Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Harun SAVSAR Yazıları Çaresizliğimiz

Çaresizliğimiz
Bizim kültürümüzde kavgayı ayırmak ve dayak yiyenden yana tavır takınmak gibi bir olgu var, eğer iki insan kavga ediyorsa çevredeki insanlar koşarak ayırmaya çalışır, dayak yiyenin daha fazla ezilmesini engellemek için hep birlikte hareket edilir.

Büyükşehir’de şahit olduğum ilk kavga büyük şaşkınlık yaşamama neden olmuştu. İki genç kavga ediyordu, kavga edenlerden biri oldukça becerikli ve güçlü olduğu için diğerini öldüresiye dövüyordu. Etrafına toplanan insanlar hiçbir tepki göstermeden sadece izliyor, kimse müdahale etmek için kılını bile kıpırdatmıyordu. Oysa bizim kültürümüzde kavga edenleri ayırmak vardı ve buna mecbur gibi hissederdik kendimizi, bu kültüründe etkisi ile kavga edenlerin arasına girip dayak yiyenin daha fazla hırpalanmaması için güçlü olanı kolundan tutup yapma dememe kalmadan kalabalık arasından birkaç kişi beni yakaladıkları gibi kenara savurmaları bir oldu. Hep bir ağızdan anlaşmışlardı, karışma sana ne, neden karışıyorsun diye bana sitem ediyorlardı. Şaşırmıştım, anlam veremiyordum. Neden insanlar bu kadar duyarsız davranıyor, kavga halindeki insanları ayırmayı bırakın, teşebbüs edenlere bile tepki gösteriyorlardı.

Sonra şahit olduğum kavgalarda sadece izleyici oldum, biliyordum ki müdahale etmeye kalksam bu kez dayak yiyecek olan ben olacaktım. Çaresiz bir şekilde mazlum olanın çektiği eziyeti izliyor, işlediği suçu tasavvur bile edemiyordum. Ne tür bir suç böylesi bir dayağı gerektirebilirdi ki ve ne tür bir suç insanların bu kadar duyarsız davranmalarını gerektirebilirdi ki.

Şimdi daha büyük bir kavgaya yani savaşa şahitlik ediyoruz, Bir tarafta teknolojik silahlarla donatılmış bir zalim var, diğer tarafta ellerinde sapanlar ve taşlar olan mazlumlar. Zalimler fütursuzca önüne gelen her şeyi yerle bir ediyor, ölüm kusuyorlar. Mazlumlar çaresiz az sonra üzerlerine yağacak bombalar sonucunda, kapılarını çalacak olan Azrail için saniyeler sayıyorlar.

Çevrede yine izleyiciler var, çevrede yine duyarsızlar var. Onlar yine zalimden yana tavır sergiliyor, ne müdahale ediyor, nede kimsenin müdahale etmesine müsaade ediyorlar. Yaşanan bu zulme, duyarsızlıkları için bahaneler üretip mazlumu haksız, zalimi haklı göstermeye çalışıyorlar.

Birde çaresizlik içinde müdahale etmeye gücü yetmeyenler var, yaşanan zulmü büyük bir nefretle kınayan, sıkılan her kurşunu, atılan her bombayı yüreğinde hissedenler var. Çaresizlik içinde, bu vahşeti sonlandırmak için duyarsız olanlara yaşanan zulmün boyutunu anlatmaya çalışanlar var. Bunlar, yardım elini uzatmak, acil ihtiyaçları karşılamak ve yaraları sarmak için çırpınıyor ve DUA ediyorlar, gözyaşı dökerek DUA ediyorlar.

İnanıyorum ki zalimin hak ettikleri için İlahi Mukadderat gerçekleşecek, bu gün çaresizlik içinde kıvrananlar en büyük cezayı vermeye muktedir olacaklardır, inanıyorum ki doğacaktır vaad ettiği günler hakkın, Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın”

Selam ve Saygılarımla,

HARUN SAVSAR
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."