|
Bahattin Koca
Almanya, 13.10.2010
Birkaç yıl önce idi. Saatteki hızı iki yüz kilometreyi bulacak fırtınanın çıkacağı, gerekli önlemlerin alınması için televizyonda sürekli uyarı yapılıyordu. Doğrusu ben bu ikazı pek önemsemedim. Fırtınadır gelir, eser geçer diye düşünüyordum. Akşam saatlerinde yavaş yavaş başlayan, geceleyin gittikçe şiddetlenen rüzgâr sesine; ormandan gelen çatma, kırılma, parçalanma sesleri de karışınca durumun vehamiyetini anladım. Sabahın ilk ışıklarıyla balkona çıktım, karşımda önceki günün görüntüsü yoktu. Kırılan dallar, devrilen ağaçlar çokça göze çarpıyordu. Hemen yolun öte yakasındaki ağacın birinin, rüzgâra karşı olan mücadelesi hayret vericiydi. Gece esen rüzgâr; ipinin topacı sarmalaması gibi ağacı kavramış, sarsmış, çarpmış ve onu gövdeden çaprazlamasına yarmış. Ağaç, eğimin olduğu karşı tarafa yani yolu aşarak parktaki arabaların üzerine doğru düşmesi gerekirken; rüzgâr onu ekseni etrafında topaç gibi çevirerek, son bir hamle ile kendi dokusunun üzerine, ağaçların arasına savurarak bırakıvermiş.
O hafta sonu ilk işim, ormana gidip çevreyi derinlemesine incelemek oldu. Üç beş metrede bir köklerinden, kavradıkları toprak ile sökülmüş, kırılmış, yarı gövdesinden çatlamış ağaçları, boylu boyunca yerde yatan dalları görünce, o gece ormandan gelen sesler karşımdaki manzara ile birebir örtüştü.
Sarıkamış‘ta da fırtınalar olurdu ama ormanda rüzgârın kökünden çekip kopardığı ağaçlar görmedik. Çünkü
Sarıkamışlılar kendi evlerini temizler gibi her yaz ormanı temizlediler. Doğal kokunun en güzeli olan cam ve reçine kokusunu bedava solumaya karşılık, ormanlarını temizleyerek doğal yeşil hali örtüsünün bozulmasını, yok olmasını önlediler. Yemyeşil sağlıklı zemin üzerinde yükselen, yeşilin tonlarıyla bezenmiş, dümdüz sütun gibi ağaçlardan oluşan, bize yasama sevinci veren, dünyada nadiren görülen, bakımlı Sarıçam ormanı manzaraları sundular. Sarıkamışlılar ormanın kendilerine sunduğu kozaları, kuru dalları her yaz evlerine taşıdılar. Komsu iller hava kirliliğini yasarken, Sarıkamışlılar; orman artıklarını kullanarak, aslında bir tasla iki değil, çok kus vurdular. Ormana nefes aldırarak, fırtınaların yok edemeyeceği sağlıklı, bakımlı ağaçlardan oluşan Sarıçam ormanını bıraktılar. Hava kirliliğini oluşturan yakıtlar kullanmayarak, şehrin kış mevsiminde de özgün havasını koruyarak ormansız komsu şehir ve illerle olan farklılığını ortaya koydular.
İnsan elinin değmediği orman, doğal olarak kendi artıklarını zaman içinde kendisi islerken taban nefes alamıyor. Ağaçların dipleri temizlenmiyor. Ağaçlar yosuna bürünüyor. Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen, bu orman kesitinde fırtınanın izlerini halen görmek mümkün. Orman, çıplak görüntüsüyle iç karışıklığını, manzara kirliliğini göz önüne sererken, aslında nefes aldırdığı insanların yardımını bekliyor. Uzun yıllar içinde kendi yaralarını onaracağını, güzelleşeceğini bilmesine biliyor ama analık içgüdüsü depreşiyor; barındırdığı kuşlar, çiçekler ve hayvanların sağlıklı gelişimi için sabredemiyor. İnsanoğlundan yardım bekliyor. Herkesin bir kirik dal, ağaç parçasını almasıyla tabii görünümüne kavuşmayı ve güzelliğini hemen sakinlerine sunmayı istiyor, ama maalesef doğal gaz kullanımı buna imkan vermiyor. Sadece iş makineleri çalışıyor, tabi bu çalışma insanin çıplak eli ile yapılan bakımı sağlayamıyor.
Halkın yardımı olmadan orman isletmelerinin düzenli ve tek başlarına ormanın bakımını yapamayacağına dair en güzel canlı örnek karşımda duran manzaradır.
Bizim ormanımızda her yıl periyodik olarak ağaçların dipleri temizleniyor ve ağaçlarımız nefes alarak sağlıklı gelişiyor ve bol oksijen sunuyor. Yine burada ormanın iç dokusuna zarar veren kirik dökük ağaç ve dalların temizlenmesi şehrin bütçesine ek yük getirirken Sarıkamış’ın bütçesinde bu özellikte bir gider kalemi yok, çünkü Sarıkamışlı ormanını temizleyerek şehrin bütçesine ek katkıda bulunuyor. Pratikte yıllardır yapılan ama kâğıt üzerinde yazılı olmayan Sarıkamışlının Orman Temizliği Protokolü ile Orman İsletmesi ekonomik verimlilik elde etmiştir. Sarıkamışlının sunduğu bu ekonomik katkı, umulur ki günün birinde ilçemize devlet tarafından kurulacak orman yan ürün ve atıklarının değerlendirileceği fabrikalar ile karşılığını bulur. Rize'nin çay, Trabzon’un fındık fabrikaları gibi. Ulaşımı, iletişimi, hammaddesi hazır olan Sarıkamış’ımızın tabii dokusuna bu tesisler yakışacaktır. Yurdumuzun genelinde ağaçlandırma çalışmaları için seferberlik yapılıyor iken, bu yatırım 2100 metrede yükselen heybetli sarıçam ormanımızın hakkidir.
Gelecekte şirin ilçemizin tamamen doğalgaz ile ısınacağını düşünür isek, ormanın alacağı hali varın düşünün. Dünyada sayılı yerleşim birimlerine nasip olan bu seçkin orman; atıkları ile boğuşacak, taban hali örtüsü yok olacak, ağaçlar bakımsız kalacaklardır. Ormanı periyodik bakımını üstlenen Sarıkamışlı, ormanı temizleme bedeli karşılığında, Orman İşletmesinden genç Orman Mühendislerini bolca istihdam etmeyi bekler. Ormanı bilimsel çalışma alanı yapacak genç mühendisler, sarıçam ormanımızı gelecek için hazırlayacaklardır. Dünya üretim tüketim faaliyetlerinde artarak açığa çıkan karbondioksit ile mücadele ederken ormanımız bizim akciğerimiz olacaktır. Havaya hızla bırakılan karbondioksit küresel ısınmaya, iklim değişikliğine neden olurken, yerel bazda Sarıkamış için, karbondioksiti oksijene dönüştürmeye devam edecektir. Sarıkamış, Erzurum Kars platosunda kaliteli yasam vaat eden, verimli bir vaha gibi olacaktır. Gelecekte orman ve orman ürünleri çok değerleneceği için orman mühendislerinin çokça istihdamı zaruriye kazanmaktadır.
Yan Ürün ve Atık Fabrikaları, gelecekte Sarıkamış ile anılacak ve çeşitlenecek orman endüstrisi ürünleri marka şehir olan Sarıkamış’ın kartvizitinde „Sarıçam“ markası olarak yerini alacaktır.
Saygılarımla
|