|
İlhan Sallabaş
İstanbul, 15.12.2010
Sarıkamış'tan ayrıldığım günden beri herşey benim için yalan, kışlar yalan, dostluklar yalan, yaşamak yalan. Oysa Sarıkamış'ta böylemiydi her şey gerçekti arkadaşlık ,dostluk, sevda, varlık, yokluk her şey ama her şey gerçekti, gerçek kışlar yaşadı çocukluğum gençliğim.
Gece dışarda dolaşırdık. Koltuk altımızda Çakır amcanın bize parasız verdiği sıcacık mis kokulu yavan ekmekleri parça parça koparıp yerdik. O kadar candan, o kadar güzel şeyler konuşur birbirimize anlattığımız karşılıksız sevdalarımızı dertlerimizi, sevinçlerimizi o kadar içten paylaşırdık ki, ayaz bizi kıskanır ekmeğimizi canı çeker. Adeta ağzımızdan zorla alır kendi dünyasına katardı.
Kar yağardı heryer bembeyaz olurdu. Geceden kürekleri içeri koyardık. Sabah evden çıkmak için yol açmak, karları atmak gerekirdi. Yoksa kapı açılmazdı kardan. Bacalarımız topraktandı yağan karı kürümedin mi erir damçı olur başımıza damlardı. Ahırların bacalarını kürümek yağan karı aşağı atmak gerekirdi. Bacadan kürüdüğümüz kar dağları bizim oyun parkımız olurdu. Kaykayımız, kayak pistimiz, sevinç dünyamız ve biz hiç durmadan oynardık oynardık oynardık. Akşam eve gitiğimizde ayazdan buz kesen bedenimiz sıcağı gördüğünde biraz sızlar biraz morarırdı. Bazen bizi ağlatırdı bile ama yorgun dertsiz kasevetsiz bedenimiz uykuya dalardı. Sabah olduğunda hepsi unutulur ve yeni başlayan gün yeniden mutlu oyun dünyamıza dönerdik.
Sabah erkenden düşerdik okul yoluna, lastik çizmelerimizle paçasını çorabın arasına koyduğumuz pantolonumuzla karlara bata çıka varırdık okula. Akşamdan okulumuzun bahçesine yağan karlar öğlene kadar harman olurdu ayaklarımızın altında. Kocaman kardan adamlar yapardık naylon çantalarımızı kızak yapar kayardık. O zaman kışlar gerçekti yazlar gerçekti ve bizim tek bir derdimiz vardı oda yeniden sabah olsun biz gene oynayalım.
Kimsenin kimseden fazlasıda yoktu eksiğide. Kimsenin kimseyle alıp veremediğide yoktu. Yedi sekiz yaşında gelecek kaygısıda yoktu ben ne olcam geleceğim ne olacak bunların bizimle ilgis yoktu. Yollar boştu yol vermedin diye kavga edende yoktu. Geçende gene hazırlandık çoluk çocuk ha geldi ha gelecek denen karı bekledik. Kar yağdı kazalar oldu fırtınalar oldu çatılar uçtu bizde Gebze'ye bacıma gitmiştik. Kocaman bahçedeki bütün karları topladık. Çocuklarım, yeğenlerim ben birtane kardan adam yaptık boyu kırk elli santim burnuna havuç gözüne kömür koyduk boynunada atkı bağlayacaktık olmadı bizde ipi atkı niyetine bağladık sonra resimler çektik sevinç çığlıkları attık çok üşüdük donduk. Karımız bu kadarına yetti.
Keşke biz çocuk olsaydık Sarıkamış'ta olsaydık. Gerçekten kar yağsaydı ve biz damları kürüyüp kocaman kardan adamlar yapsaydık. Öylesine üşüseydik ki birbirimize sarılıp ağlasaydık akşam olsaydı uyusaydık kasevetsiz, kaygısız, korkusuz.
Selam olsun çocukluğumuza, selam olsun gençliğimize, selam olsun gerçek kışlara, selam olsun Sarıkamış'a.
|