|
Bahattin Koca
Offenbach, 26.07.2011
Bir önceki yazımda; pazartesi günü ile ilgili, Pazartesi Arabaları adlı bir yazı yazdım. Bir ikincisini; sayın Hasan Terzioğlu, Pazartesi Hastaları adlı güzel bir makale ile örnekledi. Bu günkü yazım da üçüncü bir pazartesi yazısı olacak. Yazımın adı; Pazartesileri yazılan haftasonu hikayeleri. Yazıyı kaleme alanlar ise ilkokul öğrencileri. Bakalım bir dördüncü pazartesi yazısı bulabilecek miyiz?
Bazı sınıf öğretmenleri, ilkokullarda, pazartesi sabahları çocuklara; „Haftasonu Hikayesi“ başlığı altında, geçen hafta sonu neler yaptıklarını yazdırırlar. Haftasonu Hikayesi defteri, ayrı bir defterdir. Sınıfta, dolabın öğrenciye ait olan bir gözünde durur. Öğrenci, her pazartesi günü ilk saatte, haftasonu hikayesini yazar bırakır. Sınıf öğretmeni, bilahare yazıları okur ve değerlendirir. Aslında bu defter; aynı zamanda, çocuğun ailesinin de karnesi olmuş oluyor. Çünkü, çocuk ne yapmış ise onu yazar. Artık hafta sonu, anne- baba ile bir aktivite oluyor mu, yoksa çocuk bütün zamanını tek başına mı geçiriyor? Hangi fiziksel ve zihinsel aktivitelere katılıyor? Çocuğun kaleme aldığı hikaye; bir nevi anne ve babasının, eğitim ile olan ilgisini ve bilgisini göz önüne sermiş oluyor.Haftasonunu, çocuğu ile yararlı faaliyetlerle geçiren anne baba; aslında, çocuğun hikayesi için kendisine bol bol yazı malzemesi vererek, onun yazma yeteneğinin gelişmesine katkı vermiş oluyor. Çocuk, zorlanmadan yazısını bitirebiliyor rahatlıkla. Ama hiçbir şey yapmayan çocuk, hikayesini yazarken kıvranıp duruyor. Genelde biribirine benzer aynı cümlelerle, bir şeyler yazmaya çalışıyor. Bu, pazartesi günleri yazılan haftasonu hikayesi yazılarını; okuma, inceleme fırsatım oldu. Birinci sınıf öğrencileri hikayelerini resmederek, eğer okuma yazmayı sökmüş iseler, basit cümlelerle anlatımlarına başlarlar. İncelemelerimde; hafta sonlarını dolu dolu yaşayan bazı çocukların güzel yazılarının yanında, kimi öğrencilerin, bilgisayar ve diğer elektronik ürünler ile vakitlerini geçirdiklerini; bu elektronik aletlere, sahip olamayan çocuklarının bir bölümünün ise haftasonunda; arkadaşlarının evinde, arkadaşlarının oyuncakları ile oynadıklarını belirttiklerini gördüm.Konuyu çocukların kendi kalemlerinden okumak sağlıklı bir veri oluyor!
Dijital oyuncakları, çocuklarına almak istemeyen velilerin, amaçlarına ulaşamadıkları bu yazılardan anlaşılıyordu. Evinde oynayamayan çocuk; arkadaşının evinde, dışarıda yine oynayabiliyordu. Aslında doğru olanı, ona kendi evinde kontrollü oynattırmaktır.
Çocuğa bu ürün ve oyunları yasaklayabilirsiniz. Evinde oynayamadığı oyunu, kullanamadığı ürünü; arkadaşlarının evinde, mağazaların reklam reyonlarında, internet kafelerde oynamayı tercih edecektir. İdeal olan; çocuğu, bu aletlerden soyutlamamak, ona ebeveynlerinin izni dahilinde yapılacak bir plan ile kendi sıcacık yuvasında oynama imkanını sağlamaktır.
Bu haftasonu yazılarını değerlendiren öğretmen, öğrencilerini zararlı alışkanlıklardan korumanın sağlıklı verilerine sahip oluyor ve veli ile temasa geçerek gerekli rehberliği yapabiliyor.
Son beş altı yıldır yaşadığımız zaman dilimi, bildiğimiz klasik zaman gibi değil artık. Değisen zamanla birlikte, insanların, özellikle çocukların çok farklılaştıkları bir çağı yaşıyoruz.Teknoloji, baş döndürücü bir hızla gelişerek ilgi ve ihtiyaçların değişimini sağlıyor. Çocukları eğitmek, geleceğe hazırlamak için daha çok çalışılması gereken bir çağdayız.
Selamlarımla,
|