Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Çarşamba, 23 Nis 2014
YOU ARE HERE: Anasayfa Ziyaretçi Defteri


Ziyaretçi Defteri

Yeni MesajYeni Mesaj:

Oktay YAVLAL     03 Şubat 2009 20:48 |

AGİDEYİ NEYDİMKİ OĞUL

Agideyi çok seven kadının kocası ölür.
Aradan uzun zaman geçer.
Adet üzere oğlu, anasına soru sorar;
Ana, sen agideyi çoğ sevirsin,
sene agide mi alim,
yoğsa seni ere mi (kocaya) verim?
Anası içini çeke çeke cevap verir;
"Ola oğul, ben ığdiyar gari.
Agideyi hangi dişiminnen yiyim.

Saygılarımla

OKTAY YAVLAL

Oktay YAVLAL     03 Şubat 2009 18:00 | KÜTAHYA
SARIKAMIŞ MENÜSÜ

Sabah kahvaltılarının bir numaralı yiyeceği baş köşe de yerini alan, “tuluğ peyniriydi””. Eğer birde “göğermiş” ve iyice yeşillenmişse yemesine doyamazdık.
“Çaşırın” zamanı ise sofraya mutlaka salamurası koyulurdu.
Haftalık yapılan “keteler” vazgeçilmezlerimiz arasında yerini alırdı. Bazen rahmetli babam için sabahları “kuymak” yapılırdı. Kuymağın sanki dokunulmazlığı vardı.
Peyniri çok yememiz için anam habire “çoğ yemeyın gurtlanırsız”derdi . Kardeşim Mustafa’da “gurtlanırsam gurtlanim ana, ben yiyecem” derdi. Anam da “ye ye deşilene geder ye”. “Milletınde uşağida var. Bir seferde oturir yiyir gağirler”, “var- yoğ bilmirler” “hele benım halıma”, “bu yedığleri nereye gidir annamirim”, “ola oğul işten degil dişten artar” gibi lafları çok duyardık. Bazende “ola cırıldız yeter da“ derdi. Bizde gerçekten çok oburduk , doymak nedir bilmezdik.
Sofralarımızın bir başka vazgeçilmezi de“tandır ekmeği” idi. Hele birde tandırda yapılan yuvarlak , ortası delik “”gagala” varsa tadına hiç doyulmazdı. Gagalanın biraz kurusuna “kıtirik” denirdi. Sofrada “o kıtirik gagalanın “ mücadelesi verilirdi.
Yöresel, Sarıkamış’a özgü süt ve un karıştırılarak yapılan “gıllorda” kahvaltı sofralarında nadirde olsa bulunurdu.
Seyrekte olsa yapılan “su böreği” sofrada baş köşede yerini alırdı. Sofrada su böreği olduğu gün, herkesin gözü genelde en büyük ve ortadaki dilimde olurdu. Ama emin olunki o büyük dilimi ben kimseye kaptırmazdım.
Sık sık “bişiler” , “mafişler” yapılırdı. “Bişilerin” üzerine toz şeker serpildiği zaman tadı bir başka olurdu. Çok hızlı yerdik. Anam; “ola oğul ğırtlegizde galacağ ” diye serzenişte bulunurdu. Bazen annem haklı çıkardı, “ğırtlegimizde galdıği” da olurdu.
Sarıkamış’ın kendine özgü yemeklerini, Sarıkamış’ın kendi atmosferinde ve doğal şartlarında yemek lazım. Havasından mı , suyundan mı bilemiyorum. Analarımızın pişirdiği, “hörle aşı”, “ayranaşı” , “kesme çorbası” , “erişte aşı” , “evelig aşı” gibi çorbaların tadını çok özlemedik desek yalan olur. Bazen anam ayranaşına “kımı” katarak yapardı. Kımı nın olmadığı zamanlarda “aşotu” katardı. Yani bu çorbaların yanında “tandırda kazı” kızartacan altınada bulgur pilavını koyacan, kazın yağında pişecek öf.. öf...
“Hokkiri” , “ , “haşil” , ”ğıngel”, “Hunk” veya güzel yapılmış bir “çiriş kavurması” da ana menülerimizdendir. Tabi sofradaki yemek ne olursa olsun yanında “erişte “gider.
Evde hiçbir şey olmadığı zamanlarda bile analarımız evdeki bayat ekmeklerle iki dakikada “ekmek aşı” yapar önümüze verirlerdi.
“Evelig kavurması” , “ısırgan kavurması”,” çiriş kavurması” çok yapılırdı. Analarımız “kuşekmeğinin “ bile yemeğini yaparlardı.
Aç kurtlar gibi yemeğe saldırırdık. Biraz yedikten sonra anam başlardı “”yeter oğul yeter cırıldız “” , “işgembelerınde sankim delik var”, “birezdende gelırler ana hasıda yap diyerler” ,”bunar nasıl uşağdır, agobun gazi gibi yiyirler.” , “ben neydecağam anam”, “ ölmirim gurtulim”, “ yiyir yiyirler sorada tıssik ederler”.
Hele bol tereyağlı “velibağı” yapıldığı zaman tepsi tepsi yerdik, bol bol su içerdik. Anam “ola oğul yeter bağ tırığa düşeceğsiz” diye çok ısrar ederdi. Dediği de çıkardı.

