|
Hasan TERZİOĞLU
İstanbul, 22.02.2011
Sarıkamış'ın her yerini beyaz örtüsüne bürüyen karlı yollarından yürüyerek giderdik okulumuza..
Tipi vuuuvv..diye eserdi; gözlerimizi açamaz ağzımız, burnumuz helede kulaklarımız donardı adeta. Okul yolu yinede bizim için neşe yoluydu..
Arkadaşlığımız samimiydi.. Saftık.. Neşeli, hareketli, sağlıklıydık.. Dolu dolu bir çocukluk yaşadık bir daha dönemeyeceğimiz bir dünyaydı çocukluğumuzdaki SARIKAMIŞ..
Aşamayacağımız engeller yoktu. Disiplinli idik, büyüklerimize karşı saygılı, küçüklerimizi kollar onları severdik.
Siyah önlüklerimiz ve beyaz yakalıklarımızla karlı yollarda izciler gibiydik. Çok çalıştık, çalışkandık.. Okuluna, ailesine, arkadaşlarına bağlı fedakar, cefakar vatan evlatlarıydık.
Oyuncaklarımızı çoğunlukla kendi becerilerimizle yapardık. Her mahallenin büyükçe bir alanı, sahası olur, oyunlarımızı neşe içinde oynardık. Gelecek için çok büyük hayallerimiz, projelerimiz yoktu belki, ama mutluyduk, umutluyduk..
Şimdi yurdun dörtbir yanına dağılıp büyük şehirlerin karmaşasında küçük çocuklarımızı düşünür olduk. Heryer servis araçları ile dolu. Yollar tehlikeli, şehirler güvensiz, aileler tedirgin, çocuklarının eve sağsalim gelmesi için dua ediyorlar.. Çocuklar en ufak bir rüzgardan solup kuruyacak bir çiçek gibi narin.. Soluk yüzlü sürekli hastalanıyorlar.
Yeyip içtikleri kıvır zıvır şeyler.. Sağlıksız besinleri yerken, doğal gıdaların yüzüne bile bakmıyorlar.. Sorumluluk almak istemiyorlar. Mızmız, geçimsiz,hiçbir şeyden tatmin olmuyorlar. Korkaklar.. Höt desen korkuyorlar. Sabırsız,saygısız ve mutsuzlar...
Okullar da bilgisayarlı eğitim, akıllı tahtalar her türlü imkan olanak.. Kurslar.. Dersaneler.. Özel hocalar.. İnternet.. Giysileri marka,
ceptelefonları harika.. Harçlıklar dolgun.. Spor salonları, halı sahalar, tiyatro, müzik.. Çeşit çeşit konserler.. her imkanları var.. Her şey ellerinin altında..
Ama yinede hayat yolunda lazım olacak olan bilgi gerilerde kalmış.. Yetersiz..
6.sınıfta okuyan bir öğrenciye haritadan bir yeri soruyorsun arayıp duruyor. Lise öğrencisi bir dilekçe yazmayı beceremiyor. Ama cepten yirmi saniyede yirmi satır mesajı anında yazıyorlar.. Bildikleri paparaziler.. Popçular.. Topçular.. Tarihi, edebiyatı, matamatiği sevmiyorlar..
Sarıkamış Arbak kitapevinden aldığımız renkli atlaslar bizim bilgi ve oyun dünyamızdı. Dağ, nehir, şehir oynardık.. Hem eğlenir hem öğrenirdik..
Yeni yetme dığalardan çook bilgiliydik...
|