Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Makaleler Dilek FIRAT Yazıları YİNE SEN SARIKAMIŞ

YİNE SEN SARIKAMIŞ
Şehzade bakışlı Sarıkamış’ım ben senden ayrıldığımdan beri en çokta da senin fonetik bir edayla yüzüme çiseni vuran kar tanelerini özledim, özledim Sarıkamış seni, harbiden çok özledim. Ben senden ayrıldığımdan beri yağan karın hiç dinmedi ki yüreğimde, ne çok yağdın ve ne çok çiseni vurdun gurbet gönlüme ve ben ne çok kartopu oynadım kristal yakamozlarınla kırpışan şu hasret yüreğimle! Ve ne çok hüzün biriktirdim yüreğime yağan kar tanelerinle, üstelik hüzünlerimden saçlarıma taçlar yaptım, aynalarda sana hayran hayran bakayım diye. Şimdi ben en çokta hüzünlerimi seviyorum, içinde sen varsın diye, şimdi ben en çokta kavruk hasretlerimi seviyorum, içinde sen varsın diye Sarıkamış! İçinde sen varsın diye adını hasret yüreğimde anı(t) yaptım cabeca hatırlayıp anayım diye. Bak bahar geliyor Sarıkamış yine cemre düştü yüreğime, yine nisan yağmurları biriktiriyorum sokak lambalarının altında, kirpiklerimin üstüne düşüyorsun biefgan ellerinle, odama çekiliyorum ve sessizce aralıyorum perdemi, sokak lambasının ışık huzmeleri vuruyor pencerem dem suretime. Adın yazılıyor pencereme Sarıkamış, yağmur damlalarıyla çağıl çağıl. Parmağımla alıyorum harflerini penceremden, yutkunuyorum gurbet ülkeme seni. Udi bir ses dokunuyor tenime ve ben her gün tuz basıyorum hasrete ve senin sevdanla yanan yüreğimi tuzluyorum hasretine, daha çok acıtsın beni, daha çok yaksın diye. Sarıkamış ne benim sana sevdam biter, ne senin bana sevecenliğin. Hayatta hiç kıskançlık duygularım olmadı da, ya ben senli yani Sarıkamışlı olmasaydım Sarıkamış, evet kıskanırdım o zaman Sarıkamışlıları, ya da Çanakkalelileri! Sana sevdalıyım Sarıkamış, Sarıkamışlı ve senli olduğum için değil elbet, sevdalısıyım Çanakkale’nin de, çünkü Sarıkamış demek Çanakkale demek, Çanakkale demek Sarıkamış demek, siz demek vatan demek, ben vatana sevdalıyım Sarıkamış.
Sarıkamış her yerde ve her bende varsında neden seni bıraktığım yerde yoksun Sarıkamış. Sen demek vatanın kalbi demek, sen demek bu benin nabzı demek…
Sarıkamış senli olmak, sende doğmak, sende büyümekle senli olunmuyor ki! Öyle kolay değil senli olmak! Senli olmak, büyük sorumluluklar ve ağır yükümlülükler gerektirir, tıpkı sen gibi sağlam seciyeye sahip olmak gerek ve fenomeni yordamla rasyonalist olmak ve senli olmayı difüzyona uğratmamak gerek Sarıkamış. Ne mutlu sana yakışır gibi senli olabilmeye. Beni sen emzirdin ak sütünle, beledin beni dizlerinde, doksan bin kardelen ninnileriyle büyüttün, “Sarıkamış anam hakkını helal et!” demem diyemem, sana borcum var daha yolun başında merdivenin ilk basamaklarındayım layihalarımla borcumu ödedikten sonra helallik isterim ancak Sarıkamış. Karşımda sen Sarıkamış, bak yine raşe tuttu bu beni haris dağlarının esintileriyle.
Geçen gün aklımda sen Sarıkamış, elimde giyotin kokulu kara saplı bir bıçak, hüzünlerden kartopu soyuyorum soframa! Aklım deruni bir şekilde tüm merkeziyle sende! Gözlerim elime baksa da, akı bende, ışığı sende, yüreğimdeki sana döndüm, yüzüm düştü içime, sana çarptım Sarıkamış! Eyvah! Kestim parmağımı, hem ki çokta derinden, sıkıştırdım özlemimin kapı aralığında! “Anneee” diye bağıracağıma aklımdaki sana “Sarıkamış” diye ofuma çığlık attım Sarıkamış! Oturdum sandalyeme ağladım, elimin kesiğine değil ha, sana anne der gibi dilhıraş feveranıma ağladım Sarıkamış. Parmaklarımda sen damladın kıpkırmızı, seni seyrettim hasretimin damlasında, hasretimde kan damladın Sarıkamış. Senli pencereme parmaklarım yağdı, seni yazdım güruh yüreğimin soil kokan sevdasına. Sarıkamış ben sendeyken de özlüyordum seni kızma ama cabeca kızıyordum da sana! Birgün yüreğimden bir dolu şuara tıklattı sayfalarımı ve bak ben sana hem nasıl kızgın, hem nasıl sevdalıymışım!

Dilek FIRAT
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Ertan AYDOĞDU  - TEŞEKKÜR   |07-03-2010 22:39:36
dilek kardeşim eline yüreğine sağlık o kadar güzel yazdınki yazını
okudum ve mest oldum beni 30 yıl geriye gençliğime götürdün nekadar
teşekkür etsem azdır mahallemi arkadaşlarımı özledim inan sarıkamışı
çok ama çok özlüyorum hala görüşüyorum kısmet olursa en yakın
zamanda gidecem güzel yazılarının devamını bekliyorum saygılarımla

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."