Saygılarımla

Oktay YAVLAL

M.ERCAN TOS(memi)     03 Şubat 2009 16:12 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GÖNÜL YARASI(1998 GÜNEŞ GAZETESİNDE YAYINLANAN ŞİİRİM)
------------
Maziye dargınken,sevemem derken,
Sen çıktın karşıma yıllar sonrası.
Gözyaşımı silip,tam gülecekken,
Yeniden küllendi GÖNÜL YARASI.
Bin kez yemin ettim sevmeyecektim,
Sevipte mecnuna dönmeyecektim,
Acıya,kedere dur diyecektim,
Gene tazelendi,GÖNÜL YARASI.
Tatlı uykularım kabusa döndü,
Mavi umutlarım yeniden söndü,
Kader birkez daha ağını ördü,
Tel tel gazellendi,GÖNÜL YARASI.
İnan ma eyyy MEMİ her tatlı söze,
Aşk yürek işidir aldanma göze,
İşte böyle felek getirir dize,
Yıllar yılı dinmez,GÖNÜL YARASI.
Yaz ve Baharını döndürür kışa,
Acımaz aksada gözünden yaşa,
Kalbin köle olur,kaderin paşa
Yıllarca ağlatır,GÖNÜL YARASI
SAYGILARIMLA

Cengiz Atila (Em.PTT Müdürü)     03 Şubat 2009 15:10 | Kocaeli-Kartepe- Eşme
Kısa yoldan Sarıkamış'a seyahat.Hk.

SARIKAMIŞ'A ÖZGÜ SÖZCÜKLERDEN BİR DEMET

Sitemizin değerli okar ve yazarları.Bu yazımla ben,sizleri sılamız Sarıkamış'ta kallandığımız yöresel bazı sözcükleri yazıp hatırlatarak sizleri Sarıkamış'a,hatıralarınıza, ve geçmişinize götürmek istiyorum.Ancak,bu başlık altında Sarıkamış Dergisine de bir yazı yazmıştım.Yazı Derginin 23-24 sayı,Ocak-şubat 2006
sayısında yayınlanmış olup,sitemiz için özel olarak yazdığım bu yazıda oradan alınmış bir tek kelime yoktur.
Buradaki kelimeler sitemize özeldir.
ENCAM :Son.Nihayet hitam manasına Sarıkamış'ta kullasnılan bir kelimedir.(ı ) eki ile de ENCAMI olunca sonucu manasına gelir.
DIĞA :Babası belli olmıyan çocuk.Piç çocuk anlamına gelir.
CELLO_ BELLO :Ayak takımı.Şahsiyeti noksan kimseler.SEviyesiz insanlar anlamınadır.
GURÇÇİKLANMA :Kuyruk sallama.Şirin görünme.Yalakalık yapma anlamlarında kallanılır.
PÜRÇÜKLÜ :Havucun adı Sarıkamış'ta Pürçüklü'dür.
VOLESBİT :Sarıkamışlı bisikleti daha çok bu adla tanır.Hatta
"Yelatı" diyenler de vardır.
DIRÇÇİK :Çift ayak ile atılan tekme anlamındadır.Ki,At ve Eşeklerin böyle bir hareketi tehlikelidir.Hele de nallı ise öldürücüdür.
KALİK :Eski ve altı delik ayakkabı.
GOLLİK :Kuyruğu kısa ya da hiç olmıyan hayvanlara denir.
POTTİK :Kuyruğu yolunmuş tavuk bu sıfatla anılır.

DINAZ ETME :Alaya alma.Gırgır geçme anlamındadır.
GOSALIM:Tek oynanan folklör oyunlarına verilen addır.
BEYMURAT:Muradın gözünde kalsın.Hiç mutlu olamıyasın anlamında bir bedduadır.
BARZIN:Sütü süzmek için kullanılan seyrek gözlü bir bez parçasıdır.
BADYA:Büyük bakır tas.
KIRTİK :Kalan bir küçük parça,anlamınadır.
KERTİ : Bayat.
GUDİK:Köpek eniğine verilen addır.
GUZZİK :Kamburikamburu çıkmış anlamınadır.
KULUN:Daha doğmamış at eşek karnındaki ceninlerin adıdır.
PIKIRMA : Hapşırma.
FIRTIK : Sümüğün adıdır.
Sevgi ve saygılarımla...

Arif Bıçakcı     02 Şubat 2009 17:21 | Aksaray
SERSERİ HAYAT!


Üstümüzde gök kubbe, altımızda tavan,
Hayat çok anlamsız, sanki her şey çok yavan.
Sis çökmüş beyinlere, kafalar olmuş duman,
Ömür çabuk geçiyor, durdurulmuyor zaman.



Yoruldum anlamsız hayat anlayışından.
Bıkılmaz mı hayatın monoton akışından?
Selam sana serseri! Almışsın nasibini,
Keşmekeş dünyanın çile rüzgarlarından.



Ben filozof değilim, kimseye ders veremem!
Ben kendim ağlarken ağlayana gülemem.
Dünyanın çile yükünü çekmemiş insana,
Hayatı yaşadığını asla söyleyemem!

