Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe, 24 May 2012
YOU ARE HERE: Anasayfa Şiirler Gürsoy SOLMAZ Şiirleri SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİNİ ANARKEN-

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİNİ ANARKEN-
SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİNİ ANARKEN-
 
Tipinin hızına ayak uydurup,
Boranın içine dalmıştık oğul...
Karların üstüne konup oturup,
Kardan adam gibi olmuştuk, oğul...
 
Erzurum’da bölük bölük bakıldık,
Köprüköy, Azap’da yıktık, yıkıldık
Soğuk ateşlere yandık yakıldık,
Ara-bir çaresiz kalmıştık, oğul...
 
Sağdan soldan asker gayret gösterdi,
Kim bahtını böyle bahtsız isterdi?
Kader ağlarını tipide gerdi,
 Karakış’ta kına çalmıştık, oğul...
 
Yeniköy, Handere, Çambar Dağı’nda
Çakırbaba-Bardız yolu sağında,
Kimin ne var ise dağarcığında
Parça parça azık bölmüştük, oğul...
 
Allahekber sisli, soğuktu o gün,
Benizler donuktu, soluktu o gün,
Şehitlik çıkılan doruktu o gün,
Son rekât namazı kılmıştık, oğul...
 
Yürürken ayakta donanlar vardı,
Çok gece, gündüzü sis, tipi sardı,
Her taraf borandı, her taraf kardı,
Çoğumuz donarak ölmüştük, oğul...
 
Biz bize sarılıp öyle ısındık,
Soğanlı, Çamurlu, Kumru’ya sındık,
Yalvardık Allah’a, ona sığındık,
Biz bizle cenneti bulmuştuk, oğul...
 
Elbette paşalar memnun değildi,
Şehitler orduda yekûn değildi,
Aslında gökyüzü yere eğildi,
Yere göğe öyle dolmuştuk, oğul...
 
 
90 bin hikâye, 90 bin hayat,
Tarihin talihi oldu kabahat,
İzzet’li Enver’in suçu yok fakat
Dört yandan ölmeye gelmiştik, oğul...
 
Nihayet bahara çevirdik kışı,
Biz olduk dağların solmaz nakışı,
Bir yürek yaparak Sarıkamış’ı
Bu vatan uğruna solmuştuk, oğul...
 
Bugün o dağlarda çiçekler gani,
Şahitler diyor ki: vallah, billahi,
Şehitler konuşur, dinler Senani,
Ölüme her defa gülmüştük, oğul...
 
Duyup işitenler hayret dediler,
Bu nasıl cesaret, gayret dediler,
Tarihe şan verdi, şeref verdiler,
Ölmeyi bilmiştik, bilmiştik oğul… 
 
24.12.2004
Yorumlar
Yeni Ekle
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."