Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Harun SAVSAR Yazıları Şimdi değilse ne zaman, biz değilsek kim?

Şimdi değilse ne zaman, biz değilsek kim?
Yanı başımızda bir felaket yaşanıyor. Çocuklar ve kadınlar öldürülüyor, insanlar katlediliyor, şehirler yıkılıyor, camiler bombalanıyor, ambulanslar dâhil tüm hareket eden araçlara ateş açılıyor, çocuk hastaneleri havaya uçuruluyor. Bunu yapanlar yaptıklarını gizlemeye de çalışmıyorlar, haklılıklarını da iddia etmiyorlar. İşgal ettikleri toprakları gözümüzün içine baka baka soykırım zihniyeti ile ele geçirmeye çalışıyorlar. Orada öldürülen ve bombalanan sadece çocuklar mı? İnsanlık onuru da bombalanmıyor mu? Bu duruma sessiz kalanların onuru çiğnenmiyor mu? Gerçekten elimizden hiç mi bir şey gelmiyor? Nemrud’un yaktığı ateşe su taşıyan karıncadan(*) da mı aciziz?

Hayır, öyle düşünmüyoruz. Savaşı durduramazsak bile onların yanında olduğumuzu gösterebiliriz. Bir lokma ekmek, yaralarına pansuman, umutlarına destek gönderebiliriz. “Ah! Vah!” etmekten başka alternatiflerimiz de var. YARDIM EDEBİLİRİZ.

Bu günlerde bölgeye ulaşan yardım kuruluşları var ve bunlar büyük çabalar sarf ediyor. Onlara bir parça ekmek, küçücük bir umut olmak adına Türkiye’nin onların yanında olduğunu hissettirmeye çalışıyorlar, henüz gözyaşlarımız ve nefretimiz kadar destek olamıyoruz. Toplanan yardımlar oldukça küçük boyutlarda, Bu insanlık felaketine karşı çıkmak için sınırlarımızı zorlamamız ve bu derneklere destek vermemiz gerekiyor.

Düşünerek zaman kaybetmemizin anlamı yok, şimdi değilse ne zaman ve biz yapmayacaksak kim yapacak.

Selam ve Saygılarımla

(*) Nemrud, binlerce odunu bir araya yığar ve onları ateşe verir. Sözünden dönmeyen İbrahim’i de ateşe atar. Bu sırada karıncanın biri sırtında bir damla suyu almış ateşe doğru koşturuyor. Bunu gören karga karıncaya: be hey divane karınca! O koca ateşi, o bir damlayla mı söndüreceksin? Karınca cevap verir: Elbet bu suyun o ateşi söndüremeyeceğini biliyorum, ancak yarın sorulduğunda ben su taşıyanların tarafındaydım diye cevap vereceğim.
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."