Sevgili Hemşehrilerim,
Bu site basın ahlak kurallarına uymayı alenen kabul eder. Hiç bir kişi, kurum ve kuruluş aleyhinde yazı yazmamaya önem gösterir. Hiçbir siyasi görüşü desteklemez ve devlet büyüklerinin tümüne ayrım gözetmeksizin aynı şekilde saygı kuralları çerçevesinde davranır ve bu durumu bozacak hiçbir yazının yayınlanmasına müsade etmez. Kişileri, ırk, din, dil ve renk gözetmeksizin herkesi eşit kabul eder ve birinin diğerine üstünlük sağlayacak şekilde yazı yazmasına müsade etmez.

Sitemizde bulunan tüm bilgi ve belgeler art niyetli kullanım dışında diğer kardeş siteler tarafından kaynak belirtmeksizin kullanılabilir. Sitede yayınlanan kişilerin kişilik haklarını engelleyecek, aleyhte durum oluşturacak hiç bir yayına müsade etmeyecektir. Bu durumda mağdur kişi lehine taraf olacaktır.

Sitemiz Sarıkamış'lıların tanıtılması, kendilerine güvenin artırılması ve birlik beraberlik ruhunun oluşturmasını kendisine amaç edinmiştir. Bu bağlamda her türlü öneri ve çalışmayı desteklemektedir. Sarıkamış adına yapılacak her türlü etkinlikte bulunmayı görev kabul eder ve bu istikamette yayın yapar.

Saygılarımızla,
Bildirim
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Cumartesi, 23 Ağu 2014
YOU ARE HERE: Anasayfa Ziyaretçi Defteri


Ziyaretçi Defteri

Yeni MesajYeni Mesaj:

HASAN TERZİOĞLLU     04 Şubat 2009 16:19 | İSTANBUL
Sevgili dostlar; Bir ata sözü vardır" iyiliği yap dereye at, balık bilmezse Halık bilir."diye.Gerçekten ata sözlerimiz yaşamımızın içinde sık sık yüzleştiğimiz olayların ,önceden habercisidir.Yüzlerce binlerce atasözlerimiz vardır. Bunlardan faydalanmamız ve kendimize pay çıkarmamız lazım.
Yıllar önce yaşadığım ve unutamadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum..

Ömrünün yaklaşık elli yılını Sarıkamışta geçiren dedem;Hacı Mehmet Terzioğlu'nu Sarıkamış'lıların yaşayan büyükleri çok iyi tanırlar.
Sarıkamış'ın en eski esnaflarından biri olan dedemin son yaşadığı dönemde birde oteli ve yanındada marangoz atölyesi vardı. Üç beş odalı,her odasında talaş sobası
bulunan yün yataklı,yün battaniyeli demir karyolaların bulunduğu otelin bir bölümündede kendisinin kaldığı, odası vardı.

Otelin müşterileri genelde bölgeye yük getiren kamyon şöferleri ve civar köylerden Sarıkamış'a iş için gelenler birde Sarıkamış'ta
lisede okuyan uzak köylerdeki öğrencilerdi.

Dedem ; haftada bir iki gün bizim eve uğrar,diğer zamanlarını otelindeki odasında geçirirdi.Eve geldiği gün nenemin kefi bir başka
olurdu.Orada pişirdiği yemekleri lezzetli olur sofrasında , misafiride eksik olmazdı.

Ellibeş ekran televizyon büyüklüğündeki Isıtmalı radyosundan ajansları (haberleri) dinler,yeleğinin sağ cebindeki köstekli saatinden
namaz saatlerini takip eder,sol cebindeki bozuk paralardanda ara sıra bize harçlık verirdi.

O zamanki parayla dedemden ikibuçuk lira aldıkmı amcaoğlu Faruk'la doğru belediye sinemasına.İki bilet ,iki gazoz,ikide golden gofret.
Keyfte bize...

Dedem 75-76 yıllarında Sarıkamış'tan İstanbula geldikten sonra şubat 1982 yılında Hakkın rahmetine kavuştu.Mekanı cennet olsun.

Sevgili dostlar; ben 1984 yılı yanlış hatırlamıyorsam.Askerden yeni gelmişim.İstanbul çağlayan kavşağında trafik kontrolüne girdim.
O zamanlar trafik çevirmeleri çok olurdu,kullandığım kamyonetinde muaynesi geçmiş belkide sigortası da bitmiş.
Polis yanıma geldi; ehliyet ruhsat.Verdik,çaresiz cezamızın kesilmesini bekliyorum.

Polis bir ehliyete baktı, bir bana baktı "sen Mehmet Terzioğlu'nun nesisin dedi.
Benim aklıma dedem gelmiyorki;öleli iki yıl olmuş.Hangi Mehmet demeye kalmadı bana;"Yahu sen Sarıkamışlı değilmisin"demesiyle
Evet dedim "o benim dedem olur."Memur bey sen dedemi nereden tanıyorsun"deyince,polis memuru bana ;
"Ben Mehmet amcanın ekmeğini çok yedim Sarıkamış'ta lisede okurken onun otelinde kalıyordum; demesiyle benim tüylerim
diken diken olmuş,donup kalmıştım.

O an ona söyleyecek bir kelime bulamadım.;" Hadi yolun açık olsun hemşerim "ben sana ceza yazmıyorum.Mehmet amcaya Allah
rahmet eylesin;demesiyle yola devam ettim.

