Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Bahattin KOCA Yazıları Pazartesileri Yazılan, Haftasonu Hikayesi

Pazartesileri Yazılan, Haftasonu Hikayesi

Bahattin Koca

Offenbach, 26.07.2011
 

Bir önceki yazımda; pazartesi günü ile ilgili,  Pazartesi Arabaları  adlı  bir yazı yazdım. Bir ikincisini;  sayın  Hasan Terzioğlu,  Pazartesi  Hastaları  adlı  güzel bir makale   ile  örnekledi. Bu  günkü  yazım da üçüncü bir  pazartesi  yazısı olacak. Yazımın adı;  Pazartesileri  yazılan  haftasonu  hikayeleri. Yazıyı  kaleme alanlar ise  ilkokul öğrencileri. Bakalım bir  dördüncü  pazartesi  yazısı  bulabilecek  miyiz?
 

Bazı  sınıf öğretmenleri,  ilkokullarda,  pazartesi  sabahları   çocuklara;  „Haftasonu  Hikayesi“  başlığı altında,  geçen hafta sonu  neler  yaptıklarını yazdırırlar. Haftasonu  Hikayesi  defteri,  ayrı  bir defterdir. Sınıfta,  dolabın öğrenciye ait olan  bir gözünde durur. Öğrenci,  her  pazartesi  günü  ilk saatte,  haftasonu  hikayesini  yazar  bırakır. Sınıf öğretmeni,  bilahare  yazıları  okur ve değerlendirir.  Aslında  bu defter;  aynı zamanda,  çocuğun ailesinin de karnesi  olmuş oluyor. Çünkü,  çocuk  ne  yapmış  ise  onu yazar. Artık hafta sonu,  anne- baba  ile bir aktivite  oluyor mu,  yoksa  çocuk  bütün  zamanını  tek başına mı geçiriyor? Hangi  fiziksel  ve  zihinsel  aktivitelere  katılıyor? Çocuğun  kaleme aldığı  hikaye; bir nevi  anne ve babasının, eğitim ile olan ilgisini ve bilgisini göz önüne sermiş oluyor.Haftasonunu, çocuğu ile  yararlı  faaliyetlerle  geçiren anne baba;  aslında, çocuğun  hikayesi  için kendisine bol bol  yazı malzemesi  vererek, onun yazma yeteneğinin gelişmesine katkı vermiş  oluyor. Çocuk, zorlanmadan  yazısını  bitirebiliyor rahatlıkla. Ama hiçbir şey yapmayan çocuk, hikayesini yazarken kıvranıp duruyor. Genelde biribirine benzer  aynı cümlelerle, bir şeyler yazmaya çalışıyor. Bu, pazartesi  günleri yazılan  haftasonu  hikayesi  yazılarını;   okuma,  inceleme  fırsatım oldu. Birinci sınıf  öğrencileri  hikayelerini  resmederek, eğer okuma  yazmayı  sökmüş  iseler,  basit cümlelerle  anlatımlarına başlarlar. İncelemelerimde;  hafta sonlarını dolu dolu yaşayan bazı çocukların  güzel  yazılarının  yanında,  kimi öğrencilerin,  bilgisayar ve diğer elektronik ürünler  ile vakitlerini  geçirdiklerini;  bu  elektronik  aletlere, sahip olamayan  çocuklarının  bir bölümünün   ise  haftasonunda;  arkadaşlarının  evinde,  arkadaşlarının  oyuncakları  ile oynadıklarını  belirttiklerini  gördüm.Konuyu  çocukların kendi kalemlerinden okumak  sağlıklı  bir  veri oluyor!

Dijital  oyuncakları,  çocuklarına  almak  istemeyen  velilerin,  amaçlarına ulaşamadıkları  bu  yazılardan anlaşılıyordu. Evinde  oynayamayan  çocuk; arkadaşının evinde,  dışarıda  yine oynayabiliyordu. Aslında doğru olanı, ona kendi evinde kontrollü oynattırmaktır.

Çocuğa  bu  ürün  ve oyunları  yasaklayabilirsiniz. Evinde oynayamadığı  oyunu,  kullanamadığı  ürünü; arkadaşlarının  evinde,  mağazaların reklam  reyonlarında, internet  kafelerde  oynamayı  tercih edecektir. İdeal olan;  çocuğu,  bu  aletlerden  soyutlamamak,  ona  ebeveynlerinin  izni dahilinde  yapılacak  bir  plan ile kendi  sıcacık  yuvasında  oynama  imkanını sağlamaktır.

Bu haftasonu yazılarını  değerlendiren  öğretmen,  öğrencilerini  zararlı alışkanlıklardan korumanın  sağlıklı  verilerine  sahip oluyor ve  veli ile  temasa  geçerek  gerekli  rehberliği  yapabiliyor. 
 

Son beş altı yıldır yaşadığımız  zaman dilimi, bildiğimiz  klasik zaman  gibi değil artık. Değisen zamanla birlikte, insanların, özellikle  çocukların  çok  farklılaştıkları  bir çağı yaşıyoruz.Teknoloji, baş döndürücü bir hızla gelişerek  ilgi ve ihtiyaçların değişimini sağlıyor. Çocukları eğitmek, geleceğe  hazırlamak  için  daha çok  çalışılması  gereken  bir çağdayız. 
 

Selamlarımla,

 
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."