Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Salı, 07 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Fatih EKİNCİ Yazıları ÖFKE KONTROLÜ

ÖFKE KONTROLÜ
Fatih Ekinci
İzmit, 19.07.2010
 
Öfke; kaygı, korku, sevinç, üzüntü, keder gibi hayatın içinde olan, son derece doğal bir duygudur. Zaman zaman öfkemizi kontrol etmekte zorlanırız. Bu nedenle, ‘Öfke Kontrolü’ son dönemlerde, profesyonellerin çalışma alanındaki konular arasında popülerliğini korumaktadır.
Öfke, ortaya çıktığı anda yıldırım etkisi yapar. Psikolojik yapımız ve kişiler arası ilişkilerimiz açısından son derece riskli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Öfkeli olduğumuz anda, bu duygumuzun altında yatan sebepleri sorgulayamayız. Bir elektrik akımına kapılmış gibi, hırsımızı bir kişi ya da nesneye aktarabiliriz, saldırganlaşırız. İstenmeyerek, engel olunamayarak söylediğimiz veya haklı olduğumuzu düşünülerek söylediğimiz sözler, birbiri ardına sıralanıverir. Eşimizden, işimizden ayrılma kararları alabiliriz; telafisi mümkün olmayan gönül kırgınlıklarına sebep olabiliriz. O güzel sözdeki gibi, ‘Söz ağızdan çıkana kadar sahibinin esiridir, fakat ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esiri olur.’ İşte tam bu noktada, yaşadığımız duygu karmaşasını saldırgan davranışlara çevirip çevirmemek bizim elimizdedir. Saldırgan davranışlarımızı önlemek konusunda zaman kazanmak bazen hayati önem taşır.
Öfke, trafik kazalarından işyerlerindeki bir çok probleme, eşler arasındaki ilişkilerden, çeşitli türden adli vakalara, klinik-psikolojik vakalardan(panik bozukluk-depresyon..vb.) toplumsal olaylara kadar, pek çok durumda karşımıza çıkabilir. Bu denli yaşamın içinde olan öfkeyi ele alırken çok kapsamlı araştırmaların ve değerlendirmelerin yapılması yerinde olacaktır. Anlaşılmama, yanlış anlaşıldığını düşünme, haksızlık yapıldığı düşüncesi, ifade alanı bulamama, bastırılmışlık hissi gibi durumlarda yaşanan öfkelenmeler çoğunluktadır. Bireyin kişilik gelişimi, ilgileri, yetenekleri, kültürü, hayattan beklentileri ve ihtiyaçları bu noktada çok önemlidir. Bu nedenle, öfkenin temel sebeplerini araştırmaya kişiden başlamakta yarar vardır.
Kendine yol vermeyen araca kızan bir yaya, kendisi de araba kullanırken yayalara yol vermeyebilir. Bu durum, kişinin empati eksikliğinden kaynaklanır. Bunun önlenmesi, tabi ki, ‘Herkes, kendi evinin önünü temizlerse, bütün sokaklar tertemiz olur’ şeklinde bütün yükü bireyin omuzlarına yükleme kolaycılığı ile mümkün olmayacaktır. Çözüm sürecinde, kişinin çevresi ile etkileşimi de değerlendirilmelidir. Kuralların oluşturulması ve bunda paydaşların etkin kılınması, görev ve sorumlulukların ihtiyaçlar ve beklentiler ölçüsünde şekillendirilmesi, ödül-ceza-motivasyon süreçlerinin uygun şekillerde belirlenmesi, bireylerin ve kurumların gelişmesinde önemli öfke önleyicilerdendir.
Öfkemizi önlemek için önceden tedbir almalıyız. Oturma odanızın tam ortasındaki sehpanın üstünde bir vazo olduğunu varsayın. O vazonun orda olması, düşüp kırılma ihtimalinden dolayı sizi rahatsız ediyor. Fakat üşendiğiniz için vazoyu bir türlü kenara koymuyorsunuz. Gün geliyor, sehpaya çarpıp vazoyu düşürüyorsunuz; vazo kırılıyor. Zamanında önlem alıp vazoyu uygun yere koysaydınız kırılan parçaları toplamak ve vazodan olmak durumunda kalmayacaktınız. Öfkede de aynı şey söz konusudur. Eğer yaşamınızda, kendiniz ve çevreniz için önlem almazsanız telafisi mümkün olmayan pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.
Halk arasında, öfkenin umarsızca boşaltılmasının ve içimizden geçenleri süzgeçten geçirmeden aktarmanın öfkenin önlenmesine iyi geleceği söylene gelmiştir. Ancak, öfkenin şiddete dönük veya olduğu gibi boşaltılması, bırakın öfkeyi önlemeyi, şiddetini artırır ve sıklıkla hissedilmesini kolaylaştırır.
Öfke kontrolü, buna neden olan düşüncenin deşifre edilmesi, duygularımızla ilgili farkındalığımızın yüksek olması, öfkelenilen kişiye bunun uygun şartlarda aktarılması, iyi bir iletişim, günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi (uyku düzeni, alkol alma durumu, beslenme, önleyici sağlık tedbirleri, sportif faaliyetler ve hobiler vb. ) sayesinde sağlanabilir. En önemlisi de, öfke kontrolü için, kişinin bahaneler üretmeden sorunu kabul ederek yaşam kalitesini artırmak adına önlem almak istemesidir. Unutmayalım keskin sirke küpüne zarardır.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."