Bu olay beni çok etkilemişti. İstanbul nere Sarıkamış nere.
Dedemin yaptığı bir iyilik ,yıllar sonra Türkiye'nin bir ucunda beni bulmuştu.

Bu olayı zamanla dostlarımla paylaşır,anlatırım..
Her anlatışımda da tüylerim diken diken olur,duygulanırım...

ALLAH BİZLERİ İYİLİKTEN AYIRMASIN... HasaTerzioğlu

Arif Bıçakcı     04 Şubat 2009 15:45 | Aksaray
SON SEVDA TÜRKÜSÜ

Prangalar vuruldu yüreğime,
Zincirlendi düşüncelerim.
Kilitlendi üstüme sevda yüklü kapılar,
Yasak aşklara kapatıldı yüreğim.

Kırdım prangaları, parçaladım zincirleri,
Bana kim kapatır ki sevda yüklü kapıları?
Sevdaya hasret gönlümle yıkmaz mıyım engelleri?
Kaldırın sevdaların üstündeki çatıları.

Ben sevdaya vuruldum, sevda beni anlamaz,
Sevdanın olmuşum artık, ateşi beni yakmaz.
Vurulsam sevda için, gözümden yaş akmaz,
Ağlayan yüreğimdir, ateş kanla ıslanmaz.

Perçin vurulmaz insanın seven duygularına,
Sinesinde kalp varsa dokunulmaz aşkına,
Vaktiyle aşkın için kırk bir takla atarken,
Sen de karıştırmazdın kimseyi, ateşli sevdalarına.

Arif BIÇAKCI
Admin Comment:Mesaja cevap:
Arif kardeşim,
Bu güzel şiirlerini bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.

Salı günü, Sayın Recep ERGÜL senin İstanbul çok beğendi ve şiirini Yön FM'de ki 'Radyo Postası' programında okudu.
Çok beğenildi haberin olsun.

Selamlarımla,

Zeki GÜLTEKİN

M.ERCAN TOS(memi)     04 Şubat 2009 08:32 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Sevgili Ramazan Karahan..... kardeşim biz arkadaştan ziyade kardeşiz.İstasyon mahallesi demeyeyim de genel olarak Sarıkamışlılar olarak arkadaşlık,dostluk,kardeşlik,komşuluk ve paylaşım bambaşka duygu ve anlam ihtive ederdi vede etmektedir.O günleri özlemle anıyor ve arıyorum.Anılarımızın,çocukluk ve gençlik yıllarımızın buram buram sevgi kokan o yılları geri getirmenin olanaksızlığınıda çok iyi bildiğimiz içindir ki o yılları yadederken derin bir offff çekiyoruz.Hiç unutmam futbola o kadar meraklıyız ki yaz tatillerinde tuğla veya prikette iş bulursak(birde çalışır çalışır paramızı alamazdık)ne ala çalışır,eğer iş bulamazsak her sabah erkenden kozalak toplamaya ormana gider el arabaları ile yakacağımızı getirir,birde karnımızı doyurdukmu biz tutana aşkolsun,istasyon mahallesi bir araya gelir mahalleler arası maçlar yapardık,birgün hiç unutmam kolordu mahallesiye millet bahçesinde maç yapmışız öyle doksan dakika falanda değil,kimin kolunda kol saati varki o zaman beşte devre onda maç bitecek,Taner ikidebir ula oğlum aclıktan geberdik bırak bu kez birkaç gol yiyağda maç bitsin anam velibağı yapacak,ama ben o zaman istasyon mahallesinin kaptanıyım ya yenilgiyi hiç kabul edermiyim hayır diyorum,neyse maç bitti,millet bahçesinde istasyon mahallesine kadar yürüyecez açlıktan sallanmaya başladık.Çarşıda caminin yakınında,günaydın fırınının yanında sıralı manavlar vardı,oraya yaklaştık Fuat ve Nihat yeşilova,Raci ateşçi,soner,taner ben diğer arkadaşları evlerine yollayıp kendi aramızda karar verdik,manavdan birimiz ayvalara,birimiz,karpuz,diğerimiz kavun falan çalmak üzere iş bölümü yaptık,ee pek cesarette edemiyoruz,tanere hadi oğlum önce sen al,kaç diyorum oda sonere bakıyor soner nihata nihat raciye derken düşündüm ilk alıp kaçan en önde kopun çayırında ipi göğüsleyeceği ve yakalanmayacağı için ula bi durun tamam önce ben alacam sizde sırayla alın kaçın buluşma yerimiz kopun çayırı dedim.Elime iki ayva alıp son sürat arkama bakmadan kopun çayırına yaklaştım, arkama baktım ki arkadaşların hepsi burun farkıyla arkam da birtek taner eksik herhalde yolu karıştırmıştır deyip biz ziyafete koyulurken birde ne görelim Tanerin kucağında kendisinden büyük bir karpuz,Tanerle kucağındaki karpuzuda Manav Mahmut amca kucağına almış...gerisini ne siz sorun nede ben anlatim.Gerisini Tanere sorun o onlatır,ne güzeldi o günler...SAYGILARIMLA.

