Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Fatih EKİNCİ Yazıları Teyo Emminin Gogoçu (Dürümü)

Teyo Emminin Gogoçu (Dürümü)

Fatih EKİNCİ
Kocaeli, 17.12.2010

Yazı yazarken konu seçiminde yâda kelime seçiminde zihnimi ve kalemimi özgür bırakınca yazılarım sanki daha akıcı ve anlaşılır oluyor. Son zamanlarda yazılarımı okuyanların sayılarının çok arttığını düşünüyorum. Bu bir tahmin değil. Gelen mailler ve yapılan yorumlar bile beni bu düşünceye itiyor. İnanılmaz çok mail alıyorum. Her kesimden mail geliyor. Hepsinin ortak bir noktası var, hayattan pek keyif alamamak. Çünkü hayatlarına bir yön verememekten şikâyetçiler.

Bazen hepimizde olur... Çok şikâyet ederiz. Ama çarenin bizde olduğunu bir türlü anlayamayız. Hep bahaneler buluruz. Hep başarısız olmamızın nedenleri var. Hep “AMA” larımız vardır. Oysaki çoğu kez çare biziz. Bunu size Erzurum yöresine ait bir hikayecikle anlatmak istiyorum:

Tarlada çalışan 3 kişi öğle tatilinde yemeklerini birlikte yerlermiş. Eşlerinin hazırladığı yemekleri açarlarmış. 2 tane işçi torbalarını açtıkları zaman eşlerinin ne hazırladığını hayretle görür şöyle derlermiş;

- Aaa bugün eşim bana makarna koymuş.

- Aaa bugün eşim bana köfte koymuş vs.

Üçüncü işçi olan Teyo da her gün torbasını açar dert yanarmış;

- Aaa eşim bugün yine bana peynirli gogoç koymuş.

Diğer iki arkadaşı Teyonun haline çok üzülürlermiş. Bir gün demişler ki;

- Yav Teyo emmi, neden eşine söylemiyorsun ki, sadece sana peynirli gogoç koymasın?Güzel güzel yemekler de yapsın..

- Eze gurban Benim eşim yok ki, bu gogoçu her gün ben hazırlıyorum demiş.

Bu kıssada  olduğu gibi şikayet ettiğimiz koşulları kendimiz oluşturuyoruz.. Ya da çare bizim elimizde olduğu halde bir şey yapmıyor ama sürekli şikâyet ediyoruz. Bunu zaman zaman hepimiz yapıyoruz. Çünkü şikâyet etmek daha kolayımıza geliyor..
Unutmayın ‘ÇARESİZSENİZ ÇARE SİZSİNİZ’

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."