|

Fatih EKİNCİ
Kocaeli, 11.12.2010
Evet, dostlar; “Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız, söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı ve anladığı arasında farklar vardır. Dolayısıyla, insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz olasılık var.”
Anlaşılamamaktan değil YANLIŞ anlaşılmaktandır şikâyetim!
İnsanlara kendini anlatmak zordur.....Bazen anlamakta zordur.....Kendini anlatmakta ısrarcı bir kişi yalvarırcasına; " Ne olur beni yanlış anlama" der bazen de....
Hegel değil miydi ölüm döşeğinde anlaşılamamaktan yakınan: "Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı!" diye Marx'a ithafen söylemişti.
Doktorun yanlışı gömülür; Hâkimin yanlışı asılır; Öğretmenin yanlışı sıfırın duvarları arasında kalır; Gazetecinin yanlışı ise her yere yayılır.
Sizde kendinizi doğru ifade ettiğiniz halde yanlış anlaşıldığınızı düşünenlerden misiniz?
Annenizin, babanızın, ailenizin, kardeşlerinizin, akrabalarınızın, çocuklarınızın, eşinizin, sevgilinizin, komşunuzun, dostunuzun,
amirinizin, iş arkadaşlarınızın ve ya can arkadaşınızın sizi anlayamadığını ya da yanlış anladığını düşünüyor olabilirsiniz!...
Yaşamımızın birçok noktasında karşımıza çıkan yanlış anlamalar bazen öyle hallere gelmiş ki şaşırtıcı ve komik bir sürü sonuç çıkmış karşımıza.
Kanguru'nun adı mesela, üstünde güneş batmayan imparatorluğun kâşif subaylarından birisi, Avustralya’da ilk kez gördüğü hayvanın adını İngilizce ve bağırarak sorar. What is it? Cevap gelir Kangaroo. Subay mutludur, öğrenmiştir hayvanın adını. Kanguru. Sonradan öğrenilir ki kanguru'nun Avustralya dilindeki manası "ne diyor lan bu salak"'a çok yakın bir şey.
Ama yanlış anlaşılma veya hiç anlaşılamamadan en çok şikâyet edenler de yine bu insanlardır. Fıkraların da geneli bu yanlış anlamaya dayanır. Birisi muhakkak bir şeyi yanlış anlar ve biz onlara güleriz.
Her ne kadar bir söylenceden ibaret olsa da, Sultanahmet Camii'nin yapımı esnasında geçen hadiseyi de aktarmak istiyorum. I.Ahmet, Mimarbaşı Ahmet Ağa'yı çağırır ve der ki "Bre Mimarbaşı, bana öyle bir camii yap ki altın minareli olsun" zavallı mimar altını, "altı" anlar ve camiyi altı minareli yapar.
"Yanlış anlama" önyargı, bilgisizlik, dinlememek veya ilgilenmemekten kaynaklanan gerçekten de insana özgü bir rahatsızlık. Evet, sevgili dostlar ne dersiniz "zihnimizi özgür bırakalım" ve daha da dikkat kesilmemiz lazım yanlış anlamamak için içinde yaşadığımız dünyayı. Belki de böyle daha iyi anlaşılırız!...
Kim bilir!...Sağlıcakla kalın….
|