Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Harun SAVSAR Yazıları Keşke bir mum yakan olsa,

Keşke bir mum yakan olsa,
Bir köye Gece getirilen bir fil karanlık olan bir ahıra yerleştirilir. Çevredeki insanlar fili hiç görmediklerinden merak içerisinde ahırın etrafında toplanarak, birkaç kişiyi fili görüp anlatması için ahıra gönderirler. Ahır o kadar karanlıktır ki, içeri girenler elleriyle filin ne olduğunu anlamaya çalışarak dışarı çıkar ve fil’i tarif ederler. Biri filin bir sütuna benzediğini, bir diğeri çok kalın bir hortuma benzediğini, bir diğeri ise çok büyük bir yelpazeye benzediğini söylerler.

Bu tartışmalara son vermek için Hz. Mevlana’ya giderek durumu anlatırlar. Hz. Mevlana tartışmaları dinledikten sonra derki ne sizin söylediklerinizin aynıdır nede gayridir, herkes karanlıkta algıladığını söylüyor. Eğer elinizde bir mum olsaydı filin neye benzediğini çok iyi görürdünüz.

Şimdi ülkemiz gündemine yerleştirilen ve büyük tartışmalara neden olan bir Ergenekon sorunu var. İşin boyutu o kadar büyük ki bizler televizyonların servis ettikleri ile yorumlamaya çalışıyor, karanlıkta bu yaratığın ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Kimimiz yer altından çıkanlar boyutuyla, kimimiz tutuklananların ideolojik görüşleriyle, kimimizde avukat veya savcıyım diyen liderlerin peşinde sürükleniyoruz.

Ortada silahlar, patlayıcılar, bombalar çerez gibi dolaşıyor. Gözaltılar, tutuklamalar dalga dalga geliyor, haklı haksız bir birine karışmış gibi yansıtılıyor. Daha önce mum yakanlar şimdi mumları söndürmeye, daha önce fasa fiso diyenler şimdi mum yakmaya çalışıyorlar.

Bize servis edilen bilgiler doğrultusunda taraf olmak istemiyorum. Ancak, faili meçhul cinayetler, ortaya çıkarılan krokileri, bombalar ve suikast silahları, bu süreçte artık suikast haberleri duymamamız bu olgunun neye benzediği konusunda bir fikir oluşturuyor, bunun yanı sıra gözaltına alınıp serbest bırakılanlar, evleri aranıp bir şey bulunamayanlar da kafalarda karmaşa oluşturuyor. Şimdi dışarı çıkıp halka ne diyelim, filin hangi boyutunu tarif edelim.

Keşke bir mum yakan olsa da bu girdaptan kurtulup, normal yaşantımıza dönebilsek.

Selam ve saygılarımla,

HARUN SAVSAR
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."