Hacı Arif SUNGUR     03 Şubat 2009 23:03 | KOCAELİ
DEĞERLİ DOSTLARIM,KIYMETLİ HEMŞEHİRLİLERİM.
Dün gece çok güzel ve anlamlı bir olaya şahit olduk.Daha önceden bu site ve diğer sitelerden sizlere duyurmaya çalıştığımız ve izlemenizi istediğimiz,TRT 1 de yayınlanacak olan,değerli hemşehirlimiz YAPIMCI Tayfun TALİPOĞLU'NUN hazırlayıp sunduğu "Nasılsınız" adlı programda değerli bir hemşerimiz,kardeşimiz,SARIKAMIŞTA kurulan ve ev hanımlarını topluma kazandırmak,SARIKAMIŞ kültürünü tanıtmak ve yaşatmak amaçlı kurulan SAKADER adlı Derneğin başkanı Byn. Ülkü BEKTAŞ GÜN kardeşimizde davetli olarak katılmıştı.Gerçekten bu programı izlemek için bir kaç saat öncesinden çok büyük bir heyecan yaşayarak program saatini merakla bekledik.Acaba program nasıl geçecek, kardeşimiz orada kendisini ve çalışmalarını nasıl sunacak ve takdim edecek diye.Değerli kardeşimin kendisine konuşma sırası geldiğinde,konuya son derece vakıf olduğu,sanki bir kaç programa daha önceden katılmışcasına rahat bir şekilde ifade etmesi ve anlatmasını izledikçe,son derece mutlu olduk,ibretle ve iftiharla izledik.Katılımcıların büyük bir çoğunluğu konusunda uzman ve son derece donanımlı olduğundan,onlar arasında kendisinin kararlı ve son derece rahat konuşması,kendisine sunulan bu fırsatı,memleketimizin tanıtılması ve derneğin çalışmalarını daha geniş kitlelere yayılmasını sağlaması açısından son derece iyi kullandığını gururla izledim.

Sakaderin kuruluşundan sonraki çalışmalarını çok yakinen takip etmekteyim.Ne büyük zorluklarla bu işi yürütmeye çalıştıklarını,ne büyük maddi sıkıntılar çektiklerini biliyorum. Yapabileceğim maddi her hangi bir yardımı yapamadığımın derin üzüntüsü içerisindeyim.Bu program ve bundan öncesi ve sonrası yapılan ve yapılacak olan programlarla daha geniş bir kitleye duyurulması sonucunda dilerim maddi sorunlarını da büyük ölçüde çözmüş olurlar.

SAKADER SARIKAMIŞIMIZIN VE GURBETTEKİ DUYARLI BİR ÇOK SARIKAMIŞLI HEMŞERİLERİMİZİN GÖZ BEBEĞİDİR.ONLARLA İFTİHAR EDİYORUZ,GURUR DUYUYORUZ.ONLAR ÜZERİNDE OYNANACAK HER HANGİ BİR OYUNA VE ENGELLEMEYE ŞİDDETLE KARŞISINDA OLACAĞIMIZI BURADAN HAYKIRIYORUM.HİÇ KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR.

SAKADER artık kabuğunu kırmış ve etrafına çekilen çemberi kırmıştır.Kimse bunun önüne geçemeyecektir.Bundan sonra SAKADERİN çalışmalarını engellemek isteyenlerin ve onların çalışmalarını engelleyenlerin utanmalarını,bir kendilerine, birde SAKADERE bakmalarını tavsiye ediyorum.Bu tür davranışlarında hiç hoş karşılanmayacağını buradan söylemek istiyorum.

Bu program vasıtasıyla azda olsa daha geniş bir kitleye sesini duyurarak sorunlarını da çözme noktasında epey bir yol alacağını tahmin ediyorum.Bu nedenle SAKADERİN sorunlarını çözebilmek,onlara maddi ve manevi yardımda bulunmak tüm duyarlı hemşerilerimize düşer.Maddi durumu iyi olan tüm hemşerilerimizi,gurbetteki tük değerli iş adamlarımızı,bürokratlarımızı SAKADERE maddi ve manevi yardımlar yapmaya davet ediyorum.Hiç olmazsa kendilerine olan öz güvenlerini kazanmalarını sağlarlar.

Bu vesileyle SAKADERİN kuruluşundan bu güne kadar maddi ve manevi yardımlarını esirgemeyen Başta Sn.Kars Valimize, Sn.Sarıkamış Kaymakamımıza,Sn Belediye Başkanımız İlhan ÖZBİLEN abimize,Sn Tugay Komutanımıza,SARIKAMIŞLI tüm sanayici,İş adamı,bürokrat ve SAKADERİN çalışmalarını ziyaret ederek takdir eden değerli tüm misafirlerimize sonsuz minnet ve şükranlarımı arz ediyorum.

SAKADERİN TÜM ÜYELERİNE ,fedakar bayan kardeşlerimize,bu zor ve meşakkatli çalışmalarında dolayı teşekkürlerimi sunar,Dernek Başkanı Değerli kardeşim Ülkü BEKTAŞ GÜN nezdinde tüm üyelerine saygılar sunarım.ALLAH YAR VE YARDIMCİLARI OLSUN.YOLLARI AÇIK OLSUN.

