Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Bahattin KOCA Yazıları Almanca Öğrenelim (3)

Almanca Öğrenelim (3)


Bahattin Koca

Offenbach, 10.02.11

Aşağıda, Almanca’dan Türkçe’ye ilişkilendirmeye çalıştığım Hayzung Usta’nın; Kalori-fer ve Ha-usum(Ha-aklım)Ha-us,Ha-us, Haus diyerek ifade ettiği ev, ve evlere of-en, of-en Ofen komutu ile soba kurma töreninin öyküsünü bulacaksınız.

Belirsiz bir zamanda yolu bir şekilde Almanya’ya düşen bir uzak doğulu varmış. Japon mu, Koreli mi, yoksa başka bir ülkeden mi geldiği bilinmiyormuş.Merakta edilmiyormuş zaten.Adı ve mesleği; dolayısıyla kendilerine üretkenliği ile neleri getirebileceği, katabileceği, önemli imiş. Almanya’da tanış olanların bir araya geldiklerinde” hay” diyerek selam vermeleri yaygın olduğu için ona da karşılaşma esnasında Hay-Zung diye selam verirlermiş.Gel zaman git zaman,Hay Zung, Hay Zung diye diye adamın adı bu topraklarda “Hayzung” oluvermiş.(1)

Çok iyi bir soba ustası imiş Hayzung Usta.Ülkenin iklimine uygun çeşit çeşit sobalar üretmiş.İsteğe bağlı soba üretiminde de pratik bir yapıya sahip olduğu için başarılı imiş.Her müstakil eve özgü, ayrı ayrı soba tasarımları yaparmış.Her yeni sipariş aldığında çok düşünürmüş.Tasarıya başlarken ağzından haydi usum, (aklım) ha-usum, ha-us, haus, “Haus” der durur; en sonunda, müstakil ev sahibi müşterisinin beğenisine uygun sobayı üretirmiş muhakkak.Usuna(aklına) çok güvendiği için ha-us,haus,”Haus” diyerek düşüncenin gücünü kanıtlarmış adeta.Tasarı “ev” –“Haus” komutu ile onun düşüncesinden doğar ve ev sahibi sobasına kavuşurmuş.Bu büyük bir ayrıcalık imiş ev sahipleri için.Evlerde soba kurma çalışması tören ile gerçekleştirilirmiş.Hayzung Usta, evde sobayı kurarken temaşa edenler iki gruba ayrılırmış.Bir grup o esnada; of, of, Of çekerken, diğer grup; en, en, en dermiş.Of; ustanın çektiği sıkıntının, yorgunluğun artık sona erdiğini, en ise pekliği,üstünlüğü anlatırmış.Sonunda Hayzung Usta’nın son ayarlarıyla; soba, of-en, of-en, Ofen komutu ile kurulur ve tören sona erermiş.

Artık törenden sonra hangi evin sobasının daha iyi olduğu da tartışılırmış.Hatta; başka ev sahipleri tarafından beğenilmeyen sobalar için, Hayzung Usta’nın fazla konsantre olmadığı,ağzından çokça ha-us,haus,haus”Haus” kelimesinin dökülmediğini söyleyenler olurmuş.Tabi bu görüşler Hayzung ustayı bağlamaz imiş.O çalışmalarından memnunmuş.Ona göre, varolduğu söylenen kusurlar kendi sobalarında değil,sobanın tasarımı ile uyum sağlamayan evlerde imiş.Birbirine benzeyen evler için kendisi; ancak, bu kadar çeşitlilik sağladığını düşünür ve kendi düşüncesini kimselere söylemez, mesleğini tartışmaya açtırmazmış.Zaten insanların konut tercihlerini anlamakta zorluk çekermiş.Kesinlikle, katlı evlerde; topraktan,sudan,ağaçtan,çiçekten,böcekten uzaklaşmayı tasvip etmezmiş.Toprakla iç içe olan evlerin faziletini anlamayan insanlara acırmış, ama ne çare.Çok katlı apartmanlardaki dairelere yönelen insanları gördükçe, kendi kendine;acaba dermiş,ha usum,(aklım) ha-us,haus ; acaba, karpuzu bezelye gibi görmek için mi insanlar yukarılara tırmanıyorlar, diye sorarmış.

