|

Bahattin Koca
Offenbach, 27.02.2011
Siteler, içinde bilgilerle dolu sayfaları olan herkese açık kültür evleridir. Okuru, yazarı burada buluşur; yeni yazılar, yeni yorumlar için birbirlerini etkilerler. Ziyaretçi sayıları şehir kütüphaneleri gibi fazladır. Siteler; tarihi anlamına uygun, kalabalık kitleleri sanal ortamda toplasa da nedense bazen sessizliğe de bürünürler. Bu sessizliğin nedenlerini araştırmak istedim ve bu konuda aşağıdaki noktaları tesbit ettim, ancak belirtilen noktaların yeterliliği ya da yetersizliği yorumlarınıza açıktır.
Acaba okuyucu, yazıda eleştirebilecek birtakım şeyler görmüyor mu? Yazıya, kendisinin de bir katkıda bulunabileceğini düşünmüyor mu? Ya da yazının içeriğine katılmakla beraber, bir iki konuda farklı görüşlerini belirtmek istemez mi?
Acaba okur, sitedeki yazı veya yazıları beğenmiyor, dolayısıyla yorum yapmaya değer olmadığını mı düşünüyor ?
Acaba sebeplerden biri de, siteyi kontrol eden okuyucu; yapılan bazı yorumlara, yazı sahibi tarafından cevap verilmediğini gördüğü için mi “Aman, zaten adam kendini kalburüstü sanıyor, cevap vermenin adabını bile bilmiyor.” düşüncesine mi kapılıyor? Bu nedenle mi yorum yazmıyor? Bu nedene saygı duyarım;kişi kendini erişilmez sanıyorsa büyük bir yanılgı ve cehalet içerisindedir. Böyle durumlarda aklıma ders kitabımızda yer alan Krezus (Karun) gelir. Karun gibi..., deyimi onun sayesinde dilimize girmiştir ve halen Batı Anadolu’da
hazineleri aranmaktadır. Oysa o, M.Ö. 500’lü yıllarda Sart’ ta (Manisa ) hüküm süren ve ayrıca hazineleri ile erişilmez Lidya kralıydı. Keşke, Manisa ve yöresinde oturan bir hemşerimiz Sart kalıntılarına gidip hemen oradan bir yazı kaleme alsa.
Yorum yapanı, özel yazışma ile onore eden değerli şahsiyetler de vardır. Bu şahsiyetlerin, sitelerdeki varlıkları hayatın her alanında olduğu gibi büyük kazançtır. Onlar örnek alınmalıdır.
Acaba okuyucu, bir yazının alıntı olduğunu farkettiği için mi tümden yorum yapma isteğinden, hevesinden vazgeçiyor?
Okuyucu, sitelerde bazı yazıların alıntı olduğunu farkedebilir,bu nedenle bir soğukluk duyabilir,belki siteden de kaçabilir.Alıntının kaynağını belirtmeyen yazı sahibi, aslında dikkatli okuyuculara yakalandığının bilincinde değildir! Yazısının, birkaç saniye içinde klavyenin tuşlarında doğruluğunun anlaşılabildiğini bilebilse; sanırım, ”Eyvah, ben ne yaptım!” der ki; aslında bu da iyiye giden bir davranış olacaktır. Hatadan bir noktadan itibaren dönmekte bir erdemdir. Bir yazıyı tamamen alıntılayarak, ya da başını, ortasını, birkaç kelime ile değiştirip bir başkasının emeğini kendine mal eden kişi, aslında başını kuma gömdüğünün farkında değildir. Bu alıntılar, yeni yetişen öğrencilere, gençlere de kötü örnek oluyor. Proje ödevi hazırlayan öğrenci, kaynak belirtme zorunda olduğu halde bir yazının paragraf başlarını birkaç kelime ile değiştirerek altına adını yazabiliyor. Gençlere örnek teşkil etmesi açısından site yönetimleri, kaynağı belirtilmemiş yazıları yayımlamamalıdır.
