Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Bahattin KOCA Yazıları Aile Doktoru

Aile Doktoru

Bahattin Koca

Offenbach, 10.01.2011

Bizim kuşak, doktora düzenli gitme şansına sahip olamadı. Ancak; ağri ilerleyince, çaresizlik içinde doktorların kapısı aşındırılırdı. Korkardı  insanlar, tek başına doktora gitmeye. Sağa sola, konu komşuya sorulurdu; bir umar,  bir ilaç aranırdı. Eğer; son çare olarak, doktora gidilecek ise hasta tek başına gitmez, yanında  hatırı sayılır miktarda refakatçileri olurdu.

Doktorlar; hastalarını, öğlen paydosu   ve akşam mesai saatlerinden sonra kabul  ederlerdi. Doktorların  öğlen yemeğinden, mesai saati bitiminden  gelişlerini  aşırı  beklemek zorunda bırakılmak, etik bir davranış değildi. Özellikle çocuklarda, doktor korkusu had sahfada idi. Küçük çocuklarını, doktora götüren anne ve babaların zihninde kalan, bir ikna senaryosu vardır mutlaka.

Okul taramalarında genellikle aşı yapılırdı. Özellikle o günlerde; iğne korkusu, tavan yapardı. Aşılama bitene kadar manevi bir işkence çekilirdi. Ağlayanlar, bir yolunu bulup kaçanlar olurdu. Gün boyu,  iğnenin uzunluğu ve etkisi üzerine geyik muhabbeti yapılırdı. An be an korkunun dozajı  giderek artar; sağlık ekibinin,  öğretmen ile birlikte sınıfın kapısından içeri girmesi, tavan yapardı. Bu korku, ta ki sağlık ekibi işini bitirip okuldan ayrılıncaya kadar devam ederdi. Damara, zerk etmek için hemşirenin elinde bulunan, uzun  iğne görüntüsünü unutan var mıdır acaba? Sırası gelenin iğne öncesi ve  sonrası  yüz ifadesine yansıyan tezat görüntü, bizim kuşağa has bir resimdir.

Uzun iğneyi, damarın içine kadar yiyen bizim kusagin cocuklarinin sol kollarinin hemen dirsek altlarında; bir madeni para ölçeğinde olan, damga gibi izler vardır  halen durmakta olan. Yani; bizim kuşak, çiçek aşısı izi ile de tanınır. Bir dokunulsa bizim kuşak temsilcilerine; her birinin, özel çiçek aşısı  anısı hemen dile getirilir.

Bizim kuşak çocuklarının tek başlarına doktora  gittikleri de görülmemiştir. O dönemde, koruyucu sağlık hizmetleri de  gelişmemişti. Özellikle; ön teşhis amacı ile doktora gitmek, normal, bilinen bir davranış olmadığı için de  korkumuzu yenemedik. Büyüyünce,  korkularımızdan arınacağımızı düşündük ama başaramadık.  Hala; doktora gitme söz konusu olduğunda, daima geciktirici reçetelerimiz hazır beklemektedir. Hep bir kulpunu buluruz. Bu kulplar, çocukluğumuzdan gelen korkumuzun davranışa dönüşmesidir.

Sanırım aşı korkusu, sadece  bizim kuşak çocuklarına özgü idi.  Sonraki yıllarda güvenli ve  gelişmiş aşı malzemeleri kullanılmaya başlandı. Aşı korkusunu giderici, eğitici çalışmalar da yapıldı. Ayrıca iğnenin boyutu da küçüldükçe küçüldü. Bu kampanyalar sayesinde; peyderpey, kuşakların aşı korkusu  yok edildi, yahut azaltıldı.

Uzun yıllar önce; burada, çocukların tek başlarına doktora, özellikle de dişçiye gittiklerine şahit olmuştum. Korkuların kuşağından gelen biri olarak bu olayın  kabulü, kolay olmayan bir olgu idi. Keske biz de çocuk iken; sağlik eğitimini ve alışkanlığını alabilme şansına sahip olabilse idik, diye hayıflandım durdum. Bu yakada,  rutin günlük bir işmiş gibi hem de tek başına gidilen doktor; öte tarafta, doktor korkusu ile büyüyen kuşak(lar).

Çevrede konuştuğumuz çocukların ağızlarında, dişlerin diş yüzeylerine yapışık diş telleri dikkat çekiyordu. Çene kemiğinin yapısından dolayı, sağlıklı yer bulamayan  dişleri düzene sokuyordu görünen bu diş telleri. Ayrıca; diş dolgusu da sıradan bir işti, çocuklar için. Güle oynaya gidip geliyorlardı. Alışık olmadığım bu sistemi  inceledim. İşin altından, aile doktorluk hizmetinin olduğunu öğrenince; çaresizlikten, yurdumun çocuklarının korkularının da  günün birinde yok olmasını dilemiştim kendimce.

Tabi, burada bir hakkı da teslim etmek gerekiyor. Şu an Gebze’de bulunan ağabeyimiz, kendi diş muayenehanesini kurup işin başına geçince;  bizim kuşak, onun sayesinde kalan sağlara korkmadan dolgu uygulatır olmuştu. Bizim kusağın hep dualarını almıstır değerli ağabeyimiz. 

Ülkemizde; aile doktorluğu uygulaması  başlayınca, elinde sağlık kartı ile korkmadan doktorun yolunu tutan çocuklar gelmişti hemen aklıma. Bu benim yirmi yıllık hayalimdi. Ülkemin çocukları adına sevinmiştim. Sağlık hizmetlerinden yararlanmak, eğitim gibi insanın temel haklarındandır.Yurdumuzda sağlık sektörü hızla gelişmektedir. Burada eksik olan, kişinin kendi aile doktorunu kendisinin seçmesi gibi  aksaklıklar olsa da sistem zamanla rayına oturacaktır.Gelişim çocuklarımızın lehine olacaktır.

Doğumundan itibaren çocuk doktoruna, gençlik çağından itibaren aile doktoruna  ve severek  tek başlarına  diş doktoruna gidebilecek  gençlerin  doktor korkusu  gibi bir problemleri olmayacak, gelecekleri sağlıklı ve mutlu olacaktır.
Saygılarımla,
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."