Arif BIÇAKCI

Arif Bıçakcı     02 Şubat 2009 17:19 | Aksaray



İSTANBUL ÖZLEMİ

Ben İstanbul’u gördüm, unutamıyorum!
İçinde kocaman bir tarih yatıyor.
Bir de şimdi görün, utanıyorum!
Tarihi unutmuş bir gençlik yatıyor.



İçimden geldi bu sabah, döküldüm dizelere,
Ben İstanbul’a hasret, İstanbul mazilere.
Hayranım milyonlar barındıran gizemlere,
Gaflette uyanası bir nesil yatıyor!



Kimine sevdadır İstanbul, kimine acı hayat,
Ey koca bunak dünya, fazlalıklarını at!
Kıyamet mi kopmuş ne, İstanbul üzerine?
Kabahatlarla dolu hayat, heyhat ki heyhat!




Sütunlar çarpmış bize, kubbeler çökmüş üstümüze.
Ölü toprağı serpilmiş sanki üzerimize.
Kaldırın başınızı dostlar, silkinelim topraktan!
Uyanma vakti geldi, sabah olmuştur çoktan.



Kandiller yakın artık karanlık yolunuza,
Bırakın tefrikayı, verin omuz omuza!
Birlikte yürüyelim aydınlık yolumuza,
Terk edin serkeşliği, son sözümüz bu dostlar!


Arif BIÇAKCI

cevat yıldız     02 Şubat 2009 14:10 |
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Dikkat ediyorum pek farkedilmeyen bir propoğanda, gezegenimizde herkesi etkis altına almış.İster taraf olsun ister karşı olsun herkes Anti Semitist olmadığını isbat yarışına girmiş.Davosta gösterdiği ve tüm dünya tarafından onaylanan(bizdeki malum kesim hariç)"gezegende herkesin hissiyatına tercüman oldu" ifadeleriyle anılan sayın Başbakanımızın dahi öncelikle yahudi düşmanı olmadığını açıklama ihtiyacı hissetmesi, işte bu propağandanın ne denli güçlü yapıldığını göstermektedir.Bütün dünyada ekonomik,düşünce,siyasi ve askeri konularda en etkili konumda olan bu ırkın temsilcileri malesef bu güçlerini başka insanlar üzerinde korkunç tahakküm kurarak gayri insani bir durum oluşturmuşlardır.İnsanlara zulmeden bu insanlar, zulme uğramış gibi dünya insanlarını kendilerine acındırmayı çok iyi beceriyorlar.Hiç kimse çocukları katledip diğer insanlar tarafından alkışla karşılanmazlar.Amma malesef yahudiler bu işi çok iyi beceriyorlar.Davosta belkide maske biraz aralandı gibi.Birde bu yönüyle Sayın Başbakanımızın çıkışını değerlendirmek lazım.

İsimsiz ŞAİR     01 Şubat 2009 15:24 | ŞIRŞIR

SICAĞ MEHLEMIZ

Evlerımiz yan yanaydi, hepsi bir aradaydi.
İç içeydığ, candığ, gardaştığ,baciydığ,
merttığ, ürekliydiğ.
Heç bir şeyimiz yoğti.
Ama sanki, her şeyimız vardi.
Hangimiz zengindığ, hangimiz fakirdığ
Belli degildi.
Ne bilim işte olan olmiyan,
Geçınır giderdığ.
Çoğ safdığ, çoğ temızdığ, çoğ uşağdığ.
Vızzik Osman;
anasının tavuğlarıni çalardi.
Ataşın içine goyar,
hisli pasli, nasıl iştağli yiyerdığ.
Gemiglerınide Karabaşa verırdığ.
Bögün hem karabaşın,
hem bizım özel günümüzdi.
Anasi dögerdi Vızzig Osmani,
hemde nasıl dögmağ.
Benım yımırtliyan tavuğumi getır diye,
fizah ederdi.
Vızzıg Osman;
“Ana vallah billah tavuğ garnımda”
“Gemigleride karabaşın garnında”
“zuggum ola, tatila ola,
boğazıza asıla, gusasız”
Vızzig Osman; he ana, dedığlerın ola.
Ama yeter da !
Beni döge döge öldürecan daaa.
Selo araya girerdi “tavuğ ğesteydi.
Ölmeden kestığ”
Solmaz ğala, elınde telek,
düşerdi Selonun peşıne.
Gün geldi. Solmaz ğala ğestelendi.
Yatağlara düşti.
Yanına gettığ, zar zor gonuşabilirdi.
“Ola uşağlar, ne ey günnerdi.
“Keşke tavuğlarımi birer birer çalaydız.”
“Size helal olsun.
Galan tavuğlarida siz yiyin” dedi
Çoğ ağladığ , ne geder yuğa ürekliymiş.
Hakkın rehmetıne gavuşti Solmaz ğala,
Tavuğlarıni bize verdıler , vesiyeti vardi.
Kesemedığ, yiyemedığ,
zuggum oldi önümüzde.
Beş tene tavuği, fukaralara verdiğ.
Rehmetliyi çoğ görestığ, çoğ.. çoğ.
İşte biz, beleydığ. Candığ, canandığ, Sarıgamışlıydığ.
Buz gibiydi memleketımız, çoğ sağuğdi.
Evımız, mehlemız, okulumuz, soğağlarımız,
Sımsıcağdi , heç üşümezdığ.
Üregimiznen ısıtırdığ her yeri.
Söbe nın çatır çatır yanmasi ne ğoş olurdi.
Tam yanındaki maggata uzanırdım.
Pişik gibi tünerdım.
Gozalar “çıt çıt çıt”sesi çığararağ,
sanki türki söylerdi.
Guşğananın foğurdamasini dinnemağ bile ayri bir kefdi.
Yamuğ yumuğ çaynigimizin çayi, burun gani gibi olurdi.
Gup taki gayniyan su, yemege, çaya hazır beklerdi.
Pehhh! Ya söbenın fırıni ?
Mikro dalgada neymiş?
Fırınımızın dalğasi, dümeni yoğti.
İçine goyduğun her şeyi, mertce bişirırdi.
Mahlenın bütün evleri, sanki kendi evımızdi.
Garnımız acığtımi, en yağın eve girerdığ
Garnımızi doyurur çığardığ.
Nerde o mehlemız?
Nerde o memleketımız?
Nerde o adamlar?
Nerde o adam gibi adamlar?
Erıdığ,erıdığ yoğ olduğ.