Hacı Arif SUNGUR
SARIKAMIŞLILAR DERNEĞİ BAŞKANI






RAMAZAN KARAHAN     03 Şubat 2009 22:32 | İSTANBUL
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Kardeşim Meme,

Gönül yarası ile gene eskileri yad etmişsin,
Eline ve Kalemine sağlık.

Kendine iyi bak.
İstasyon Mah.
Ramazan Karahan

Şefika Turgut     03 Şubat 2009 21:33 |
Sayın Oktay bey kardeşim:Bunlar siteye yazılacak şeylermi?Akşam akşam iştahımızı kabarttınız.ALLAH iyiliğinizi versin.Madem yazdınız
,bize göy peynir gönderin diyeceğim ama Kütahyada ne gezsin bizim göy peynir.Diğerlerini azda olsa taklit edip pişiriyoruz ama kuymağı,çaşırı,göy peyniri çok severim ama elimize geçmiyor.
Sahi Sarıkamışlı hemşehrilerimiz şu an bizim gibi gurbette olanlara göy peynir kargo vasıtasıyla satabilirler.Böyle bir kimse teşebbüste bulunsa ilk müşterisi ben olurdum.
Elinize dilinize sağlık.Göy peyniri yiyemiyorsakta anıları bile güzel.Saygılarımla.

Oktay YAVLAL     03 Şubat 2009 20:48 |

AGİDEYİ NEYDİMKİ OĞUL

Agideyi çok seven kadının kocası ölür.
Aradan uzun zaman geçer.
Adet üzere oğlu, anasına soru sorar;
Ana, sen agideyi çoğ sevirsin,
sene agide mi alim,
yoğsa seni ere mi (kocaya) verim?
Anası içini çeke çeke cevap verir;
"Ola oğul, ben ığdiyar gari.
Agideyi hangi dişiminnen yiyim.

Saygılarımla

OKTAY YAVLAL

Oktay YAVLAL     03 Şubat 2009 18:00 | KÜTAHYA
SARIKAMIŞ MENÜSÜ

Sabah kahvaltılarının bir numaralı yiyeceği baş köşe de yerini alan, “tuluğ peyniriydi””. Eğer birde “göğermiş” ve iyice yeşillenmişse yemesine doyamazdık.
“Çaşırın” zamanı ise sofraya mutlaka salamurası koyulurdu.
Haftalık yapılan “keteler” vazgeçilmezlerimiz arasında yerini alırdı. Bazen rahmetli babam için sabahları “kuymak” yapılırdı. Kuymağın sanki dokunulmazlığı vardı.
Peyniri çok yememiz için anam habire “çoğ yemeyın gurtlanırsız”derdi . Kardeşim Mustafa’da “gurtlanırsam gurtlanim ana, ben yiyecem” derdi. Anam da “ye ye deşilene geder ye”. “Milletınde uşağida var. Bir seferde oturir yiyir gağirler”, “var- yoğ bilmirler” “hele benım halıma”, “bu yedığleri nereye gidir annamirim”, “ola oğul işten degil dişten artar” gibi lafları çok duyardık. Bazende “ola cırıldız yeter da“ derdi. Bizde gerçekten çok oburduk , doymak nedir bilmezdik.
Sofralarımızın bir başka vazgeçilmezi de“tandır ekmeği” idi. Hele birde tandırda yapılan yuvarlak , ortası delik “”gagala” varsa tadına hiç doyulmazdı. Gagalanın biraz kurusuna “kıtirik” denirdi. Sofrada “o kıtirik gagalanın “ mücadelesi verilirdi.
Yöresel, Sarıkamış’a özgü süt ve un karıştırılarak yapılan “gıllorda” kahvaltı sofralarında nadirde olsa bulunurdu.
Seyrekte olsa yapılan “su böreği” sofrada baş köşede yerini alırdı. Sofrada su böreği olduğu gün, herkesin gözü genelde en büyük ve ortadaki dilimde olurdu. Ama emin olunki o büyük dilimi ben kimseye kaptırmazdım.
Sık sık “bişiler” , “mafişler” yapılırdı. “Bişilerin” üzerine toz şeker serpildiği zaman tadı bir başka olurdu. Çok hızlı yerdik. Anam; “ola oğul ğırtlegizde galacağ ” diye serzenişte bulunurdu. Bazen annem haklı çıkardı, “ğırtlegimizde galdıği” da olurdu.
Sarıkamış’ın kendine özgü yemeklerini, Sarıkamış’ın kendi atmosferinde ve doğal şartlarında yemek lazım. Havasından mı , suyundan mı bilemiyorum. Analarımızın pişirdiği, “hörle aşı”, “ayranaşı” , “kesme çorbası” , “erişte aşı” , “evelig aşı” gibi çorbaların tadını çok özlemedik desek yalan olur. Bazen anam ayranaşına “kımı” katarak yapardı. Kımı nın olmadığı zamanlarda “aşotu” katardı. Yani bu çorbaların yanında “tandırda kazı” kızartacan altınada bulgur pilavını koyacan, kazın yağında pişecek öf.. öf...
“Hokkiri” , “ , “haşil” , ”ğıngel”, “Hunk” veya güzel yapılmış bir “çiriş kavurması” da ana menülerimizdendir. Tabi sofradaki yemek ne olursa olsun yanında “erişte “gider.
Evde hiçbir şey olmadığı zamanlarda bile analarımız evdeki bayat ekmeklerle iki dakikada “ekmek aşı” yapar önümüze verirlerdi.
“Evelig kavurması” , “ısırgan kavurması”,” çiriş kavurması” çok yapılırdı. Analarımız “kuşekmeğinin “ bile yemeğini yaparlardı.
Aç kurtlar gibi yemeğe saldırırdık. Biraz yedikten sonra anam başlardı “”yeter oğul yeter cırıldız “” , “işgembelerınde sankim delik var”, “birezdende gelırler ana hasıda yap diyerler” ,”bunar nasıl uşağdır, agobun gazi gibi yiyirler.” , “ben neydecağam anam”, “ ölmirim gurtulim”, “ yiyir yiyirler sorada tıssik ederler”.
Hele bol tereyağlı “velibağı” yapıldığı zaman tepsi tepsi yerdik, bol bol su içerdik. Anam “ola oğul yeter bağ tırığa düşeceğsiz” diye çok ısrar ederdi. Dediği de çıkardı.

