İlhan Sallabaş
İstanbul, 22.06.2010

Bana Sarıkamışlı bir müteşebbüs söyle derseniz size Hayrettin amca derim. Sarıkamış'a kaç tane ilk gelmişse çoğunda Hayrettin amca vardır.
     İlk elektronik hızar,
     İlk kara patos imalatı,
     İlk mozayik bina cephe,
     İlk saman ihracatı,
     İlk besi fabrikası,
     İlk biçilmiş çam ihracatı,
     İlk küçük, büyük baş hayvan yetiştirme açık çardakları,
     İlk süt danası yetiştirme barakalı çardak sistemi.

Daha sayamadığım ilklerle doludur onun hayatı. Fakat onun bir şansızlığı vardı oda bizdik. Ona hiç bir konuda destek olmadık. Hangi projesiyle geldiyse biz hep dar ufkumuz, ileriyi göremeyen beynimiz sahip olduklarımızı kaybetme korkusuyla ondan kaçtık sahip çıkmadık. Ancak onu kaybedince anladık kıymetini ama o zamanda çok geç oldu. Mekanın cennet kabrin nur olsun canım amcam. Biz senin değerini bilemedik bizi affet. Ne zaman ki  senin icatlarınla insanlar yükselince ne kaybettiğimizi anladık o zamanda çok geç oldu. 88 Yılında Arabistanda inşaat işi yapıyorduk, bir baktım Hayrettin amca geldi. Allahım inanamadım amca hayırdır nasıl buldun bizi dedim. Oğlum ben bulurum beden kurtulamaz. Sarıldık sohbet ettik bize yaptığı işi anlattı. Arabistana saman ihracatı yapıyorum peşine de erkek kuzu getirecem bağlantılar yapmaya geldim dedi.

Birkaç gün yanımızda kaldı işlerini yaptı bize eğer paranız varsa gelin ortak olun çok kısa sürede çok büyük işler yapalım yeter ki bana yardımcı olun dediğinde biz hemen arkasından başladık aman ha biz kim böyle işler yapmak kim paramızda vardı ama yüreğimiz yoktu be amca.

Hayrettin amca çok duygusal ciğerli bir adamdı. Çevresine bir akrabasının eline diken batsın ağlardı. Kimin hastası olsa kimin başına kötü bir şey gelse koşar gelir canını verirdi. Ormana yakacağa giderken acemiliğimizden balta kullanamayı beceremez hergün kırardık o her seferinde tamir ederdi. Bir gün bile bize öf bile demezdi. Babamla çocukluk arkadaşıydılar bir birini çok severlerdi. Bir seferinde küsmüşlerdi Tosunlarımız yanyana olan kiralık mera yerinde otluyordu o yıl. Çobanların yalan beyanından dolayı birbirine darıldılar. Sonbaharda Konya'ya besiye gittiğimizde, onları barıştrıdım. Bunları otele yazdım biz çardağa çoban evine geldik. Sabah yanımıza çardağa geldiler ikisininde gözleri kızarmış esniyorlar hayırdır otel kötümüydü uyuyamadınız mı dediğimde ikiside gülerek yok otel güzeldi de bizim konuşacak çok şeyimiz vardı o yüzden uyumadık sabaha kadar konuştuk ondan böyleyiz demişlerdi.

Ne zaman babam dediğini yapmasa bak gene küserim bir gece daha uykusuz kalırsın derdi. Keşke olaydında çok gece ukusuz kalaydı babam. Çünki seni ne zaman ansa ağlıyor uykusuzluk ne ki be amca. Dedimya dar görüşlü olmamız ona destek olmayışımız bize çok şey kaybettirdi. Konya'da çok büyük bir tesis kurdu. Hepimize gelin birlik olalım burada bizim ürettiğimiz mallardan başkaları para kazanıyor biz birlik olursak biz kazanır dediyse de bizden destek göremedi. Kendisi küçük işler yapmayı sevmiyordu. İçindeki girişimci ruhu zekası onu hep büyük işlere yönlendiriyordu. Sahip olduğu imkanlar yetmiyor çevresi de olduğu halde destek çıkmayınca o da başarısız oluyordu. Aslında başarısız olan bizdik onun çevresiydi.

Çocukluğunda babası fakir düşmüş bir seferinde, bir tane inekleri kalmış onu satıp lastik tamir malzemesi yapıştırma makinası getirip köyde divikte lastik tamiri yapıp yıllarca ailesini geçindirmiş. Tek ineği sattığında herkes bunlar artık geçinemez derken o büyük bir zenginliğin temelini atmış. Daha başka bir zamanda tarımın çok ilkel şartlarda yapıldığında, Konya'da bir adet ilk çıkan patos makinası alıp trenle Sarıkamış'a getirdi. Kardeşi Nurettin amca ile birlikte onu söküp inceleyip aynısından imal edip Kars yöresi taa Hasankale, Horasana kadar satıp insanlara çok büyük bir iyilik ailesine de ekmek kapısı açtı. Onun ufku ne kadar geniş idiyse, Nurettin amcanın da ustalığı o kadar fazlaydı.

Gene yurt dışında ilk çıkan otomatik tomruk biçme hızarı ithal edip sarıkamışa şok büyük hizmetlerde bulundu.
İnsanların yöremizde derme çatma evler yaptığı bir dönemde apartman yapıp ilk olan mozaik taraklı cephe modelini gene o başlattı.
hani derlerya insan ölünce kıymetti anlaşılır Hayrettin amcacanınki o misal.

Son zamanlarında hastalık ve gurbet dolayısıyla çok sıkıntı çekti. Mevla imtihanı her şeyden yapar bazen mal mülk bazen çoluk çocuktan bazen sağlıktan fani olan bizler verilen ömür mühletinin çeşitli imtihanlarla tamamlarız.

Rabbim zor imtihanlarla bizi imtihan etmesin inşallah.

Onun en çok takttir ettiyim yönü çok ciğerli duygulu olması idi. Ne olursa olsun kimseye sırtını dönmezdi.
Kimseye kin tutmaz elinden gelen iyiliği yapardı.

Evet Hayrettin amca Sarıkamış'a getirdiklerin için.

Dostlarına akrabalarına her şeye rağmen yaptığın iyilikler için.
Allahın izni senin çabalarınla rahat rahat yaşayan kardeşlerin için.
Babamla olan kankalığınız babamın her gün ağlayarak anlattığı o güzel günleriniz için.
Gurbet ellerde verdiğin mücadelen için.

Her şey için Rabbim mekanın cennet kabrin nur eylesin.
Selam olsun sana selam olsun gurbetteki kabrine.
Selam olsun sılasına misafir olduğun büyük dost Mevlana'ya.