İSİMSİZ ŞAİR


AYHAN DÖŞKAYA     01 Şubat 2009 14:28 | İSTANBUL
SEVGİLİ SARIKAMIŞLI CAN DOSTLARIM
MALÜMÜNUZ ÜZERE OKULLAR TATİL 0LDUKTAN SONRA BENDE BİR KAÇ GÜN TATİL YAPAYIM DEDİM.İSTANBULA GELİRKEN ON PARMAĞI 11 HÜNER OLAN EŞMEDE OTURAN CENGİZ ATİLLA DAYIMA UĞRADIM.BEN ONDAN AYRILDIKTAN BİR KAÇ GÜN SONRA İSTANBULDA BİRAZ SİTEYİ ÖZLEYİP UZAK KALIYIM DERKEN ANCAK BU GÜNE KADAR SABREDEBİLDİM.SİTEYE YENİ ARKADAŞLAR VE BİRÇOK FARKLAR OLUŞMUŞ.BUNDAN DOLAYI BİZİ KAVUŞTUPMA MÜDÜRÜMÜZ(BELKİDE KAVUŞTURMA MÜDÜRÜ OLURMU DERSİNİZ AMA)SAYIN ZEKİ GÜLTEKİN BEYE VE BÜTÜN DOSTLARA SELAMLARIMI SUNARIM. ŞİMDİ BİRKAÇ GÜN SONRA GÖRÜŞMEK DİLEĞİ İLE SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM. AYHAN DÖŞKAYA

SEVDA KAYA     01 Şubat 2009 14:13 | İSTANBUL
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
MERHABALAR SARIKAMIŞLI HEMŞERİLERİM
BEN AYHAN DÖŞKAYANIN YEĞENİ OLURUM.DAYIM İSTANBULA GELDİ VE BENİM BİLGİSAYARIMDAN SİZ SARIKAMIŞLI HEMŞERİLERİMİZİ TANITIRKEN BENDE ÇOK MEMNUN OLDUM VE SİZLERLE İLETİŞİME GEÇMEK İSTEDİM.
BENİSTANBUL ATAŞEHİR İLÇESİ RENLİ KÖŞK ANAOKULUNDA İDARECİ OLARAK GÖREV YAPMAKTAYIM SİZ HEMŞERİLERİMİ TANIŞMAK İÇİN BEKLERİM SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM. 0539-6565023, 0506-7151141 okul 0212-4552955, 0212-4553900

M.ERCAN TOS(memi)     01 Şubat 2009 12:39 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Saygıdeğer Arif Cengiz bey öncelikle hümanist yönlerinizle ayrıca yakınen akrabalık bağlarımızla elbetteki araştırmalarım sonucuda dayım olduğunuzu tahminle size hitaben yazmış olduğum satırlarıma mukabil memnuniyet ve mutlulukla cevabınızı okumuş bulunmaktayım.DAYIM ve tüm dayılarımın ayrıca sarıkamış sevdalısı herkesin benim gönlümde çok özel yerleri vardır.Zeki Gültekin kardeşimlede akrabayız ama o ilk hamleyi benden, benden ondan bekledik durduk,ben ondan büyük olmam münasebeti ile biraz ağırdan almaya çalışsam da,şaka bir yana gerek zeki kardeşim gerek siz ve gerekse akrabalık bağlarımız olan veya olmayan tüm sarıkamışlılar birlik,beraberlik,saygı,sevgi ve hoşgörüye dayalı,aynı duyguları,aynı havayı,aynı suyu beraberce pay etmiş,aynı çatı altında yaşayan bir aileyiz.Ve...bu aile bağlarımızı koparmaksızın devam ettirmek dilek ve temennilerimle,yazışmak görüşmek üzere saygı ve selamlarımı iletiyorum.

