Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Cemal ÇAMLI yazıları ANADOLU'DA KAR'IN ÖTEKİ YÜZÜ

ANADOLU'DA KAR'IN ÖTEKİ YÜZÜ

          Kar nedir? Sadece atmosferdeki bir damla suyun şekil değiştirmesi mi? Bu kadar basit mi? Öyle ise; romanlara, hikayelere, türkülere konu olan ne?.... Nobeller aldıran, binlerce sayfaya sığmayan...Ne telif hakkı, ne marka , ne de tasarım bedeli isteyen... Kuraklığa , yoksulluğa, berekete, bolluğa  sebep olan... Bazen ağıt yaktıran, bazen acılara,  bazen seviçlere ön ayak olan....Yeryüzüne gelişi de, gidişi de tam bir macera... Zeki mi zeki, atmosferde biraz yüz bulsun, yani hava biraz ılışsın, hafif ısınsın ortalık, gelişi bir başka olur. Böyle havalarda bir süzülüşü var evlere şenlik... İn indirebilirsen yere. Taneleri kocaman, lapa lapa, bir o yana bir bu yana vals yapması var ki mübarek tam yedi sülale İngiliz aristokrasisi sanki. Şımarık mı şımarık... Ayağında beyaz papuçları rengarenk entarisiyle kır gezintisine çıkmış, çiçekler arasında sekip duran beş yaşında kız çocuğu... Laf geçirene aşk olsun. Beyaz incilerle süslenmiş gelinlik içinde, baba evinden çıkmak istemeyen salına salına gelen bir nazlı gelin... Aslında biliyor böyle havaların onun için tekin olmadığını, yere bastığı andan itibaren yok olacağını, bir damla su olup belkide çamura karışacağını. Boşlukta gezinip durması, özgürlüğün tadını çıkarması bundandır. Cin gibidir. Yaş yere ayak basar mı hiç. Son nefesine kadar direnir. Bilirsiniz bazen de tam tersini yapar. Çok acelesi vardır. Bir an önce yere varmak ister. Kararlı  mı kararlı. Dom dom  kurşunu gibi yağar. Tipi olur. Boran olur.Göz gözü görmez , yani göz bile açtırmaz. Öyle durumlarda bilen bilir, yan yana yürümek imkansız. Tek sıra halinde de gidemezsin .Gücün tükenir, nefesin yetmez. Yapacağın tek şey bulunduğun yerde  hemen çömelip etrafını eşip içine girmek , hem yırtıcı hayvanlardan korunursun hem de bir tandır kadar sıcak olur. Bir yerde pes etmiş onun merhametine sığınmışsın... Artık emaneti sayılırsın. Emanete hıyanet olmaz , yakışmaz. Birbirini ezer yoldaşlar... Dereleri, çukurlukları yamaçları bir an önce doldurmak, verilmiş kutsal bir görev sanki... Mesai saati bitmeden işleri yetiştirmek isteyen pimpirikli bir memur gibi... Böyle zamanlarda çok acımasız olur. Nice ağıtlara sebep olacağını hiç düşünmez. Aç gözlüdür doymak nedir bilmez. Kafa, göz kulak dinlemez, her yeri, her şeyi beyaza boyar bir anda her taraf  kardan adam olur. Telaşe bir ev hanımı gibidir. Silip süpürmediğim , doldurmadığım köşe bucak kalmış mıdır diye endişe eder. Durulduğunda ardında uçsuz bucaksız  beyaz bir örtü bırakır. Üstüne öyle resimler çizmiş ki dersin kırk yıllık ressam...Yüzlerce tabloyla süslenmiş dünyanın en büyük sergi salonu ...Osman Hamdi Bey,İbrahim Çallı,Picasso,Van Gogh eline su dökmez...

       Zorba bir misafir gibi, hiç beklenmeyen bir zamanda çat kapı çıkagelir. Kabul etmemen gibi bir şansın yok. Dediğim dedik. Deli Dumrul'dan beter. Hikayeyi bilirsiniz: Deli Dumrul kurumuş bir çayın üstüne köprü yapar , geçenden bir, geçmeyenden iki akçe alırmış .Yani çok daha adaletli hiç olmasa alternatif sunuyor. Bizimkinde o anlayış da yok. Ya kabul edersin ya kabul edersin. Çat kapıda, bacada, yolda, ormanda, çayırda, tarlada.. Aslında  hiç cebelleşmeyeceksin , gördüğün yerde buyur edip başım gözüm üstüne gelmişsen kurban diyeceksin. Başka türlü davranmanın hiç faydası olmaz. O geldiği gibi gitmesini bilen zorba bir misafirdir. Senin ev sahibi olman bir şeyi değiştirmez. Ancak arkasından dedikodusunu yaparsın. Günah keçisi  ilan edersin. Kuraklık mı oldu; başaklar yeterince tane vermedi mi? Aç sefil mi kaldın? Az yağmasına ,toprağı yeterince doyurmadığını bir yıl boyunca tekrar edip durursun. Sel mi oldu, dere kenarlarına yaptığın barakalar mı yıkıldı, açıkta mı kaldın? Çok yağmasına bağlarsın. Zamanında tarla-tapanı mı bitirmedin, ekinler mi toplanmadı ,değirmene mi gidemedin, dört gözle beklenen taze un gelmedi mi? Erken gelmesine, evdeki odunun , kozanın, tezeğin bitmesini; geç gitmesine bağlarsın.Yalın ayak delikli kara lastikle dolaşan çocukların hastalığını ona havale edersin. Çok soğuk yaptı diye, doktora geç yetiştiği için bebeğini kucağına almayan Fatma Ananın, Zehra Bacının ; gözü açık sonsuzluğa gitmelerinin ağır yükünü insafsızca ona yüklersin. Hesap kitap yapmazsın büyük facialara sebep olursun , hesapta bu yoktu diye cehaletini ona mal edersin. Bu olup bitenin bu kadar basit olmadığını bildiği halde tartışmayı gereksiz bulur , haklı olduğunu bile bile  bunu ispatlamaya tenezzül etmez. Ne yaparsa yapsın  insanoğluna yaranamayacağını bilir. Tüm güzellikleri kendimize olumsuzlukları başkalarına havale ettiğimizi de iyi bilir.  Hiç bir dahi matematikçinin  bilmediği hesapları yapar, kimseye hesap vermeden, başı dik alnı açık çeker gider. Günahıyla sevabıyla muhasebe yapmayı da sana bırakır...          

Cemal ÇAMLI

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."