Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012

MEDYA
Beş altı yıl önceye kadar öyle sanıyorum benim olduğu gibi herkesin bir gazetesi vardı.Yirmi-yirmi beş yıl önce de hepimizin siyah beyaz bir televizyonu;içinde de çoğu zaman necefli maşrapası vardı.O gazetemiz ekmek su kadar önemliydi,zaten ekmek alırken yanında da  gazete alır;ya yürüye yürüye hemen okumaya başlardık, ya da koltuk altına sıkıştırır ilk fırsatta okurduk.Köşe yazarlarına peygamberler gibi(bundan sonrası kişisel olsun) güvenirdim.Benim gazete ne yazarsa doğruydu. Köşe yazarı asla yanılmazdı.Saygı duyduğum birkaç meslekten biriydi gazetecilik.Yine de saygı duyduklarım var ama eskiden olduğu gibi sonsuz bir güvenle değil.Umarım bu yarım yamalak güvenim de sarsılmaz.

Son yıllarda bilgi kaynakları çoğaldı."Artık gazete almaya para yetiştiremiyorum." mazereti de yok.Hemen hemen hepimiz evde,işyerinde internet kullanıyoruz,yani istediğimizde bütün gazeteleri,köşe yazarlarını okuyup karşılaştırabiliriz.Ne çeşitlilik ne çeşitlilik hayret ediyorum...Çok önemli bir haberi kimi sonunda,kimi ortasında,kimi tersten veriyor,bazıları da tamamıyla es geçiyor yani görmüyor. Ya patrona,ya muhalefete ya iktidara ya da görünmeyen güçlere yaranmak için...Zaten biliniyor hangi grubun kimin için çalıştığı..Ama bizlerde takım tutar gibi birilerinin peşinde gidiyoruz.Bu gruplardan menfaat temin edenleri , beklentisi olanları anlarım da, hiçbir beklentisi olmayan neden körü körüne  bunları alkışlar onu anlamak zor.Kimsenin fazla gazete okuduğu yok, ondan fazla edişe etmiyorum.Ülke nüfusunu gazete satışlarına vurduğunuzda bu ortaya çıkar.Ya televizyon kanallarına ne demeli?Bizler oturup seyretmeyi seven bir toplumuz,onun için benim endişem TV Ana Haber Bültenleri...İnanın  çoğu zaman bırakın çocuklar görmesin duymasın diye değil,ben dayanamıyorum ve ana haber bültenlerinde,kanal değiştiriyorum. Bir şiddet olayını dakikalarca başa sarıp tekrar tekrar verdikten sonra , yani çok çok abartarak verdikten sonra spiker  başlamaz mı ahlaktan,insan haklarından,şiddetin ne kadar kötü bir şey  olduğunu  anlatmaya.. Ben bunu şuna benzetiyorum:Yıllarca adamın eline silah verip eğitiyorsunuz, can alması için.Can almaya başlanyınca da katile,can almanın öidürmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu  söylüyorsunuz,arada bir yine de silah,mermi falan temin ediyorsunuz adama.Çoğu zaman televizyonu görmesem bile haber sunuşlarında hangi kanal olduğunu biliyorum .Gündemi takip eden çoğu kişi de bunu hemen tahmin edebilir.Yıllar önce yakaladıkları bir yolsuzluğu yıllar sonra ortaya çıkarıp sunmalarını ne kadar inandırıcı bulabiliriz ki?Nerede kaldı haberin kutsallığı?Haberler toplanıp sonrada şantaj aracı olarak kullanılıyor.Bozacı-şıracı ilişkisi de aklıma gelmiyor değil. Çoğu öğretmen yazılı kağıtlarını okurken isimleri kapatıp öyle okur.Olumlu ya da olumsuz öğrencinin isminden etkilenmesin diye. Bizde böyle yapalım,köşe yazarının ismini kapatıp okuyalım,kendimizce değerlendirdikten sonra ismi açıp bakalım.Hiçbir zaman toz kondurtmadığımız yazar hakkında yanıldığımızı görürüz,tam tersi de olabilir. Birilerinin maşası olmayalım.Çok çeşitli kaynaklardan bilgi sahibi olalım.Çeşitlilik her zaman iyidir.Basının dördüncü kuvvet olduğu eskiden söylenirdi,yine de olmasını isterim.Basın özgürlüğü, demokrasilerin  vazgeçilmezidir.Ama bu kuvvetlerin kontrol altına alınması gerekir.Sansürden bahsetmiyorum,ilkeli habercilik olmalı.Çok beğendiğim bir reklam var:"Kontrolsuz güç,güç değildir." diye .Evet kontrolsuz güç, çoğu zaman toplumun başına bela olur,felaketlere yol açar.Bu her kurum ve kişi için geçerlidir.Enver Paşa'nın kontrolsuz gücü ve basiretsizliğinin doksan bin cana mal olduğu gibi.Ve bunun üç yıl kamuoyundan gizlenmesi.Onun için bırakalım "Benim gazetem iyidir,benim televizyonum iyidir."iyi niyetlerini.Verdiğimiz oylar ile  verdiğimiz çok çok çeşit vergiler ve para ile bir yerlere gelenlere,makam sahibi,güç sahibi olanlara, kul köle olmak zorunda değiliz.Bunun tek çıkar yolu şeffaflaşma ve çoğulcu demokrasidir.Öyle ülkenin bekası için ayrılan ve zaman zaman hasbel kader nereye harcandığı ortaya çıkan gizli ödeneklerde değil...

 

Cemal ÇAMLI


Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Seyit Ali Bingöl  - GAZETECİLİK MEFTA OLDU. MUSALLA TAŞINDA CENAZESİ K   |26-12-2009 01:31:41
Demokrasilerin yaşaması ve gelişmesinin en önemli ayaklarından birisi de
basın ve yayın kuruluşlarıdır. Ama ne yazık ki, ülkemizdeki basın ve
onun çalışanları yani gazeteciler kendi arasında sınıflara ayrılmış
olup, kartel basın, besleme basın yandaş basın gibi isimlerle
anılmaktadır. Hâlbuki basın çalışanları onun bunun adamı olmak yerine
bütün toplumun adamı olması ve ona göre gazetecilik yapmalılar. Aksi
takdirde birilerinin adamı olur ve ondan sonrada bir takım sıfatlarla
anılmaları da kaçınılmaz olur ve öylede oluyor.
İşte günümüz basın
yayın kuruluşlarında çalışanlar kamuoyunda böyle algılanmakta ve
yazdıklarına da kimse inanmamaktadır. Hele son dönemlerde ki iktidarı
eleştiren gazetecilerin nelerle itham edildiğini hepimiz çıplak gözle
izliyoruz.
Diğer taraftan bir gazeteci artık futbolcular gibi astronomik
rakamlarla transfer oluyorlar ...

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."