Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 08 Şub 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Oktay YAVLAL Yazıları ***ANALARIMIZIN MAHALLE SOHBETLERİ***

***ANALARIMIZIN MAHALLE SOHBETLERİ***

Sarıkamış’ın her mahallesinin kendine  özgü yazılmamış  örfi kuralları vardı. Mahallede yaşayan herkes bu kurallara uymak zorundaydı.  Kadınlar için en büyük eğlence evin kapısının önüne serilen bir çulun veya kilimin üzerinde oturarak dedikodu yapmaktı. 

Analarımız;  eşik başı dedikodularının ve sohbetlerinin tadına hiç doyamazlardı.  Bazen eve gelirdik, analarımız;  çenetin”  dibine oturmuşlar ve resmen uçuşa geçmişler.   “.. anaaa …anaaaa… “ diye seslenirdik.  Sohbetlerinin koyuluğundan , bizim seslendiğimizi duymazlardı. 
“vışşşş anam! Anbu Saniya, saçi pörçegi açığ  nasıl çarşiya getti.  Heç ao gocasidami bişe demir” gibi lafları çok  duyardık. 

Analarımız bahse konu olan insanları hep lakaplarıyla konuşurlardı. “Gıjikli Makbule” , “fırtığli Gonca”  “bitli Zayde”, “dilli Fadime”, “süsli Zılo” gibi.  Bu derin dedikodu sohbetlerinden dolayı, çok dibi yanmış yemek yemişizdir.  Sofraya , dibi yanık yemek geldiğinde , Rahmetli babam “ola gari gene çenet başında mıydız?” diye hesap sorardı.

Çocukluk yıllarımızda kadınların ihtiyaçtan fazla tüketmesi, bir kusur olarak görülürdü.  Hatta kadınlar için bir dedikodu malzemesi bile olurdu.  İsrafçı kadınlar için, “ gız anam get get herifi batırmış, görmirsin herifin guzzigi çığmış”  derlerdi.
Tutumlu olmak analarımız, bacılarımız ve gelinlerimiz için bir övünç kaynağı idi. “ Ele bir gariki, bir kilo etnen bir ayi çığarir” gibi laflar ile tasarruflu kadınlar her zaman övülerek anlatılırdı. İsrafçı kadınlarda dedikoduların vazgeçilmeziydiler.  Mahallenin kadınları, kendi aralarında konuşurlarken “başi bata bir kilo eti bir seferde guşğanaya doldirir” ,” bir paket çayi bir seferde çaynige doldurir” diyerek,  kendilerinin ne kadar tutumlu olduklarını ispata çalışırlardı.

Şimdi çok alışveriş yapmak , çılgınca tüketmek,  evlerimizin bereketini  aldı götürdü.  Oysa o zamanlar,  yiyecekler gizli getirilirdi. Analarımız;  “Herif açığ getırme,  bize diyacağlarki, batğıncılar” gibi  cümleleri duyardık.  Fakir-fukara düşünülerek de gizli getirildiği olurdu. Birde mahallemizin, analarımızın tabiriye “vıyy anam bitini yiyir” dedikleri kadınlar olurdu. Rahmetli Şaziye teyze için “çoğ nıggızdi”, “çoğ gırgıtti ” tabirlerini çok duymuşumdur.

Mahalleler arası dedikodu turları bile düzenlenirdi.   Elmas teyze, rahmetli Neriman teyze, rahmetli PERİ teyze ,  rahmetli TEVRO teyze, rahmetli Makbule teyze,  Saniya teyze,  mahallemizin yürüyen zücaciyecisi  İZZET teyze, Nergis teyze, Solmaz teyze, Gülsüm teyze ve adını sayamadığım birçok teyzemiz hep beraber oturur, uzun uzun sohbetler ederlerdi. 

Kendisi,  bir Sarıkamış beyefendisi olan, olgun ,mütevazi ve alçakgönüllü bir kişiliği ile örnek bir insan olan Rahmetli Hüseyin KÜLLAH amcamızın çok sevgili eşi olan  İZZET teyzede o yıllarda Kıbrıs işi süs eşyaları satardı.  kredi kartı, Bonus felan yoktu.  Ama İZZET teyzenin Maşallahı vardı,  bir gece lambasına on taksit yapardı. Hatta üç parça eşya alana da, bir parça bonus hediyesi verirdi.  Çenet(eşik)  sohbetlerine geçilmeden önce, İzzet teyze analarımızı kendi pazarlama kabiliyeti ile bir güzel avlardı. Hatta  Saniya teyze “gız İzzet sen bizi kazığlıyirmisin ne?” derdi .  Adnan,  annesinin yanında çok azardı, bağırırdı, İzzet teyzeyi kızdırırdı. O da dönerdi Adnan a “ola sari urus” rahat dur derdi.  Adnan nın lakabı o yıllardan bugüne kadar  hep “sari urus” olarak kayda geçti.
İZZET  teyze,  gerekli satışları yaptıktan sonra Sarıkamış ın genel dedikodularına geçilirdi. 
Sonra mahallenin özel dedikodularına başlanırdı.  Benim gibi 7-8 yaşında olan çocuklar, analarının yanında oturabiliyordu.  Çok büyük olmamak kaydıyla çocukların analarının yanında oturmasına izin verilirdi.  Bazı yaşlı nenelerimiz bu yapılan dedikodunun temposuna ayak uyduramazlardı. Oturdukları yerde “mürgülemeye” başlarlardı.
Önlerinden bir erkek geçince,  kadınlar hep beraber  saygı gösterisi sunarlardı. Eğer geçenlerden biri rahmetli ELO amca, rahmetli ZAKİR amca, ŞAKİR amca, GOLLİK HAMZA amca, MİHRALİ amca, ESAT amca, CEMAL CENGİZ amca, ESAT  amca, CELAL ÖZTAŞ abi, Kore gazisi CEBBAR emi, NÜRETTİN hocam gibi mahallemizin saygın simaları ise daha fazla saygı gösterilirdi. Kadınların oturduğu bölgeye yaklaşan babalarımız, duyulacak bir mesafeden “öhö , öhö “ diye öksürerek  , kadınların toparlanması için onlara,  biraz süre kazandırırlardı.
Çaylar içilir, keteler , bişiler, mafişler yenilirdi. Bu derin sohbetler,  analarımızın ellerindeki etaminlere birer desen olarak nakşedilirdi.  Peri teyze ; “benim gedelerin vağti” dedimi, yavaş yavaş o günkü sohbetin  bitmek üzere olduğu anlaşılırdı.

Sevgi ve Saygılarımla

Oktay YAVLAL

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Şefika   |17-05-2009 21:49:33
Oktay bey kardeşim konuyu o kadar güzel işlemişsinizki, inanın
Sarıkamış'a gidesim geldi. Acaba o güzel sohbetler hal varmıdır?

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."