Yazısının altına; alıntıdır, diye yazana okuyucu minnettardır! Çünkü okuyucu ile paylaşacak kadar güzel olan bir yazıyı aramak için zaman sarfetmiştir. Oraya, “alıntıdır” ibaresini koymak, kişinin değerini arttırır, kendisine olan saygısını okura yansıtır. İbareyi gören okur, güzel yazıları araştırıp bulduğu için en samimi teşekkürünü gönderir ve “Hay Allah senden razı olsun kardeşim,bu güzel yazıları nereden buluyorsun!” diye de hakkını verir.
Sanırım başka bir gerekçe de Facebook’ta, mesaj panosuna yapılan, aslında kişinin gerçek dünyasını yansıtmayan alıntılar, slogan olabilecek yazılar ve videoların yer alması. Acaba bu alıntılardan feyiz alma kolaylığı ile idare etme, yorum yapmayı köreltiyor mu? Acaba bilinçli kullanmanın haricinde, güvenliği de göz ardı ederek kendi özelini hiç çekinmeden ortalığa yayma; sitelerde yorum yapmayı ikinci plana mı itiyor?
Bu konuda öğrencilerle ilgili güzel bir yazı okumuştum. Bir öğretmen, öğrencilerinin Facebook’taki resimlerini kopyalayıp okulun panosunda sergilemiş. Okulda kıyamet kopmuş. Öğrenciler; hocalarına, özel resimlerimizi nasıl ifşa edersiniz, diye hesap sorunca hoca; siz, aynı resimleri milyonlarca insana sergilerken birşey olmuyor da benim birkaç yüz öğrenciye sergilemem mi sizi kırıyor, deyince sessizlik hakim olmuş ve yapılan vahim hatanın farkına varılmış.
Aynı gerekçeyi MSN içinde düşünebiliriz. MSN Türkçe’sinin kolaylığına kapılma varken , yorum yapma sıkıcı mı oluyor acaba?
Yine msn’deki gibi bozuk bir dil yansıtan yorumlar, ayrıca büyük harflerle yazılan yazılar da site yöneticisinin zamanını almamalıdır. Bu tür yazılar, ancak sevilen bir dostun yazısı ise sırf hatırı için okunmaya çalışılır, aksi taktirde bu yazıları okuyucu makul karşılamaz.
Acaba yorumlar; “Yorumunuz site yönetimince onayladıktan sonra yayımlanacaktır.” ibaresi ile makul bir süre içinde gereğini buluyor mu? Yorumunu zamanında görmeyen kişi bu ruh hali içinde bir daha yorum yapar mı? Ya da iç sayfalara yapılan yorumlar; yazı sahibini, yorumcuyu ve sitenin takipçilerini güncel olarak mesaj panosunda haberdar ediyor mu? Böylelikle canlılığı sağlıyor mu?
Sitelerde bazı yazarların, ”Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ainesi istir kişinin, lafa bakılmaz.” türünde, yorumculara ağzının payını veren çıkışlarına şahit oluyoruz. Bu gibi hakaretvari sözlere maruz kalan kişi, bir daha yorum yazma gafletine düşer mi? Aynı şekilde bu yaklaşımı gören diğer kişiler yorum yapmak isterler mi?Hakaret içeren ve insan onurunu rencide edici yazıları ve yorumları yayımlamak site yönetiminin işi olmamalıdır.
Sitelerde; sitenizi çok beğendim, gibi genel bir ifade ile kendi reklamlarını yapan kişilerin yorumları yer almamalıdır. Bu uyanıklığın onü alınmalıdır.
Bazı sitelerde yorum yapmak çok formalite istiyor. Sitemizde yorum yapmak çok külfetli değil, diğer bazı sitelerde olduğu gibi zorluk derecesi de insani kaçırtacak cinsten değildir. Yorum penceresine yazıp tuşa basmak yeterli.
Bir site; yazı yazanı,okuru ve yorumcusunun birbirlerini karşılıklı güdülemesi ile güzelleşir,uğranılacak sanal duraklardan olabilir ancak.
Yazım, genel bir yazı olup hiç kimseye yönelik değildir. Yanlış anlaşılmak istemem, ben sadece bu konudaki düşüncelerimi yazdım. Okuyucudan yorum istemek haddim değildir.
|