Saygılarımla

Oktay YAVLAL

M.ERCAN TOS(memi)     03 Şubat 2009 16:12 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
GÖNÜL YARASI(1998 GÜNEŞ GAZETESİNDE YAYINLANAN ŞİİRİM)
------------
Maziye dargınken,sevemem derken,
Sen çıktın karşıma yıllar sonrası.
Gözyaşımı silip,tam gülecekken,
Yeniden küllendi GÖNÜL YARASI.
Bin kez yemin ettim sevmeyecektim,
Sevipte mecnuna dönmeyecektim,
Acıya,kedere dur diyecektim,
Gene tazelendi,GÖNÜL YARASI.
Tatlı uykularım kabusa döndü,
Mavi umutlarım yeniden söndü,
Kader birkez daha ağını ördü,
Tel tel gazellendi,GÖNÜL YARASI.
İnan ma eyyy MEMİ her tatlı söze,
Aşk yürek işidir aldanma göze,
İşte böyle felek getirir dize,
Yıllar yılı dinmez,GÖNÜL YARASI.
Yaz ve Baharını döndürür kışa,
Acımaz aksada gözünden yaşa,
Kalbin köle olur,kaderin paşa
Yıllarca ağlatır,GÖNÜL YARASI
SAYGILARIMLA

Cengiz Atila (Em.PTT Müdürü)     03 Şubat 2009 15:10 | Kocaeli-Kartepe- Eşme
Kısa yoldan Sarıkamış'a seyahat.Hk.

SARIKAMIŞ'A ÖZGÜ SÖZCÜKLERDEN BİR DEMET

Sitemizin değerli okar ve yazarları.Bu yazımla ben,sizleri sılamız Sarıkamış'ta kallandığımız yöresel bazı sözcükleri yazıp hatırlatarak sizleri Sarıkamış'a,hatıralarınıza, ve geçmişinize götürmek istiyorum.Ancak,bu başlık altında Sarıkamış Dergisine de bir yazı yazmıştım.Yazı Derginin 23-24 sayı,Ocak-şubat 2006
sayısında yayınlanmış olup,sitemiz için özel olarak yazdığım bu yazıda oradan alınmış bir tek kelime yoktur.
Buradaki kelimeler sitemize özeldir.
ENCAM :Son.Nihayet hitam manasına Sarıkamış'ta kullasnılan bir kelimedir.(ı ) eki ile de ENCAMI olunca sonucu manasına gelir.
DIĞA :Babası belli olmıyan çocuk.Piç çocuk anlamına gelir.
CELLO_ BELLO :Ayak takımı.Şahsiyeti noksan kimseler.SEviyesiz insanlar anlamınadır.
GURÇÇİKLANMA :Kuyruk sallama.Şirin görünme.Yalakalık yapma anlamlarında kallanılır.
PÜRÇÜKLÜ :Havucun adı Sarıkamış'ta Pürçüklü'dür.
VOLESBİT :Sarıkamışlı bisikleti daha çok bu adla tanır.Hatta
"Yelatı" diyenler de vardır.
DIRÇÇİK :Çift ayak ile atılan tekme anlamındadır.Ki,At ve Eşeklerin böyle bir hareketi tehlikelidir.Hele de nallı ise öldürücüdür.
KALİK :Eski ve altı delik ayakkabı.
GOLLİK :Kuyruğu kısa ya da hiç olmıyan hayvanlara denir.
POTTİK :Kuyruğu yolunmuş tavuk bu sıfatla anılır.

DINAZ ETME :Alaya alma.Gırgır geçme anlamındadır.
GOSALIM:Tek oynanan folklör oyunlarına verilen addır.
BEYMURAT:Muradın gözünde kalsın.Hiç mutlu olamıyasın anlamında bir bedduadır.
BARZIN:Sütü süzmek için kullanılan seyrek gözlü bir bez parçasıdır.
BADYA:Büyük bakır tas.
KIRTİK :Kalan bir küçük parça,anlamınadır.
KERTİ : Bayat.
GUDİK:Köpek eniğine verilen addır.
GUZZİK :Kamburikamburu çıkmış anlamınadır.
KULUN:Daha doğmamış at eşek karnındaki ceninlerin adıdır.
PIKIRMA : Hapşırma.
FIRTIK : Sümüğün adıdır.
Sevgi ve saygılarımla...

