Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Salı, 07 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Güncel Makaleler ETTE SUNİ ARTIŞ MI? YETERSİZ ÜRETİM Mİ?

ETTE SUNİ ARTIŞ MI? YETERSİZ ÜRETİM Mİ?

        Son zamanlarda başlayan et fiyatındaki artış hayvancılık sektöründeki krizi çıkmaza sürüklüyor. Doğal olarak  çözüm aranıyor. Peki bu krizden çıkmak ve fiyatların aşağı çekilmesi için ne yapılmalı. Bir taraftan hayvan ve et ithalatını öne sürerken bir kısım Ziraat Mühendisi ise süte zam yapılması gerektiğini söylüyor. Peki yapılacak ithalat hayvancılığı tamamen bitirecek diye  savunanlar haklımı acaba. Bunun la birlikte süte zam yapılması hayvancılık sektörünü canlandırırmı?

        Objektif açıdan bakıldığında her iki çözüm ilerisi için çıkmaz sokak. Çünkü kontrolsüz ithalat  hayvancılığı bitirmek bir yana sektörü zora sokmakla kalmaz bir ölçüde bağımlı olmayı da beraberinde getirir. Fakat şunu da irdelemek gerek neden bu noktada kilitlendi her şey. Dönüp geçmiş 20 yılı irdelediğimizde  hayvancılığı yola getirme yoluna gidildi. Diğer bir ifadeyle daha rantabıl olur düşüncesiyle  ithalatla  ülke hayvancılığı tam anlamıyla çöktü. Sonuçta hayvancılıkla öğündüğümüz sektör toparlanamadı.

       Hayvancılığı geliştirmek için faizsiz kredilerle  on binlerce hayvan ithal edildi, destek paketleri açıldı. Balık tutmayı öğretme yerine balık tutulmasıyla balık yedirildi. Fakat hayvancılık sektörü  bugünlere  hep sorunlu bir sektör olarak geldi. Bu yaşanan krize birde  2007 ve 2008’de yaşanan kuraklık  eklenince  yem fiyatları tavan yaptı.

   Yem fiyatlarındaki artış sektörü yakından ilgilendiren ve yem hammaddesi olan arpa üretiminin yaklaşık olarak  9 milyon tondan 5.2 milyon tona gerilemesi de etkiyi artırdı. Ayrıca diğer yem bitkileri üretiminde de benzer düşüşler olunca  sonuç kaçınılmaz oldu. Arz talep dengesi bozulunca  sağlıksız olmasına rağmen geçmişte Marshall! Yardımlarından ders almayan bu millet  süt tozu ithalatına  yöneldi. Bu yoğun ithalat  sonucu süt fiyatının 25-30 kuruşa kadar düşmesine neden oldu.

     Bu olumsuzluğa bakanlıkta  destekleri yarı yarıya azaltınca, bocalayan köylü süt hayvanını pazara yani kesime götürdü veya götürmek zorunda kaldı. Şimdi süte zam yapılsın diyen Ziraat mühendisi arkadaşlar haklımı bunu irdelemek gerek. Sonuçta süt zamlanınca et fiyatı inermi bunu zaman gösterir. Gerçek olan şu ki   süt ve et fiyatı yükselmesiyle büyük bir krizle karşı karşıyayız. çözüm nedir peki. Öncelikle Türkiye’deki süt üretiminin arttırılması için, verimli damızlık hayvan  popülasyonunun artırılması için geç olmadan bölgesel ırk çalışması gerek.

     Eğer destek yapılacaksa profesyonel düşünceye sahip olan köylüler eğitilecek. Dededen kalma mantıkla hayvan yetiştirmek isteyene destek verilmeden, sağlıklı süt üretimi yapılacak çiftlikler  kurularak hayvancılığın desteklenmesi sağlanmalıdır. Büyük ve küçükbaş hayvanların envanteri hazırlanırken ülkedeki arz talep doğrultusunda et ithalatı yerine canlı genç hayvan (gebe ve düve) ithalatı yapılmalıdır. Yoksa geçmişten ders almadığımız gibi bu millet birkaç beceriksizin yüzünden sıkıntı çekmek zorunda kalır.

    Süt fiyatlarının düşüklüğü nedeniyle büyük baş damızlık hayvanlarının kesime gönderilmesinin  önüne geçilerek; hayvan sahipleri devlet tarafından parasal değil yem destekleriyle  sübvanse edilerek hayvan  sayılarının azalmasının önüne geçilmeli. Sübvanse edilirken kontrol mekanizması çalışılmalıdır. Çünkü harcana emek çarçur edilmemelidir. Tam profesyonel mantık hakim olmadan sorun bitmiş sayılmaz.

 

   Eğer amaç hayvan ve hayvansal üretimimizi arttıracak  hayvancılığımızı uluslar arası rekabet edebilir duruma getirmek zorundaysak destek artırılırken kontrolü beraberinde olmalı. Tarım sal destek payı yüzde %50’lere çıkarılması geleceği teminat altına almak demektir. Çünkü büyük potansiyele sahip bir ülkede hala daha hayvancılık sektörümüz dünya sıralamasında arzulanan yerde değil.

   Sonuç olarak şunu unutmamak gerek İthal et getirmek dış dünyanın sağlıksız şüpheli etini yemek demektir. Bende bunu toplum adına söylüyorum yemek  istemiyorum. ZORUNDADA DEĞİLİMwww.caglaraydin.com

 
Çağlar AYDIN

 


ZİRAAT MÜHENDİSİ

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."