Hümeyra SAVSAR     01 Şubat 2009 12:14 | istanbul
Yiğidin Hakkını Verelim...
insanoğlunun en büyük hatalarından biride memnuniyetsizliktir.Hiçbirşeyden memnun olmayız ne umduğumuzu yeriz ne bulduğumuzla yetiniriz.Hep muhalefetiz hep eleştireniz yapmanın değil yıkmanın peşindeyiz...
Kuşkusuz beğenmedikerimizin başında da hükümetler gelir ya çok sağcıdır hükümetler ya çok solcu bazen çok cimridirler bazen çok müsrif zavallılar hiçbir zaman memnun edemezler bizleri...
İşte başbakanımızda yaptığı kahramanlığın ardından tüm memnuniyetsizlerin tüm monsenyörlerin hedefi oldu.Beni anla da istersen öldür der bir arap atasözü işte zavallı erdoğanda yaptığı kahramanlığın sefasını çekemeden anlaşılamamanın cefasını çekiyordur herhalde..
Rengimiz, ırkımız, dinimiz, yönümüZ, cinsimiz ne olursa olsun yiğidin hakkını vermek gerek bu ülke ne başbakanlar gördü asılanı ,kesileni ,şapkalısı, şairi, hanımefendisi beyefendisi eee bekara karı boşamak kolaydır hangisi bu kadar cesur davrandı hangisi böyle dimdik durabildi niye ıkınıp sıkılıyorlardı yoksa kabız mıydı Erdoğandan öncekiler?
ne olursa olsun o gün orada tarihi bir an yaşandı elleri hala kan kokan canavar Erdoğanın tokatıyla sarsıldı.Şimdi bırakalım memnuniyetsizliği beğenmemezliğide yiğidin hakkını verelim...
teşekkürler Erdoğan teşekkürler ...

Cengiz Atila (Em.PTT Müdürü)     01 Şubat 2009 07:36 | Kocaeli-İzmit
Tanışmak Hakkında.

Sayın GÜVEN ÇOPUR

Şimdi ben burada senini ailenin hatta sülalenin köklerini,gövdesini ve kalındallarını yazacağım.Sen de ince dal ve yaprakları kullanarak kendini Sarıkamış ve gurbet kimliğinle tanıtırsan memnun olurum.Zira dost ve arkadaşlarmın uzantılarına soyisimden yola çıkarak bulabiliyorum.
Siz,eski komşularımız Apdullah Çopur ve Salatından doğma Mehettin,Nurettin Sedo ve sonrakilerden misiniz?
Yoksa: 1955 li yıllarda Bezirgangeçit köyünden gelip,Kars caddesine bitişik Aloşka'nın evinin arkasındaki evi alarak biz Karahamza'lılara komşu olan Zekeriya Çopur ve
Zernişandan doğma Memet,Berber Mevlüt,futbolcu Halit ve
sonrakilerden misiniz?
SİZ,HANSI ÇOPURSUNUZ?
Sevgilerimle.

BAHATTİN BEKTAŞ     31 Ocak 2009 18:02 | ANKARA
TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM ÇOK TEŞEKKÜRLER,
YILLARDIR İSRAİL ZULMÜNE SESSİZ KALAN DÜNYA KAMUOYUNA VERDİĞİNİZ İNSANLIK VE ONUR DERSİ İÇİN TEŞEKKÜRLER,
DİK DURUŞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM HİSLERİMİZE TERCÜMAN OLDUNUZ, NE KADAR ONURLU, ADALETLİ VE MAZLUMUN YANINDA YER ALAN BİR MİLLET OLDUĞUMUZU AMERİKANIN ŞIMARIK ÇOCUĞU İSRAİLİN YÜZÜNE BİR TOKAT GİBİ İNDİRDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.BU HAKLI VE ONURLU DAVRANIŞINIZ KARŞISINDA İSRAİL BİLE HAKSIZLIĞINI KABUL EDİP ÖNÜNÜZDE DİZ ÇÖKERKEN, DAHA İLK DAKİKALARDA FİLİSTİN DAVASI YERİNE HAMAS'I SAVUNDUĞUNUZU İDDİA EDEREK ORTAYA ÇIKAN VE İSRAİLDEN ÇOK İSRAİLCİ AÇIKLAMALARDA BULUNAN KÖHNEMİŞ TÜM SİYASETÇİ VE GAZETECİLİRİDE NEFRETLE KINIYORUM.BU KÖHNEMİŞLERİDE İNSANLIĞA DAVET EDİYORUM.BİZE OSMANLI OLDUĞUMUZU BİR KEZ DAHA YAŞATTIĞINIZ İÇİN EN DERİN SAYGILARIMI SUNUYORUM.
TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM, BİNLERCE TEŞEKKÜRLER.



HASAN TERZİOĞLU     31 Ocak 2009 17:54 | İSTANBUL
Sevgili OKTAY YAVLAL bey; Zarif duyarlılığınız neticesi yazmış olduğunuz mesajınız için teşekkür ederim.
İstanbul'da kaldığınız sürede fırsat bulup uğrayamamışsınız. Bunu alacağım olarak yazıyorum. İnşallah ilk
fırsatta ödersiniz...
Oktay bey kardeşim; yazılarınızı zevkle okuyorum..Muthiş bir Sarıkamış ve Sarıkamışlılarla ilgili bilgi birikiminiz var.. Sizi kutluyorum.. Elinize,yüreğinize sağlık...

Çocukluğumun geçtiği Sarıkamış'ta çok güzel anılarım olmuştur.Yıllar öncesinde kalan o günleri ve hatıralarımı şimdi bu sitede sizin ve diğer değerli arkadaşların yazılarında buluyorum..
Bizim yaşımızdaki insanlar 3-5 yıl önce yaşadıklarını unutabiliyor ama çocukluk döneminde yaşadığımız
günleri beynimizin kayıt bölümü çok temiz ve yıpranmamış olduğu için iyi muhafaza ediyor.
30 yıl geçsede dün gibi hatırlıyoruz..