Arif Bıçakcı     02 Şubat 2009 17:21 | Aksaray
SERSERİ HAYAT!


Üstümüzde gök kubbe, altımızda tavan,
Hayat çok anlamsız, sanki her şey çok yavan.
Sis çökmüş beyinlere, kafalar olmuş duman,
Ömür çabuk geçiyor, durdurulmuyor zaman.



Yoruldum anlamsız hayat anlayışından.
Bıkılmaz mı hayatın monoton akışından?
Selam sana serseri! Almışsın nasibini,
Keşmekeş dünyanın çile rüzgarlarından.



Ben filozof değilim, kimseye ders veremem!
Ben kendim ağlarken ağlayana gülemem.
Dünyanın çile yükünü çekmemiş insana,
Hayatı yaşadığını asla söyleyemem!

Arif BIÇAKCI

Arif Bıçakcı     02 Şubat 2009 17:19 | Aksaray



İSTANBUL ÖZLEMİ

Ben İstanbul’u gördüm, unutamıyorum!
İçinde kocaman bir tarih yatıyor.
Bir de şimdi görün, utanıyorum!
Tarihi unutmuş bir gençlik yatıyor.



İçimden geldi bu sabah, döküldüm dizelere,
Ben İstanbul’a hasret, İstanbul mazilere.
Hayranım milyonlar barındıran gizemlere,
Gaflette uyanası bir nesil yatıyor!



Kimine sevdadır İstanbul, kimine acı hayat,
Ey koca bunak dünya, fazlalıklarını at!
Kıyamet mi kopmuş ne, İstanbul üzerine?
Kabahatlarla dolu hayat, heyhat ki heyhat!




Sütunlar çarpmış bize, kubbeler çökmüş üstümüze.
Ölü toprağı serpilmiş sanki üzerimize.
Kaldırın başınızı dostlar, silkinelim topraktan!
Uyanma vakti geldi, sabah olmuştur çoktan.



Kandiller yakın artık karanlık yolunuza,
Bırakın tefrikayı, verin omuz omuza!
Birlikte yürüyelim aydınlık yolumuza,
Terk edin serkeşliği, son sözümüz bu dostlar!


Arif BIÇAKCI

cevat yıldız     02 Şubat 2009 14:10 |
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Dikkat ediyorum pek farkedilmeyen bir propoğanda, gezegenimizde herkesi etkis altına almış.İster taraf olsun ister karşı olsun herkes Anti Semitist olmadığını isbat yarışına girmiş.Davosta gösterdiği ve tüm dünya tarafından onaylanan(bizdeki malum kesim hariç)"gezegende herkesin hissiyatına tercüman oldu" ifadeleriyle anılan sayın Başbakanımızın dahi öncelikle yahudi düşmanı olmadığını açıklama ihtiyacı hissetmesi, işte bu propağandanın ne denli güçlü yapıldığını göstermektedir.Bütün dünyada ekonomik,düşünce,siyasi ve askeri konularda en etkili konumda olan bu ırkın temsilcileri malesef bu güçlerini başka insanlar üzerinde korkunç tahakküm kurarak gayri insani bir durum oluşturmuşlardır.İnsanlara zulmeden bu insanlar, zulme uğramış gibi dünya insanlarını kendilerine acındırmayı çok iyi beceriyorlar.Hiç kimse çocukları katledip diğer insanlar tarafından alkışla karşılanmazlar.Amma malesef yahudiler bu işi çok iyi beceriyorlar.Davosta belkide maske biraz aralandı gibi.Birde bu yönüyle Sayın Başbakanımızın çıkışını değerlendirmek lazım.

