Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Bahattin KOCA Yazıları Deprem ve Gedikbulak Köyü İlkokulu

Deprem ve Gedikbulak Köyü İlkokulu
Bahattin Koca
Offenbach, 26.10.2011

     Depremde Van’ da sadece Gedikbulak Köyünün okulu tamamen yıkılmış. Yeni adı ile Gedikbulak, eski adı ile Timar köyüne yakın bir köyde ilkokul öğretmenliği yaptım. Yöreyi iyi bilirim. Gediklibulak Köyü benim dünyaya açılan pencerem idi. Van‘a gidemediğim zamanlar tek seçeneğim bu beldedeki postane idi. Bazen posta memuru arkadaşın çabaları ile Sarıkamış’a telefon etme mutluluğunu yaşardım. Telefonun bağlanamadığı durumlarda mecburen eve bir telgraf çeker, ve geri dönerdim. Ayrıca, köyde karakol ve sağlık ocağı da vardı. Sanırım bölgede yıkılan tek okul olarak lanse edilen okul, eski binanın yanına çok katlı olarak inşa edilmiş. Eski okul o zamanlarda da yeterli dersliklere sahipti. Köyde ortaokul da vardı.

    O dönemde de okul binalarında problemler vardı. Size, yirmi üç yasında, tecrübesiz, stajyer ve bunun yanısıra köyde tek başıma çalışırken yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Köye vardığımda okulda ustalar çalışıyorlardı. Çatı onarılmış, duvarlar içerden ve dışarıdan elden geçiriliyor, boyanıyordu. Yeni boyanmış okul, içimi bir açmıştı ki; sormayın, yalnızlığımı bile unutturuyordu bana. Fazla sürmedi; üç dört gün sonra, bir gece lojmanda köy muhtarı ile sohbet ederken fırtına başladı. Saat on bire doğru muhtar, dışarıda esen fırtınanın iyice azmasından korkarak evine gitmek için ayrıldı. Dışarıda fırtına anbean gittikçe şiddetleniyordu. Muhtarı çıkarmam, kapıyı kapatmam ve gelip yerime oturmam ile birden
dışarıda bir gürültü koptu, ama ben ne olduğunu tam anlayamadım. Sabahın ilk ışıkları ile dışarı çıktığımda lojmanın çatısının komşunun bahçesinde olduğunu gördüm!

    O sabah ilk işim okulu tatil ederek hemen Van’a, Milli Eğitim Müdürlüğüne gidip olayı rapor etmem oldu. Şube müdürü, bana gerekeni yapacağını söyledi ve ben köye döndüm. Ertesi gün köye, müteahhitin adamları damladılar. Amaçları; bana, o gün çatı yeniden yapıldı diye imza attırmaktı. Bir iki gün köyde kaldılar ama ben kabul etmedim. İşin genç, stajyer bir öğretmen için hiçte kolay olmadığını sanırım tahmin edersiniz. Çatı sonradan, çok sağlam olarak yapıldı ama ben imza vermediğim için paralarını hemen aldılar mı, bilmiyorum.
 
    Bölge o zamanlarda yoğun terör baskısı altında idi. O bölgelerde köy okullarında al bayrağı göndere çekme mutluluğunu yaşayanlardan biri de bendim. Şu an dağ başlarındaki köy öğretmenlerini getirin aklınıza. Vatanın en ücra köşesinde devletin varlığını, mehmetçikler gibi sürdüren, kutsal bir görevi ifa etmekteler. Gün geldi mehmetçikler gibi şehit oldular, gün geldi; bu depremde olduğu gibi görev şehidi oldular. Köy öğretmenlerini ne de güzel, sitemizde; -umudu-hic-ağlatmadık şiiri ile anlatıyor arkadaşım Yusuf ziya Yılmaz.

    Facebooklardan, Twitterden, tv kanallarından ve kendi köşelerinden kin kusarak ırkçılık yapanlar, bilsinlerki karşılarında sağduyu sahibi büyük adamlarımız, halkımız ve kardeşliği Anadolu’da nakış nakış işleyen köy öğretmenlerimiz vardır. Bugün sağduyu ile Türk Milletine seslenen insanların siyasi kimliklerinin hiç bir önemi yoktur. Onlar gerekli yer ve zamanda ortaya çıkmasini bilen büyük insanlardır.

    Devlet Büyüğümüz, "Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek ağlama sırası onlarda gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim.“ diyerek birlik ve beraberliğimizin zirve yapmasını sağlamıştır. Bu söz; eğer seçilecekse yılın sözü seçilmelidir. Bu söz; fırsatçılara dersini verecek, oturduğu köşesinden „Hey, sen kınamışmıydın“ diyerek insan onurunu rencide ederek söze başlayan densizleri yola getirecek, onlar gibi düşünecek olanları da eğitecektir. Vatandaşına köken vurgusu yapmadan „Sen ülken için ne yaptın. İmkanların dahilinde gerek maddi, gerek manevi hangi katkılarda bulundun, toplumun huzuru için hangi fahri çalışmalarda bulundun; hangi sosyal aktivitelerle bilgilerini, becerilerini topluma aktardın.“diyerek günümüz vatansever insanın profilini ancak böyle ölçebilmenin kıstasını ortaya çıkaracaktır.
Şehitlerimize ve depremde vefat edenlere Cenab-ı Hakk’tan rahmet diliyorum.

Selamlarımla,
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."