Sizler ; zaman tozlarıyla kaplanmış o dönemlere ait bant kayıtlarımızı yazılarınızla temizleyip,hafızalarımızı
o günlerin güzelliklerine yönlendirdiniz.

Bu güzel yazıları okurken kah gülüyorum,kah duygulanıyorum gözlerim dolu dolu oluyor.
Kaybolmuş oyuncağını bulan bir çocuk gibi seviniyorum..
6 yaşında bir kızım var. Sudem. Ben ona ne verirsem "Babacığım teşekkür ederim "der.Küçücük hediyelerle
çok sevinir..

İşte bende 47 yaşında bir çocuk gibiyim şimdi..

"Bana bilyalarımı verdiğiniz için teşekkür ederim..
"Bana topacımı verdiğiniz için teşekkür ederim..
"Bana çemberimi verdiğiniz için teşekkür ederim..
"Bana kızağımı verdiğiniz için teşekkür ederim..
"Beni Kopun çayırında top oynattığınız için teşekkür ederim..
"Beni Çakırın bacasında bilyalarımla mors,kuyu,baş oynattığınız içinteşekkür ederim..
"Beni Şırşıra,acısuya,soğuk suya,kekliğin dereye,tünel ağzına,hamzanın gölüne götürdüğünüz için teşekkür ederim..
"Bana SARIKAMIŞ'ın unutulmaz simalarını,değerli şahsiyetlerini isimleriyle tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederim...

BU SİTEYE EMEĞİ GEÇEN HERKESE..
İSİMLİ ,İSİMSİZ ŞAİRLERİMİZE..
DEĞERLİ YAZARLARIMIZA..
TÜM SARIKAMIŞLILARA TEŞEKKÜR EDERİM..
Hasan Terzioğlu

Cengiz Atila (Em.PTT Müdürü)     31 Ocak 2009 13:54 | KOcaeli-Kartepe-Eşme.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazma hevesimde olanlara REÇETE.

