|
"DAŞİ DAŞA VURİYERLER BENE PARA VERİYİRLER"
(Rahmetli Asım AYGÜN amcamızın anısına)
Sarıkamış gibi istisnai bir coğrafi güzelliğe sahip bir ilçede doğmuş olmanın haklı
gururunu hep yaşamışımdır. Sarıkamış ta doğup büyüyen arkadaşlarımız, renkli birer
geçmişe sahip ağabeylerimiz , bizler için hep örnek aldığımız büyüklerimiz gibi
değerli insanları tanımaktan dolayı çok şey kazandığımıza inanıyorum.
İlkokuldan beri çocukluk arkadaşlarım olan Nihat KOCA, Atay HAZMAN ile çok hatıralarımız olmuştur. Bazen babamdan okul için bir şey bahane ederek, para istemeye giderdik.
Atay da sağ olsun benim yalancı şahitliğimi yapardı. Nihat’ta sessiz sedasız yanımda dururdu. Yalancı şahitlik konusunda Atay çok başarılıydı. Onunla babamın yanına ne zaman gitmişsek hiç boş dönmemişizdir.
Belediye sinemasının biletleri benden, içeride film seyrederken gazozlar benden, iki paket kavrulmuş fındık benden, hatta babam sinemada bizi yakaladığı
zaman o bir şekilde kaçardı, dayağı da tek başıma yerdim.
Sokaklarda gezerken büyüklerimizin hayata dair çok güzel ifadeleri bizler için kendimizi yetiştirmemiz açısından, çok çalışmamıza vesile olmuştur.
Beni her gördüğü yerde yanaklarımı okşayarak derslerimi soran Şamil ASLAN
amcamız, teşvik edici sözleri ile yetişme çağında olan bizleri çok olumlu yönde etkileyen Ahmet YILMAZ amcamızı gibi zat-ı muhteremleri , anmadan
geçemeyeceğim.
Rahmetli muhtarımız Çarıkçı MEMET amcamızın o yaşlı haline rağmen, okula gitme
vakitlerimizde kaldırıma kadar çıkarak ve her seferinde " ola biligler " diye başlayan
güzel cümleleri ile bizlere geleceğe dönük nasihatler verirdi.
Babamın samimi arkadaşları , Muzaffer ŞENOL amcamız, Ahmet DELİBAŞ amcamız, Çavuş BİNİCİ amcamız, Halıt BİNİCİ amcamız, Zerafettin ÖNDER amcamız, Cemal TOKSOY amcamız, Cemal CENGİZ amcamız, Hilmi CENGİZ amcamız, Fevzi YÜCEDAĞ abimiz , Cafer LÖK abimiz, Mucip GÖKALP amcamız, Aslan URAY amcamız, Cavit ARBAK amcamız, İsmail GÜL amcamız, İshak GÜL amcamız, Hayrettin KOÇ amcamız, eczacı Mustafa abi, Fahri AKSOY amcamız, kuyumcu ŞAHİN abimiz gibi bütün büyüklerimiz toplu halde mağazalarının önünde otururlarken, yanlarına çağırarak övgü dolu sözler ile bizlere geleceğe dair çok şeyler kazandırdıklarının acaba farkında mıydılar ?
Cadde den yukarı çıkarken Memet CENGİZ ağabeyimin " yağışığli ne haber"
demesi çok hoşuma giderdi.
Ahmet KAYAR amcamızın mağazasının vitrininden içeriye doğru çok bakardım.
Acaba gelecekte hayal ettiğim evi döşemek için eşyamı beğeniyordum?
Amcamıza taksitlerini aksatan müşteriler, mağazanın önünden geçmemek
için karşı caddeden yürürlerdi. Mağaza tarafına doğru bakmadan "tırıs" giderlerdi.
Çarşı camiinin karşısında marketi olan Mehmet ÇOLAK amcamız beni
"geggo geggo" diyerek çağırırdı. Oğlu İsmail in derslerini sürekli benden sorardı.
İsmail ders konusunda babasına gerçek bilgileri vermemem için haftada en az iki
defa "birkaç avuç fındık, kuru üzüm, kara hurma ve leblebi " getirirdi.
Onun için Mehmet amca her sorduğunda, İsmail in derslerinin mükemmel
olduğunu söylerdim. Vicdanen rahatsızlık duyduğum olurdu, ama ne yapabilirdim ki?
Yıl sonu karne döneminde, karşı kaldırımdan geçerdim. İsmail in en az yedi
zayıfı olurdu. Mehmet amca çağırsa bile gitmezdim. Başıma gelecekleri bilirdim.
Çarşıdan yukarı doğru çıktığımızda "daşi daşa vuriyirler bene para veriyirler" gibi tarihi bir cümle ederek Sarıkamış ın lugatına yerleşen, Anadolu kulübünün önünde sevimli ,tonton ve sevecen Asım AYGÜN amcamızın bize "ola curbağalar ! curbağalar! gelun bağum burya" diye seslenişini duyardık. Çocuk olmamıza rağmen bizi Anadolu kulübünden içeri alırdı. Birer bardak "ekşi oralet" ısmarlardı.
Biz hem oraletimizi içerdik, hemde bilardo oynayan ve bilardo masasının etrafında
oturan ağabeylerimizin bize takılmalarına cevap verirdik.
Orada bulunan o dönemin deli fişek yağız delikanlıları;
ENİS ve rahmetli İSMİAZEM abi, Alparslan DİZDAR, Gültekin DİZDAR, Atasoy UĞURLU, Nusret AYDIN, Kadir ÇİÇEKSİZ, Necati ÇİÇEKSİZ, Abdullah DELİBAŞ ve HaliT DELİBAŞ, Enver İLBAY, Mahmut ALCAN, Sebahattin DEMİRKOL, Selehattin DEMİRKOL, Metin KARAYAZI, rahmetli Kenan ŞENGEL, İbrahim TERZİOĞLU, Yaşar AKSU, Fatih HAYALİ, Öner SOLMAZ ,Gürsoy SOLMAZ ,Güngör SOLMAZ , Yunus BALTACI, Asistan HİNDİSTAN, Erdal HAZMAN , Ataman HAZMAN, Ünal KARAKELLE, Arzuman AKBABA, Alaattin ÖZDEMİR(ALOŞ), Hikmet KESEMEN gibi
Bu değerli ağabeylerimizin kendi aralarındaki arkadaşlık ilişkilerini büyük bir
hayranlıkla izlerdik. Bu değerli isimler o dönem bizler için birer idol idi.
Bazen yanımıza Maksut ve Halis amca gelirdi. Maksut amcanın " ola uşağlar
naluğ ediyersiz" , "derslarunuz nasuldur" gibi ahıska(Posof) Türkçesi ile
söylediği bu cümleler hiç aklımdan çıkmamıştır.
"Dirgenci Kemal" genelde hep o muhitte gezerdi. Uzun ağızlığının ucuna taktığı
cigarasını elindeki muhtar çakmağı ile durmadan çakarak yakmaya çalışırdı.
Sigarası yakardı ama o çakmağı üst üste çakmaya devam ederdi. Bu arada
sağa sola laf atarak "olaaa Haliss diyemmi berber apo ölsünnn" diyerek hep tekrarlardı "diyemmi diyemmi" , Halis amcada " ola de ölsün sarugamuş gurtulsun" o arada berber APO gelirdi ve " olaaaaa ğalisss seni ölesınn" der üzerine doğru yürürdü.
Sevgi ve Saygılarımla
Oktay YAVLAL
|