Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler İlhan SALLABAŞ Yazıları DİYARBAKIRLI SEYİT

DİYARBAKIRLI SEYİT
İlhan SALLABAŞ
İstanbul, 23.06.2011
10 Yaşında esmer inci beyazı dişleri zeytin karası gözleri bakmaya kıyılmayacak Seyit.
Fatih akdeniz caddesinde banka şubesinde para nakli yapıyorduk istanbulun en soğuk günlerinden bir gündü buna rağmen yüzünü park etmiş araçların camlarına yapıştıran bir çocuk dikatimi çekti.
Yanıma çağırdım koşarak geldi elindeki kağıt mendilleri uzatarak buyur abi diye başladı sohbetimiz. Hafta içi olduğu için sen okula gitmiyormusun diye sordum bugün hastayım o yüzden gitmedim. Madem hastasın niye buradasın? Mecburum abi evimizin ihtiyaçları var para lazım. O zaman sen hasta değilsin dediğimde vallahi hastayım abi inanmasan ateşime bak elimi anlına koyduğumda Seyit'in ateşler içinde olduğunu hayretle gördüm ve o an kendi oğlum geldi gözümün önüne içim sızladı Seyit'in ateşi yüreğimi yaktı adeta ben onunla uğraşırken arkamdan gelen hıçkırık sesine döndüm.

Hıçkırıkların sahibi zırhlı araç sürücüsü Sivaslı Orhan'dı. Ne yalan söyleyeyim çok şaşırdım. 

Çünkü, Orhan'ın kişiliği, birlikte çalıştığım sürede tanıdığım o vurdum duymaz gamsız Orhan hıçkırarak ağlıyordu bunu kendim görmesem asla inanmazdım onun böyle bir yüreğinin olduğuna.

Seyit'e baban çalışmıyor mu? Neden sen çalışıyorsun? Babam çay ocaklarında ocakcılık yapıyor annem apartman merdivenleri temizliyor ama her zaman iş olmuyor çağırdıklarında gidiyorlar o yüzden geçinmekte zorluk çekiyoruz dört kardeşiz en büyüğü ben olduğum için babama yardım etmek için çalışıyorum.

Neden istanbula geldiniz memleketinizde iş yok muydu? Babam çok uğraşmış ama iş bulamadığı için istanbul'a göç etmişiz. Baban daha çok çalışsın sen çalışma oku dediğimde benim babam dünyanın en iyi babasıdır tamam mı? O elinden gelen her şeyi yaptı ama yetmiyor ben ona hep yardım edeceğim biraz daha büyüyeyim daha çok para kazanacağım kardeşlerime her istediklerini alacağım. On yaşında ateşler içinde yanan Seyit'in sözleriydi bunlar zeytin karası gözlerini yüzüme dikmiş çabaları geçimine yetmeyen canı babasına laf söyletmeyeceğini haykırıyordu bana.

Sivaslı Orhan'la ben Seyit'in bütün mendilerini satın alacağımızı parasını alıp evine gitmesini annesinin ona sıcak bir çorba yapmasını isteyip dinlenmesini yarında okula gitmesini söyledik önce biraz tereddüt ettiyse de ayakta duracak hali olmadığından kabul etti. Parasını alıp gitti bizde işimizi bitirip ordan ayrıldık.

Aradan epey zaman geçmişti Fatih şubesine tekrar gittiğimde gözlerim Seyyit'i aradı her gittiğimde Seyit aklıma geldi ama göremedim birgün Fatih şubesi güvenliği bana "Sen Seyyit diye bir çocuğu tanıyormusun?' diye sordu. Bende evet dedim sana selamı var bir kaç kez seni sordu bu haber beni müthiş sevindirdi. Seyit'i nasıl görürüm dediğimde bana pasajın içindeki berberde çırak olarak çalışıyor.  Deyince hemen pasajın yolunu tuttum berberden içeri girince Seyyit beni çok sıcak karşıladı biraz daha büyümüş içerde çalıştığı için esmerliği biraz geçmişti.

Birbirimize hal hatır sorduk sohbet ettik bana saçlarını keseyim sana bir traş ısmarlamak istiyorum yanlış anlama mendillerimi aldığınız bana yardım ettiğiniz için değil benim için ağladığınız göz yaşlarınız için. Seyit kendi küçük yüreği kocaman adam benim hepimizin göz yaşları bu ülkenin çocuklarına feda olsun yeterki siz ağlamayın sizin canınız yanmasın. Ustasına Seyit'i sordum onun kadar efendi çalışkan bir çırak bulduğu için oda halinden oldukça memnundu. Okulunu sordum okumaya devam ettiğini okul sonrası dükkanda çalıştığını ustasıyla bu şekilde anlaştıklarını söyledi vedalaştık ayrıldık yolum Fatih'e her düştüğünde Seyit'i ziyaret ediyorum her seferinde daha büyümüş daha güçlü geliyor gözüme Allahtan Seyit'e sağlık uzun ömür mutlu bir yaşam diliyorum.

Eğer ki hepimiz çocuklarımıza H.Z. Resulün nasihat ettiği şekilde bakar yetiştirsek ne yokluğa yetmeyen babalar nede ateşler içinde hasta haliyle mendil satamaya çalışan çcucuklarımız olur.

Dünyanın heryerinde zulmün hasatı ağlayan çocuklardır.

Selam olsun çocukların mazlumların kimsesizlerin sahibine. Selam olsun Diyarbakırlı Seyite. Selam olsun beni yanıltan yürekli arakdaşım Sivaslı Orhana.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."