İ L K Y A Z I

Sarıkamış PTT sinde göreve başladığımda (Mayıs 1960) memurlardan,Sarıkamış'ın yerlisi olarak kimse yoktu.Merkezin onbeş senelik kıdemli memuru Yasin Topuz kendini Sarıkamış'lı saysa da Bardız'lıydı.
Bunun bir sebebi vardı.O da Ulaştırma Bakanı Rıfkı Danışman'ın Erzurum'lu oluşuydu.Ve tüm Merkezlere yapılan memur atamalarını O'nun kartvizitleri belirlerdi.O kartvizitler de Erzurum'luların özellikle de İspir'lilerin Tortum'luların eline geçerdi.O nedenle Her merkezde olduğu gibi, Sarıkamış'ta bunlarla doluydu.
Benim girmiş olduğum PTT sınavını birincilikle kazanmam ve sınavdan önce Mart ayında Radyo servisinde Merkez Müdürü Kemal Soysal'ın yanında bir ay vekil memur olarak çalışmam müdürü bana arka etti.O nedenle Rıfkı Danışman'ın kartvizitini bay-pas edip tayinimin PTT Erzurum Bölge Başmüdürlüğüne yapılmişken iptal ettirip Sarıkamış'a aldırttı.Müdürüm ,vekil olarak çalıştığımda benim neler yapğtığımı gördü,neler yapğabileceğim hususunda da kuvvetli kanaatlar edindi.O nedenle beni Müdürlük Kalemine aldı.
Radyo işleri ile birlikte bu serviste çalışıyorum.
Müdürümüzün idareciliği oldukca tevazu.Merkezin ahenkli oluşu belkide bundan.Müdür,giderek işleri benim önüme sürmeye başladı.Yetmezmiş gibi merkezin en ağır servisi olan koli servisini de mevcut işlerime ek olarak bana verdi.
İşimi seviyor çalışıyorum.Azişmle hevesle çalışıyor tüm işlerin üstesinden de gelebiliyorum.Artı,kendi işlerimin yanında Sarıkamış'lı hemşehrilerime de;koli-havale varakası doldurmak gibi,kimliği olmıyana kefil olmak gibi özel hizmetler de veriyorum.Ama bu vesile ile tüm Sarıkamış'ı adlara soyadları adresleri hatta lakapları ve milliyetleri ile tanıma fırsatı buldum.Ve Onları bir daha da unutmadım.
Müdürüm,işleri bana doğru sürdüükten sonra,önceden yazılar yazdığı POS_TEL mecmuasına daha çok zaman ayırmaya başladı.Yazdıklarını basıma göndermeden önce bana uzatıyor arkasından da.
-Hele bir göz at,bakalım olmuş mu?
Diyor.Ben de okuyorum.Yarıya gelince "çok güzel" bitirince de "eline sağlık mükemmel" diyorum.O da gururlanıyor.Ama ben Müdürümün yayınlanmış-yayınlanmamış bu yazılarını okurken"yazı nasıl yazılıyormuş?" sorusunun cevaplarını "bir gün bana da lazım olur" gerekçesiyle sessiz ve derinden öğreniyorum.
Bu minval üzre günler hafta,haftalkar ay,aylar yıl oldu.Soğuklar ayazlar bitti.Karlar tipiler yaptıklarından utanıp çekip gitti.Buzlar eridi donlar çözüldü,börtüye-böceğe,çiçeği-ağacı,tarlayı tohumu tetikleyip hayat vermeye başladı.Bu cömertlikten memnun olmayan,yolamun üzerindeki AYDIN GARAJI ise içi cerehat dolu bir çıban gibi deşilip tüm bu güzellikleri kirletmeye başladı.
Garajın,Garaj Kahvesinin,gelip gidenin,inip binen yolcuların ihyiyaçlarını giderecek bir tuvalet olmadığından halk,garajın ihata duvarlarının diplerine çömeliyor.Kışın karın buzun içinde iğrençlikleri kaybolan bu durum baharla beraber tüm rezaletini sergilemeye başladı.(1961)
Öğle yemeğinden işe dönerken yolda hep"buna bir çare bulunmalı,ben bu konuda birşey yapabilirmiyim?" diye düşündüm..Sonunda bu rezaleti ifade eden bir yazı yazıp,gazeteye vermeye karar verdim.
SARIKAMIŞ GAZETESİ'nin sahibi ve mesul müdürü Özdemir Kırali'yi mağazada buldum.Selamdan sonra REZALET PANAYIRI
yazımı eline tutuşturdum.Gözlüğünü deyiştirip başladı oumaya.Bitirince de uzunundan bir VAYYY Bee çekti.Bem başka konuşmasına fırsat vermeden"Özdemir Abi bu yazımın gazetenizde yayınlanmasını istiyorum.Mümkün mü?"Dediyimde.
-Sen ne diyorsun Atila Bey?Sen bu kadar önemli bir konuyu yakalamış,bu kadar güzel de diktd etmişsin,bunu neşratmek benim için de gazetem için de şeref olur.Dedi ve ilave etti.Mademki bu denli kabiliyetin var bu tür yazıları devam ettir,çekinme getir.
Tabii ertesi gün yazı,benim imzamla noktasına virgülüne dokunmadan yasyınlandı ve bomba patladı.Savcılık,
gazetede çıkan yazıyı ihbar kabul edip olaya el koydu.Başta Belediye olmak üzere herkese iş ve telaş çıktı.Onbeş gün geçti geçmedi ikisi, erkeklere biri bayanlara olmak üzere üç tuvaleti bitirip hizmete verdiler.İşte o zaman ben Özdemir Abinin uzunundan çektiği"Vay Bee" denben de çektim.
Ve basının bir güç olduğunu,hatta yaptırım gücü olan bir güç olduğunu o zaman anladım.
Üçbuçuk yıllık kdemi doldurup Susuz'a/Cilavuz'a) Müdür
Bey olana kadar Özdemir Kırali ile olan mahabbetimiz fazla sık olmasa da devam etti.Bazen konuları O verdi ben yazdım.Bazen,konuları kendim bulup kendim yazdım ama,yazdıklarımın tamamı müdürümün uyarısı üzerine Özdemir Kırali'nin imzası ile yayınlandı.
Susuz'da ve daha sonra dama taşı gibi dolaştığım oniki merkezde de kalem bir daha elimden düşmedi.Ancak Sarıkamış'tan fasrkı şu oldu.OKUMADAN YAZMANIN YAĞ VE ET KULLANMADAN YAPILAN YAMEĞE BENZEDİĞİNİN FARKINA VARDIM."
Bu essiği gidermek içen de,o günden bu güne günde 2-3 gazete,
haftada birkaç mecmua ve günde 50 sayfa kitap okumayı alışkanlık edindim.Böylece yazmanın yanında okamanın da
tiryakisi olmuştum.PTT nin bütün yayın organlarında.Bayrak Amsterdam Postası Sarıkamış mecmualarında,bulunduğum yerlerim yerel gazetelerinde,özellikle de Ağrı'nın HAKİMİYET
Bilecik'in YARIN gazetelerinde çoğu ses getiren ne yazılar yazdım ne yazılar...
Baktım olacak gibi değil ibreyi Kitap'a çevirdim.Büyük biryüzdesi SARIKAMIŞ olan beş kitap yazdım.(Siponsor bulabilirsem bastırdcağım.)
Şimdi de Zeki Gültekin kardeşimizin büyük özverilerle kurduğu SARİKAMİSLİLAR.COM sitesinde siz sezgili kardeşlerimle beraber olmanın ve de unutulmuşluğu üzerimden atmanın zevkini yaşıyorum.Sizlere faydalkı olabiliyorsam ne mutlu bana.
Tabii bu ilk yazının bir de SON yazısı olacak.Onu da siz kardeşlerim "BU ONUN SON YAZISIYDI" diye yazacak
umarım arkasından da birer Fatiheyi benmden esirgemiyeceksinizdir...

