
Bahattin Koca
Offenbach, 10.01.2011
Bizim kuşak, doktora düzenli gitme şansına sahip olamadı. Ancak; ağri ilerleyince, çaresizlik içinde doktorların kapısı aşındırılırdı. Korkardı insanlar, tek başına doktora gitmeye. Sağa sola, konu komşuya sorulurdu; bir umar, bir ilaç aranırdı. Eğer; son çare olarak, doktora gidilecek ise hasta tek başına gitmez, yanında hatırı sayılır miktarda refakatçileri olurdu.
Doktorlar; hastalarını, öğlen paydosu ve akşam mesai saatlerinden sonra kabul ederlerdi. Doktorların öğlen yemeğinden, mesai saati bitiminden gelişlerini aşırı beklemek zorunda bırakılmak, etik bir davranış değildi. Özellikle çocuklarda, doktor korkusu had sahfada idi. Küçük çocuklarını, doktora götüren anne ve babaların zihninde kalan, bir ikna senaryosu vardır mutlaka.
Okul taramalarında genellikle aşı yapılırdı. Özellikle o günlerde; iğne korkusu, tavan yapardı. Aşılama bitene kadar manevi bir işkence çekilirdi. Ağlayanlar, bir yolunu bulup kaçanlar olurdu. Gün boyu, iğnenin uzunluğu ve etkisi üzerine geyik muhabbeti yapılırdı. An be an korkunun dozajı giderek artar; sağlık ekibinin, öğretmen ile birlikte sınıfın kapısından içeri girmesi, tavan yapardı. Bu korku, ta ki sağlık ekibi işini bitirip okuldan ayrılıncaya kadar devam ederdi. Damara, zerk etmek için hemşirenin elinde bulunan, uzun iğne görüntüsünü unutan var mıdır acaba? Sırası gelenin iğne öncesi ve sonrası yüz ifadesine yansıyan tezat görüntü, bizim kuşağa has bir resimdir.
Uzun iğneyi, damarın içine kadar yiyen bizim kusagin cocuklarinin sol kollarinin hemen dirsek altlarında; bir madeni para ölçeğinde
olan, damga gibi izler vardır halen durmakta olan. Yani; bizim kuşak, çiçek aşısı izi ile de tanınır. Bir dokunulsa bizim kuşak temsilcilerine; her birinin, özel çiçek aşısı anısı hemen dile getirilir.
Bizim kuşak çocuklarının tek başlarına doktora gittikleri de görülmemiştir. O dönemde, koruyucu sağlık hizmetleri de gelişmemişti. Özellikle; ön teşhis amacı ile doktora gitmek, normal, bilinen bir davranış olmadığı için de korkumuzu yenemedik. Büyüyünce, korkularımızdan arınacağımızı düşündük ama başaramadık. Hala; doktora gitme söz konusu olduğunda, daima geciktirici reçetelerimiz hazır beklemektedir. Hep bir kulpunu buluruz. Bu kulplar, çocukluğumuzdan gelen korkumuzun davranışa dönüşmesidir.
Sanırım aşı korkusu, sadece bizim kuşak çocuklarına özgü idi. Sonraki yıllarda güvenli ve gelişmiş aşı malzemeleri kullanılmaya başlandı. Aşı korkusunu giderici, eğitici çalışmalar da yapıldı. Ayrıca iğnenin boyutu da küçüldükçe küçüldü. Bu kampanyalar sayesinde; peyderpey, kuşakların aşı korkusu yok edildi, yahut azaltıldı.
Uzun yıllar önce; burada, çocukların tek başlarına doktora, özellikle de dişçiye gittiklerine şahit olmuştum. Korkuların kuşağından gelen biri olarak bu olayın kabulü, kolay olmayan bir olgu idi. Keske biz de çocuk iken; sağlik eğitimini ve alışkanlığını alabilme şansına sahip olabilse idik, diye hayıflandım durdum. Bu yakada, rutin günlük bir işmiş gibi hem de tek başına gidilen doktor; öte tarafta, doktor korkusu ile büyüyen kuşak(lar).
Çevrede konuştuğumuz çocukların ağızlarında, dişlerin diş yüzeylerine yapışık diş telleri dikkat çekiyordu. Çene kemiğinin yapısından dolayı, sağlıklı yer bulamayan dişleri düzene sokuyordu görünen bu diş telleri. Ayrıca; diş dolgusu da sıradan bir işti, çocuklar için. Güle oynaya gidip geliyorlardı. Alışık olmadığım bu sistemi inceledim. İşin altından, aile doktorluk hizmetinin olduğunu öğrenince; çaresizlikten, yurdumun çocuklarının korkularının da günün birinde yok olmasını dilemiştim kendimce.
Tabi, burada bir hakkı da teslim etmek gerekiyor. Şu an Gebze’de bulunan ağabeyimiz, kendi diş muayenehanesini kurup işin başına geçince; bizim kuşak, onun sayesinde kalan sağlara korkmadan dolgu uygulatır olmuştu. Bizim kusağın hep dualarını almıstır değerli ağabeyimiz.
Ülkemizde; aile doktorluğu uygulaması başlayınca, elinde sağlık kartı ile korkmadan doktorun yolunu tutan çocuklar gelmişti hemen aklıma. Bu benim yirmi yıllık hayalimdi. Ülkemin çocukları adına sevinmiştim. Sağlık hizmetlerinden yararlanmak, eğitim gibi insanın temel haklarındandır.Yurdumuzda sağlık sektörü hızla gelişmektedir. Burada eksik olan, kişinin kendi aile doktorunu kendisinin seçmesi gibi aksaklıklar olsa da sistem zamanla rayına oturacaktır.Gelişim çocuklarımızın lehine olacaktır.
Doğumundan itibaren çocuk doktoruna, gençlik çağından itibaren aile doktoruna ve severek tek başlarına diş doktoruna gidebilecek gençlerin doktor korkusu gibi bir problemleri olmayacak, gelecekleri sağlıklı ve mutlu olacaktır.
Saygılarımla,
|