğimi buldum."SARIKAMIŞ'I YAZMAK."

    İşte elli yıldan beri her vesile ile ve her yerde Sarıkamış'ı yazıyorum.

    Eğer dikkat ettiyseniz bu sitede  ismime rastladığınız ilk günden bu yana beş yıl oldu. Ve yüzlerce yazı yazdım. Bu yazdıklarımın çoğunun konusu hep SARIKAMIŞ'tır. Sadece Sarıkamış'ın Ormanları serisinde  on beş makalem sitemizin mahfuzundadır. Bunlar sizin bildikleriniz. Bilmediklerinize gelince:

    Konularını Sarıkamış'ta yaşadığım, ya da yaşandığını gördüğüm olaylardan beş kitap yazdım. Şimdilik onları bastırma fırsatım olmadı. Olsun. Onların şarap gibi yıllandıkça değerlendiğini biliyorum. Tesellim odur ki, sponsör bulamamam " GAM" değil. Torunlarım da çocuklarım gibi çok iyi okuyorlar iyi fakülteler bitiriyorlar. Onlar benim bu emeklerime bir gün sahip çıkacaklardır.

Ve benim emeklerim Sarıkamış'ın geçmişinin hikâyeleri değil, "SARIKAMIŞ'IN TARİHİ" olacaktır.

   Sevgili okuyucularım, değerli hemşehrilerim. Sarıkamış Şehitlerinin gündeme gelmesinden sonra; şairler yazarlar türkücüler şarkıcılar coşa geldiler. Elliye yakın kitap yazıldı. Filimler çekildi çekiliyor, konferanslar düzenlendi düzenleniyor, şarkılar türküler yapıldı yapılıyor, ağıtlar yakıldı yakılıyor, "BÜTÜN BUNLAR NE DEMEKTİR???"

   Bunlar yazar için, daha doğrusu yazan için "SARIKAMIŞ BİTMEZ TÜKENMEZ BİR HAZİNEDİR." Ve ben, bu hazineye anahtar uydurmuş birisiyim.

   Yazmak; hele de Sarıkamış'ı yazmak bana nasıl bir keyif verdiğini bir bilebilseniz? O'nu yazarken bütün esinler çıka geliyor, oradaki yaşadığım günleri bir daha yaşıyorum...

   Ve yine yazmak; İnsanın sevdiği işleri yapması mutluluk verici bir olaydır. Ben de sılam Sarıkamış'ı severek, gönülden, hiçbir çıkar hiçbir beklentim olmadan sadece ve sadece bir şeyler verebilmek, birşeyler yapabilmek ve de "ALLAH RIZASI" için yazıyorum. Ömrüm olduğu müddetçe, sıhhatim elverdikçe Sarıkamış'ı yazmaya devam edeceğim. Ve ben de  Sarıkamış'a olan borcumu takanak bırakmadan, Bu şekilde ödiyeceğim...

Sizler de şahidim olacaksınız.

Sevgi ve saygılarımla sunarım.


Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
HARUN BEKTAŞ  - SAYIN ATİLA   |05-02-2012 01:01:55
Kıymetli hemşerim değerli ağbim Sarıkamış hakkında yazmış olduğunuz
düzenli ve anlamlı lirik yazılarınız bizleri okudukça fazlasıyla
müteessir ediyor.Vurguladığınız gerçekler yazınıza ayrı bir renk ayrı
bir ahenk veriyor.ETKİLENMEMEK elde değil tek kelimeyle muhteşem teşekkür
ediyor sağlık ve afiyetler diliyorum.
Sibel Atila Yavuz   |29-01-2012 14:13:10
Babacığım ellerine sağlık yine büyük bir aşkla şevkle Sarıkamış'ı
yazmışsın......Gönlünden gelen cümleler buram buram sıla hasreti
kokuyor......Sevgiler.....
faruk  - Yüce ve ulvi hedefinde yolun açık olsun   |28-01-2012 23:39:26
Yüce ve ulvi bir hedef koyarak tekrar rota çizmeniz bizleri çok
duygulandırdı. Umuyorum bu yolda hazırlayacağınız gerçek hayat
kesitlerini anlatan ve içeren öyküleriniz hem sarıkamışlılara hemde
sarıkamışı sevenlerin bilgi dağarcığını güçlendirecektir. Selam ve
saygılar
Ayfer Zerey   |28-01-2012 23:06:15
Bence bir insanın doğup büyüdüğü topraklar hakkında bu kadar güzel
yazılar yazması,o toprakların geçmişini bu kadar iyi hatırlayıp dile
getirmesi ve o yazıların böyle güzel bir sitede yayınlanması; o
topraklara yatırım yapmak ile eşdeğerdir.Önemli olan herkesin elinden
geldiğince üzerine düşeni yapması.Yazmaktan daha güzel bir şey var
mı?Ben de yazınızı keyifle okudum ve çok beğendim.Ellerinize sağlık.
Atik HİNDİSTAN  - TEŞEKKÜRLER   |28-01-2012 11:28:58
Eline,diline,düşüncene sağlık çok teşekkürler

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."