Arif CENGİZ     31 Ocak 2009 13:04 | İSTANBUL
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
DEĞERLİ AĞABEYIM CENGİZ ATİLLABEY:
Bir meslektaşınız ve eski okuyucunuz olarak yazı ve şiirlerinizi büyük bir zevkle okuyorum.horevel şiiriniz beni çocukluğuma götürdü kaleminize ve yüreğinize sağlık selam ve hürmetle ellerınızden öpüyorum.
M.ERCAN TOS BEY:Evet ben ŞEHİTEMİN'liyim tabiki akrabayız müsade et sanada Zeki GÜLTEKİN bey gibi yeğenım diyeyim yeğenlerımle gurur duymak istiyorum.yazılarını ve şiirlerini okuyorum büyük bir haz alıyorum zaten halamın çocuklarının hepsi maşallah tahsilli sizlerle gurur duyuyorum selam ve duaile.
KARDAŞIM VEDE ADAŞIM H.ARİF BEY:Hassasiyet ve tavsiyeler için teşekkürler Dedelarımızın tokadı Davosta kafir peresın yüzüne öyle bir indiki ömür billa unutulmaz.
Ülkemizi Avrupa parlamentosunda Türkiyeyi İsraile benzeten sözde kendilerini gazze gibi gösteren gafillere lanet olsun. benim kanıma dokunan bu ben onun için diyorumki Vatanını bekliyen memet'le dağa gideni ayıralım Türk olruz Kürt oluruz fark etmez bizim temel harcımız ve çimentomuz TÜRKLÜKTÜR gerisi boştur senınde dediğin gibi ALLAH BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZANLARA FIRSAT VERMESIN AMİN.
OKTAY YAVLAL BEY:Renkli kişiliğiniz ve memleket şivesiyle harmanladığın yazılarınla gurbette yanlızlığımızı giderdiğin için sonsuz teşekkürler.devamı bol olsun İnşallahselam ve saygilar sunuyorum.

Arif CENGİZ     31 Ocak 2009 11:54 | İSTANBUL
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Değerli dostumuz merhum Mücahit Kardeşimize Cenabi ALLAH'tan sonsuz Rahmet kederli ailesine ve sevenlerine sabri cemil niyaz ediyorum.mekani Cennet olsun İnşallah.

GÖKMEN BAKİ/ HANDERE     31 Ocak 2009 09:44 |
TÜRKİYE DEVLETİ DAVOSTA SAYIN BAŞBAKANIMIZIN VURDUĞU TOKATLA OSMANLININ HARİTASINI TEKRAR ÇİZMİŞ VE BU MİLLETİN İÇİNDE YENİDEN SELAHADDİN EYYUBİLERİN ÇIKTIĞINI TÜM DÜNYAYA İLAN ETMİŞTİR. TÜM DÜNYA BİLMESİNE BİLMİŞTİR AMA BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN BAZI İRTİCACI ZORBA VA YOBAZLAR SÖZDE CUMHURİYET BEKÇİLERİ SAYIN BAŞBAKANIMIZIN BU TUTUMUNU BİR ŞOV OLARAK NİTELENDİRMEKTE. YAZIKLAR OLSUN SİZLERE. SİZLER KÜFLENMİŞ BEYİNLERİNİZLE ANCAK VE ANCAK BU ÜLKEDE KAOS YARATIP MEMLEKETİ KARANLIĞA İTMEKTEN İLLEGAL TUTUMUNUZLADA BU ÜLKEDE SADECE ZAĞARLIK YAPMAKTAN ÖTEYE GİDEMEZSİNİZ. SİZLER BU ÜLEDE YUNANDAN ERMENİDEN YAHUDİDEN DAHA TEHLİKELİSİNİZ. HİÇ OLMAZSA BUNLARIN DÜŞMAN OLDUĞUNU İLKOKUL ÇOCUĞU BİLE BİLİYOR. AMA SİZLER ZORDA KALDIĞINIZDA BU MİLLETİN ÖNDERLERİNİN ARDINA GEÇİP SİYASET YAPAN VE BUNDAN ÖTEYE GİDEMEYEN GLOBALLEŞEN DÜNYADAN BİHABER DIŞ MİHRAPLARIN KUKLASI DİN DÜŞMANI TÜRK DÜŞMANI VATAN HAİNLERİSİNİZ. SİZLER NE ZAMAN BU ÜLKE DÜZE ÇIKSA SOKAKLARA ÇIKIP EYLEM YAPAN ÜNİVERSİTELERİ KARIŞTIRAN İNSANLARIN BEYİNLERİNE FİTNE FESAT SOKUP ÇAMUR AT İZİ KALSIN DEYİP BU HALK İÇİN ÇALIŞANLARA ŞER ATAN ADLANDIRAMADIĞIM VARLIKLARSINIZ. AMA BU ÜLKEDE SİZE PABUÇ BIRAKACAK KADAR CAHİL İNSAN KALMADI BU ÜLKE VATANDAŞI ARTIK KİMİN NE OLDUĞUNU NEYİN DOĞRU NEYİN YANLIŞ OLDUĞUNU ANLAYACAK DÜZEYE GELDİ.

BAHATTİN BEKTAŞ     30 Ocak 2009 23:21 | ANKARA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Canım kardeşim Selehattin Öğün, sevgili kardeşimiz Mücahit Öğün'ün acı haberini şimdi öğrendim.Sevgili arkadaşım kardeşim Mücahit'e Allahtan rahmet sizlerede başsağlığı ve sabırlar diliyorum.Allahım mekanını cennet etsin.


2822
Mesaj var
<< Başlat < Önceki 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 Sonraki > Son >>