|
(Nigar nene ve Nahide teyzenin anısına)
Nigar nene nin başının belasıydık. Ama rahmetlide çok sinirliydi. Hiç gülmezdi. Hep “muruzunu” asardı.
Mahallenin çocukları “ğollaçelik” oynardık. Çelik-çomağımız Nigar nenenin kapısına düştü ise yandık. Kıyamet kopardı.
Hele Canip ile bir kavgaları olurdu ki sormayın. Canip’e “”ola gıdik gafa , sizi oğlana poğlanasız “” derdi. Canip te ona “”ğortlağ üz “” diye cevap verirdi.
Uzaklaşmaya başlardık , arkamızdan “”gız anam cücükleri, culuğlari ürkütirler”” , “”evın önüni saggavullaya saggavullaya , saggat olmuşum””, “” töremelerden çektığıme bağın”” diye kendi kendine söylenir dururdu.
Nejdet ise “arkamızdan konuşma Nigar nene’ “” diye karşılık verirdi. “”ola çengen gapat bemirat”” diyerek , bizi peşlemeye başlardı. Nigar nene çok yaşlıydı. Ayağının biri hafif aksadığı için çok fazla arkamızdan gelemezdi.
Koşa koşa bizim eve gelirdik. Evimizin yanında bize ait ““aşğana”” gibi bir oda vardı. Orada oturur, bir “”çaynik”” çay demlerdik. Sandıktan tandır ekmeklerini çıkarır, tuluğ peynirini arasına doldururduk. Anam gelmeden hepimiz galın gumuç yapardık. En az 7-8 arkadaş olurduk. Nihat KOCA, Saim KOCA, İlhan BOZKURT, Canip, Nejdet, Atay HAZMAN, Melik YILDIRIM ve adını sayamadığım birçok arkadaş. Karnımızı doyurduktan sonra gügümnen su kaynatır ğarmutlayarağ elimizi yüzümüzü yıkar, dışarı çıkardık.
Nigar neneden daha öcümüzü almamıştık. Kollayarak evlerine yaklaşır bahçedeki “”culuğları”” kızdırırdık. Bizi görürdü. “”ola ğelil, bene ğıbar ver” derdi. Torunu “”kavun Halil in”” verdiği ğıbarları bize atmaya çalışırdı. Ama attığı taşların bize değmemesi için hep özen gösterirdi.
Birgün Nigar Nene ile bakkal Mihrali YAVUZ amcamızın eşi “NAYİDE” teyzenin arasında bir kavga olmuştu. Kavganın sebebi de; Nahide teyze kapıyı süpürürken Nigar nenenin evinin önüne toz gitmiş. İzlenmeye değer bir kavgaydı.
Nayide teyze çok zayıf ve kısa boylu, sevimli bir kadındı. Nigar nene ise iri yarı babayiğitti ama bir bacağı hafif aksaktı. Heybetli bir görüntüsü vardı.
Kavga esnasında Nigar nene, nahide teyzeye “”teşi bacağ,telek bacağ”” “”meymun sufat”” diyerek üzerine yürürdü. Nahide teyze de “”keftör camış”” ,””deli poşa! deli Poşa!”” diyerek karşılık verirdi.
Nigar nenenin elinde “”yer saggayulu””, Nahide teyzenin elindede uzunca bir “çamaşır sırığı”. Birbirlerine yoklama çekerlerdi. Ama asla birbirlerine vurmazlardı.
Kavga esnasında Mihrali amca gelirdi. Gollik Hamza dede de içeriden çıkardı. Mihrali amca sessiz sedasız ve kendi halinde, çok değerli bir zat-ı muhteremdi. Nigar nene Mihrali amcayı göstererek “”bağ bağ herıfi döge döge sefik etmışsın”” derdi.
Nahide teyzede gollik Hamza dedeyi göstererek , sende “”herifin başina vura vura bağ gollik galmış”” diyerek karşılık verirdi.
Kavgayı seyredenler, Nigar nene ile Nahide teyzenin ömür boyu asla bir araya gelemeyeceklerini düşünürlerdi. Oysa çok geçmeden, ertesi gün bir bakardık ki, Nigar neneyle Nahide teyze mahallenin kadınları ile oturmuş horata ediyorlar. Bana seslenerek “”olaaaa ao sufatsız anan de gelsin”” derdi. Bende bu barışı sabote etmek için “nene siz gene arayı düzmüşsüz” derdim. Çok kızardı. İmalı bir şekilde Nigar neneeeeee dediğimde çok sinirlenerek “”çorrr””, “”zuggumun köki””, “seni böyümiyesin”” gibi serzenişlerde bulunurdu.
Anam da dışarı çıkar, yanlarına giderdi. Taşların üzerinde otururlardı. Yaşlı kadınlar genelde ellerinde teşi ile yün eğirirlerdi. “süveter örerlerdi. ” Genç kızlar ve gelinlerde tentene, oya, etamin işlemesi yaparlardı.
Arada bir yiyecek şeyler atıştırırlardı. Su içmek için bizim gibi çocukları yanlarına çağırır “”caminin punğarından “” veya “”Kuran kursunun punğarından”” bir su getirmemizi söylerlerdi. Uzaktı ama yinede onları kırmazdık.
Getirdiğimiz suyu yana yana , kana kan içerlerdi . Bizlere ””Allah tuttuğuzi altın etsin”” “”Allah ömür versin”” diye çok dua ederlerdi.
Mekanları cennet olsun, nur içinde yatsınlar.
Sevgi ve Saygılarımla
Oktay YAVLAL
|