İsimsiz ŞAİR     01 Şubat 2009 15:24 | ŞIRŞIR

SICAĞ MEHLEMIZ

Evlerımiz yan yanaydi, hepsi bir aradaydi.
İç içeydığ, candığ, gardaştığ,baciydığ,
merttığ, ürekliydiğ.
Heç bir şeyimiz yoğti.
Ama sanki, her şeyimız vardi.
Hangimiz zengindığ, hangimiz fakirdığ
Belli degildi.
Ne bilim işte olan olmiyan,
Geçınır giderdığ.
Çoğ safdığ, çoğ temızdığ, çoğ uşağdığ.
Vızzik Osman;
anasının tavuğlarıni çalardi.
Ataşın içine goyar,
hisli pasli, nasıl iştağli yiyerdığ.
Gemiglerınide Karabaşa verırdığ.
Bögün hem karabaşın,
hem bizım özel günümüzdi.
Anasi dögerdi Vızzig Osmani,
hemde nasıl dögmağ.
Benım yımırtliyan tavuğumi getır diye,
fizah ederdi.
Vızzıg Osman;
“Ana vallah billah tavuğ garnımda”
“Gemigleride karabaşın garnında”
“zuggum ola, tatila ola,
boğazıza asıla, gusasız”
Vızzig Osman; he ana, dedığlerın ola.
Ama yeter da !
Beni döge döge öldürecan daaa.
Selo araya girerdi “tavuğ ğesteydi.
Ölmeden kestığ”
Solmaz ğala, elınde telek,
düşerdi Selonun peşıne.
Gün geldi. Solmaz ğala ğestelendi.
Yatağlara düşti.
Yanına gettığ, zar zor gonuşabilirdi.
“Ola uşağlar, ne ey günnerdi.
“Keşke tavuğlarımi birer birer çalaydız.”
“Size helal olsun.
Galan tavuğlarida siz yiyin” dedi
Çoğ ağladığ , ne geder yuğa ürekliymiş.
Hakkın rehmetıne gavuşti Solmaz ğala,
Tavuğlarıni bize verdıler , vesiyeti vardi.
Kesemedığ, yiyemedığ,
zuggum oldi önümüzde.
Beş tene tavuği, fukaralara verdiğ.
Rehmetliyi çoğ görestığ, çoğ.. çoğ.
İşte biz, beleydığ. Candığ, canandığ, Sarıgamışlıydığ.
Buz gibiydi memleketımız, çoğ sağuğdi.
Evımız, mehlemız, okulumuz, soğağlarımız,
Sımsıcağdi , heç üşümezdığ.
Üregimiznen ısıtırdığ her yeri.
Söbe nın çatır çatır yanmasi ne ğoş olurdi.
Tam yanındaki maggata uzanırdım.
Pişik gibi tünerdım.
Gozalar “çıt çıt çıt”sesi çığararağ,
sanki türki söylerdi.
Guşğananın foğurdamasini dinnemağ bile ayri bir kefdi.
Yamuğ yumuğ çaynigimizin çayi, burun gani gibi olurdi.
Gup taki gayniyan su, yemege, çaya hazır beklerdi.
Pehhh! Ya söbenın fırıni ?
Mikro dalgada neymiş?
Fırınımızın dalğasi, dümeni yoğti.
İçine goyduğun her şeyi, mertce bişirırdi.
Mahlenın bütün evleri, sanki kendi evımızdi.
Garnımız acığtımi, en yağın eve girerdığ
Garnımızi doyurur çığardığ.
Nerde o mehlemız?
Nerde o memleketımız?
Nerde o adamlar?
Nerde o adam gibi adamlar?
Erıdığ,erıdığ yoğ olduğ.


İSİMSİZ ŞAİR


AYHAN DÖŞKAYA     01 Şubat 2009 14:28 | İSTANBUL
SEVGİLİ SARIKAMIŞLI CAN DOSTLARIM
MALÜMÜNUZ ÜZERE OKULLAR TATİL 0LDUKTAN SONRA BENDE BİR KAÇ GÜN TATİL YAPAYIM DEDİM.İSTANBULA GELİRKEN ON PARMAĞI 11 HÜNER OLAN EŞMEDE OTURAN CENGİZ ATİLLA DAYIMA UĞRADIM.BEN ONDAN AYRILDIKTAN BİR KAÇ GÜN SONRA İSTANBULDA BİRAZ SİTEYİ ÖZLEYİP UZAK KALIYIM DERKEN ANCAK BU GÜNE KADAR SABREDEBİLDİM.SİTEYE YENİ ARKADAŞLAR VE BİRÇOK FARKLAR OLUŞMUŞ.BUNDAN DOLAYI BİZİ KAVUŞTUPMA MÜDÜRÜMÜZ(BELKİDE KAVUŞTURMA MÜDÜRÜ OLURMU DERSİNİZ AMA)SAYIN ZEKİ GÜLTEKİN BEYE VE BÜTÜN DOSTLARA SELAMLARIMI SUNARIM. ŞİMDİ BİRKAÇ GÜN SONRA GÖRÜŞMEK DİLEĞİ İLE SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM. AYHAN DÖŞKAYA

SEVDA KAYA     01 Şubat 2009 14:13 | İSTANBUL
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
MERHABALAR SARIKAMIŞLI HEMŞERİLERİM
BEN AYHAN DÖŞKAYANIN YEĞENİ OLURUM.DAYIM İSTANBULA GELDİ VE BENİM BİLGİSAYARIMDAN SİZ SARIKAMIŞLI HEMŞERİLERİMİZİ TANITIRKEN BENDE ÇOK MEMNUN OLDUM VE SİZLERLE İLETİŞİME GEÇMEK İSTEDİM.
BENİSTANBUL ATAŞEHİR İLÇESİ RENLİ KÖŞK ANAOKULUNDA İDARECİ OLARAK GÖREV YAPMAKTAYIM SİZ HEMŞERİLERİMİ TANIŞMAK İÇİN BEKLERİM SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNARIM. 0539-6565023, 0506-7151141 okul 0212-4552955, 0212-4553900

M.ERCAN TOS(memi)     01 Şubat 2009 12:39 | BURSA
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Saygıdeğer Arif Cengiz bey öncelikle hümanist yönlerinizle ayrıca yakınen akrabalık bağlarımızla elbetteki araştırmalarım sonucuda dayım olduğunuzu tahminle size hitaben yazmış olduğum satırlarıma mukabil memnuniyet ve mutlulukla cevabınızı okumuş bulunmaktayım.DAYIM ve tüm dayılarımın ayrıca sarıkamış sevdalısı herkesin benim gönlümde çok özel yerleri vardır.Zeki Gültekin kardeşimlede akrabayız ama o ilk hamleyi benden, benden ondan bekledik durduk,ben ondan büyük olmam münasebeti ile biraz ağırdan almaya çalışsam da,şaka bir yana gerek zeki kardeşim gerek siz ve gerekse akrabalık bağlarımız olan veya olmayan tüm sarıkamışlılar birlik,beraberlik,saygı,sevgi ve hoşgörüye dayalı,aynı duyguları,aynı havayı,aynı suyu beraberce pay etmiş,aynı çatı altında yaşayan bir aileyiz.Ve...bu aile bağlarımızı koparmaksızın devam ettirmek dilek ve temennilerimle,yazışmak görüşmek üzere saygı ve selamlarımı iletiyorum.