Hayzung Usta'yı; asıl büyüleyen olay, özelliklerini duyduğu Roma evleri,villaları imiş.Batı Anadolu’da yapılan kazılarda bulunan, 2000 yıl öncesine ait kaliteli mermer ve taşlardan yapılmış bu evlerin içinde, etrafı mermer sütunlarla çevrili havuzlar varmış.İlginç olan bu evlerin birer ısıtma sistemlerinin oluşuymuş.Sisteminde, ateşin yandığı bir merkez ve burada ısıtılan suyun,ortaya çıkan buharın, duvar ve tabana yerleştirilen kanallar ile binanın içinde sürekli devir daim yaparak,sıcaklığın belirli bir oranda tutulmasını sağlıyormuş.Hayzung Usta aslında ha-us, Haus deyip müşterilerinin müstakil “ev”lerini düşünürken, kıyıdan köşeden bu Roma evlerini de hayal etmiyor değilmiş.

Hayzung Usta, antik çağın bu güzel evlerine, anca hayalinde sobalar yapar dururmuş.Zihninde bu sistemi geliştirmenin hesaplarını da yaparmış.Fakat zamanın insanoğluna ölçümünü yapan debisi, ustamızın yaşlılığını da kulağına fısıldarmış bu esnalarda. Yaşlanmaya başlayan usta, kendi kendine Hay Koca Zung, Hayzung, ömrünü tükettin de şu meslekte bir yenilik gerçekleştiremedin, der dururmuş.Ne çare, günden güne gözleri de gittikçe ağırlaşmış,feri tükenmeye başlamış.Artık hayalini gerçekleştirememenin verdiği ızdırap ile de çaresiz işten elini ayağını çekmek zorundaymış, ama çocukları kabul etmiyorlarmış.Birgün,artık yeter deyip kazan kaldırmış ve çocuklarım artık ben yokum, demiş.

Bu arada olağanüstü bir olay oluşmuş.Kazan kaldıran Hayzung Usta’nın kafasında şimşekler peşpeşe çakmış.Kaldırdığı kazanı (gerçeğini) büyüterek bodruma koyma,ısınan suyun borularla evlere dağıtma imiş kafasında çakanlar.Zaman Hazan (sonbahar) mevsimi imiş.Kendi de Hazan mevsimini yaşayan Hayzung Usta,hüznünü sevince çeviren projesini, bu zaman dilimi ile yarışırcasına gerçekleştirmeye koyulmuş.Kazan dairesi ve borularla eve su ve buharı ile gelen işi taşınmış.

Bir müddet sonra Hayzung Usta, gözlerinde şaşırtıcı, aklının almayacağı gelişmeler hissetmeye başlamış.Eve taşınan ısıdan”kalori” alınca, gözlerine “fer” gelmiş, Hayzung Usta’nın. Batı Anadolu’da binlerce yıl önce ilk ısıtma sistemini kuran Romalılardan sonra; kalori-fer; Hayzung Usta’nın ısıdan aldığı ”kalori” ve gözlerine gelen “fer” ile adını buluvermiş.Usta Hayzung, Kalorifer icadı ile ömrünün Hazan mevsimini sağlıklı ve mutlu olarak sürdürmüş.

Zanaatkar Hayzung Usta, günümüz Almanya’sında(gerçekten) yaşıyor olsa idi,başarılı bir insan olacaktı.İşte Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wullf’un basında çıkan bu konudaki sözleri:”Bugün akademik eğitim almak güzeldir.Ancak,bir meslek dalında eğitimli olmak,hatta ustalık diplomasını başarmak,ciddi bir alternatiftir.Ustalık diplomasi olan zanaatkarların,herhangi bir işletmede önemli bir pozisyon alabilecekleri gibi kendi işyerlerini de kurabirler.Hatta,bu kişiler bu belge sayesinde Almanya’da istedikleri dalda üniversite eğitimi bile alabilir.Doktor olabilir,avukat olabilirler.Bu diploma böylesine güçlüdür.”

(1) ”z”harfi “tz” olarak okunur.Kelime “Haytzung” olarak okunmali.Yazılısı Heizung; Almanca’da “ei”harfleri “ay”olarak okunur.

Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."