Hümeyra SAVSAR     01 Şubat 2009 12:14 | istanbul
Yiğidin Hakkını Verelim...
insanoğlunun en büyük hatalarından biride memnuniyetsizliktir.Hiçbirşeyden memnun olmayız ne umduğumuzu yeriz ne bulduğumuzla yetiniriz.Hep muhalefetiz hep eleştireniz yapmanın değil yıkmanın peşindeyiz...
Kuşkusuz beğenmedikerimizin başında da hükümetler gelir ya çok sağcıdır hükümetler ya çok solcu bazen çok cimridirler bazen çok müsrif zavallılar hiçbir zaman memnun edemezler bizleri...
İşte başbakanımızda yaptığı kahramanlığın ardından tüm memnuniyetsizlerin tüm monsenyörlerin hedefi oldu.Beni anla da istersen öldür der bir arap atasözü işte zavallı erdoğanda yaptığı kahramanlığın sefasını çekemeden anlaşılamamanın cefasını çekiyordur herhalde..
Rengimiz, ırkımız, dinimiz, yönümüZ, cinsimiz ne olursa olsun yiğidin hakkını vermek gerek bu ülke ne başbakanlar gördü asılanı ,kesileni ,şapkalısı, şairi, hanımefendisi beyefendisi eee bekara karı boşamak kolaydır hangisi bu kadar cesur davrandı hangisi böyle dimdik durabildi niye ıkınıp sıkılıyorlardı yoksa kabız mıydı Erdoğandan öncekiler?
ne olursa olsun o gün orada tarihi bir an yaşandı elleri hala kan kokan canavar Erdoğanın tokatıyla sarsıldı.Şimdi bırakalım memnuniyetsizliği beğenmemezliğide yiğidin hakkını verelim...
teşekkürler Erdoğan teşekkürler ...

Cengiz Atila (Em.PTT Müdürü)     01 Şubat 2009 07:36 | Kocaeli-İzmit
Tanışmak Hakkında.

Sayın GÜVEN ÇOPUR

Şimdi ben burada senini ailenin hatta sülalenin köklerini,gövdesini ve kalındallarını yazacağım.Sen de ince dal ve yaprakları kullanarak kendini Sarıkamış ve gurbet kimliğinle tanıtırsan memnun olurum.Zira dost ve arkadaşlarmın uzantılarına soyisimden yola çıkarak bulabiliyorum.
Siz,eski komşularımız Apdullah Çopur ve Salatından doğma Mehettin,Nurettin Sedo ve sonrakilerden misiniz?
Yoksa: 1955 li yıllarda Bezirgangeçit köyünden gelip,Kars caddesine bitişik Aloşka'nın evinin arkasındaki evi alarak biz Karahamza'lılara komşu olan Zekeriya Çopur ve
Zernişandan doğma Memet,Berber Mevlüt,futbolcu Halit ve
sonrakilerden misiniz?
SİZ,HANSI ÇOPURSUNUZ?
Sevgilerimle.

BAHATTİN BEKTAŞ     31 Ocak 2009 18:02 | ANKARA
TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM ÇOK TEŞEKKÜRLER,
YILLARDIR İSRAİL ZULMÜNE SESSİZ KALAN DÜNYA KAMUOYUNA VERDİĞİNİZ İNSANLIK VE ONUR DERSİ İÇİN TEŞEKKÜRLER,
DİK DURUŞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM HİSLERİMİZE TERCÜMAN OLDUNUZ, NE KADAR ONURLU, ADALETLİ VE MAZLUMUN YANINDA YER ALAN BİR MİLLET OLDUĞUMUZU AMERİKANIN ŞIMARIK ÇOCUĞU İSRAİLİN YÜZÜNE BİR TOKAT GİBİ İNDİRDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.BU HAKLI VE ONURLU DAVRANIŞINIZ KARŞISINDA İSRAİL BİLE HAKSIZLIĞINI KABUL EDİP ÖNÜNÜZDE DİZ ÇÖKERKEN, DAHA İLK DAKİKALARDA FİLİSTİN DAVASI YERİNE HAMAS'I SAVUNDUĞUNUZU İDDİA EDEREK ORTAYA ÇIKAN VE İSRAİLDEN ÇOK İSRAİLCİ AÇIKLAMALARDA BULUNAN KÖHNEMİŞ TÜM SİYASETÇİ VE GAZETECİLİRİDE NEFRETLE KINIYORUM.BU KÖHNEMİŞLERİDE İNSANLIĞA DAVET EDİYORUM.BİZE OSMANLI OLDUĞUMUZU BİR KEZ DAHA YAŞATTIĞINIZ İÇİN EN DERİN SAYGILARIMI SUNUYORUM.
TEŞEKKÜRLER SAYIN BAŞBAKANIM, BİNLERCE TEŞEKKÜRLER.




2828
Mesaj var
<< Başlat < Önceki 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 Sonraki > Son >>